<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" version="2.0">
         <channel>
         <title>Sağlık</title>
         <link>https://www.karamanpostasi.com/saglik/</link>
         <description></description><item>
			<title><![CDATA[Ölümcül zehir hayat kurtarıyor! Türkiye'de üretiliyor]]></title>
			<description><![CDATA[Türkiye'de her yıl özellikle yaz aylarında artış gösteren akrep sokmalarına karşı kullanılan hayat kurtarıcı panzehir, Sağlık Bakanlığı laboratuvarlarında titizlikle yürütülen biyolojik üretim süreciyle hazırlanıyor. Canlı akreplerden belirli aralıklarla elde edilen zehir, uzun süren saflaştırma işl...]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü bünyesindeki Mikrobiyoloji Referans Laboratuvarları ve Biyolojik Ürünler Dairesi Başkanlığında yürütülen üretim kapsamında yılda yaklaşık 10 bin doz antivenom (panzehir) hazırlanıyor.

Laboratuvar sorumlusu Veteriner Hekim Mehmet Ali Kanat, panzehir üretiminde Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinden temin edilen akreplerden yararlanıldığını söyledi.

Laboratuvara getirilen akreplerin kontrollü koşullarda bakılıp beslendiğini belirten Kanat, "Antivenomu, yani akrep panzehrini, akreplerden belirli aralıklarla zehir sağımı yaparak elde ediyoruz." dedi.

Kanat, doğrudan elde edilen venomun üretimde kullanılmadığını belirterek, "Akrepten alınan zehrin içinde farklı doku kalıntıları da bulunuyor. Bunların ayrıştırılması gerekiyor. Aksi halde venom kısa sürede bozulabiliyor. Bu nedenle uzun ve titiz bir saflaştırma sürecinden geçiyoruz." bilgisini paylaştı.

PANZEHİR ÜRETİMİNDE 10 AT KULLANILIYOR
Saflaştırılan venomun protein ve enzim analizleriyle kalite kontrol testlerinden geçirildiğini aktaran Kanat, "Bizim akrep panzehri ürettiğimiz atlarımız var. Şu anda panzehir üretiminde kullandığımız 10 atımız var. Bu atlara düşük dozlarda enjeksiyonlar yapıyoruz. Bu enjeksiyonlardan sonra belli aralıklarda bu atlarımızın kanındaki panzehir miktarını ölçüyoruz" dedi.
Atların bağışıklık sisteminin oluşturduğu antikor seviyesinin düzenli olarak takip edildiğini dile getiren Kanat, şöyle konuştu: "Yeterli düzeye ulaşıldığında atlardan plazma alıyoruz. Daha sonra bu plazmayı tamamen saflaştırıyoruz. Son üründe yalnızca akrep zehrine karşı etkili antikorlar kalıyor. Tüm kontroller yapıldıktan sonra sağlık müdürlüklerimize veriyoruz ve bütün illere dağıtıyoruz. Şu anda Türkiye'nin her yerinde bol miktarda akrep panzehrimiz bulunmakta ve vakaların tedavisinde kullanılmaktadır."

KUZEY AFRİKA VE ORTA DOĞU'DAKİ AKREP TÜRLERİNE KARŞI DAHA ETKİLİ
Türkiye'de üretilen panzehrin özelliğine dikkati çeken Kanat, "Bizim özellikle panzehir üretiminde kullandığımız akreplerimiz, Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki 'androctonus crassicauda' adında bir akrep türü. Bunun zehri çok zengin bir protein yapısı bulunuyor. Bu nedenle buna karşı ürettiğimiz bir panzehir neredeyse Kuzey Afrika'da, Orta Doğu'daki birçok akrep sokma vakalarının tedavisinde kullanılmaya uygun bir panzehir. Böyle de bir avantajı var aynı zamanda" açıklamasında bulundu.

PANZEHİR İHTİYACI YILDA 10 BİN DOZ
Yaz döneminde özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri ile Adana çevresinde akrep sokması vakalarının arttığını ifade eden Kanat, kırsal bölgelerde çadırda veya damda uyuyanların daha fazla risk altında bulunduğunu söyledi.
Kanat, "Panzehrimiz çok etkili ve bütün merkezlerde bulunduğu için herhangi bir ölüm vakası şu ana kadar görülmüyor. Son yıllarda da ciddi bir ölüm vakası görülmedi" dedi.
Bir yıllık bir emek sonunda ancak bir antivenomun üretilebildiğini ifade eden Kanat, "Ülkemizin akrep panzehri ihtiyacı yılda 10 bin doz. Biz bunu rahatlıkla üretiyoruz. Gerekli olduğu durumlarda kapasitemizi de artırabiliriz" diye konuştu.

ÇADIRDA KALANLAR VE DIŞARIDA YATANLAR DİKKAT!
Kanat, akrep sokmalarına karşı uyarılarda da bulundu. Özellikle yaz dönemi dışarıda yatanlar ve kırsalda çadırda kalanların kıyafetlerine, ayakkabılarına dikkat etmesi gerektiğine dikkati çeken Mehmet Ali Kanat, şunları kaydetti:
"Kıyafet içindeki akreplerin sokma vakaları daha şiddetli oluyor. Birkaç yerden sokabiliyorlar. Çizme ve ayakkabı içinde birkaç defa sokabiliyor. Bu da vatandaşın aldığı zehir miktarının artmasına ve daha ciddi sorunlara sebep oluyor. Kıyafetlerini akreplerin giremeyecekleri yerlere asmaları ya da giyerken dikkatli bir şekilde temizlemeleri veya kontrol etmelerini tavsiye ediyoruz."

Mynet.com

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/07/olumcul-zehir-hayat-kurtariyor-turkiye-de-uretiliyor-434.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/07/olumcul-zehir-hayat-kurtariyor-turkiye-de-uretiliyor-434.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/07/olumcul-zehir-hayat-kurtariyor-turkiye-de-uretiliyor-434_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/07/olumcul-zehir-hayat-kurtariyor-turkiye-de-uretiliyor-434.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.karamanpostasi.com/olumcul-zehir-hayat-kurtariyor-turkiye-de-uretiliyor/228195/</link>
			<pubDate>Tue, 21 Jul 2026 09:49:23 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Herkes kilo problemi olarak görüyor: Lipodem nedir?]]></title>
			<description><![CDATA[Toplumda genellikle şişmanlık ile karıştırılan lipödem hastalığına karşı uzman isim uyarılarda bulundu. Dr. Zeynep Alev Özçete, "Bu hastalık ömür boyu doğru yönetilmesi gereken hormonal, genetik ve geçişli bir yağ dokusu sorunudur" dedi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[İzmir Şehir Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Kliniği'nde görev yapan Uzm. Dr. Zeynep Alev Özçete, özellikle kadın hastaların yaşam kalitesini ciddi derecede düşüren ve teşhis konulmakta geç kalınan lipödem (ağrılı yağ birikimi sendromu) hastalığına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Polikliniklere başvuran pek çok kadının bu rahatsızlığı sadece yapısal bir kilo fazlalığı sandığına dikkat çeken Dr. Özçete, hastalığın bilinmeyen yönlerini, tanı kriterlerini ve güncel tedavi yaklaşımlarını paylaştı.

"HASTALARIN YÜZDE 95'TEN FAZLASI KADIN"
Lipödemin özellikle kadınları etkileyen, kronik ve ilerleyici bir yağ dokusu hastalığı olduğunu belirten Uzm. Dr. Zeynep Alev Özçete, hastalığın en belirgin özellikleri hakkında bilgi vererek, "En son 2024 yılı kılavuzlarında da vurgulandığı üzere lipödem, sadece estetik veya kilo kaynaklı bir sorun değil, ağrı komponenti çok yüksek bir sendromdur. Hastaların yüzde 95 ila 99'unu kadınlar oluşturuyor. En önemli ayırt edici özelliği; alt ekstremiteleri yani bacakları simetrik olarak tutması ancak el ve ayakların korunmuş olmasıdır. Dokunmakla hassasiyet, kolay morarma, kılcal damar artışı ve gün sonunda bacaklarda oluşan dolgunluk ile ağrı hissi en sık görülen şikayetlerdir" dedi.
"HER KİLOLU HASTA LİPÖDEM DEĞİLDİR"
Hastalığın tanısının zorluğuna değinen Dr. Özçete, lipödemin sıklıkla lenfödem ve obezite ile karıştırıldığına dikkat çekti. Teşhisin tamamen klinik muayeneye dayandığını ifade eden Özçete, "Her kilolu insan lipödem hastası olmadığı gibi zayıf kişilerde de lipödem görülebilir. Tanıyı koyduracak herhangi bir laboratuvar testi veya görüntüleme yöntemi yoktur. Teşhis, tamamen fiziksel muayene ve hastadan aldığımız şikayet geçmişiyle konur. Son yıllarda sosyal medyanın da etkisiyle farkındalık arttı; artık hastalar bize doğrudan 'Ben lipödem miyim?' sorusu ile gelmekte" ifadelerini kullandı.
İLAÇLA DEĞİL, YAŞAM TARZI DEĞİŞİKLİĞİYLE YÖNETİLİYOR
Lipödemin tedavisinde tek bir mucizevi ilaç veya yöntem olmadığını söyleyen Dr. Özçete, en kritik basamağın hasta eğitimi olduğunu belirtti. Lipödemli yağ dokusunun obezite yağ dokusundan farklı olarak iltihaplı bir yapıda olduğunu vurgulayan Dr. Özçete, beslenme ve egzersiz protokollerine ilişkin şu bilgileri verdi: "Buradaki yağ dokusunun reaksiyonunu azaltmaya yönelik beslenme modelleri uyguluyoruz. Bilimsel çalışmalarda ketojenik diyetin etkinliği gösterilse de uzun vadede sürdürülebilir değil. Bu yüzden klinikte hastalarıma gluten ve kazeini (süt-süt ürünleri) içeren gıdalar, şeker içeriği yüksek yiyecekler, paketli gıdaları dışarıda bırakan antiinflamatuar diyeti öneriyorum. Bahsedilen gıdalar diyetten çıkarıldığında, hastaların ağrılarında ciddi iyileşmeler gözlemliyoruz"

"AĞIR EGZERSİZDEN KAÇININ"
Dolaşımı düzenlemek ve kilo kontrolünü sağlamak için egzersizin şart olduğunu ifade eden Dr. Özçete, "Bacaklarda mikro dolaşım bozukluğu olduğu için büyük kas gruplarını çalıştıracak egzersizleri öneriyoruz. Ancak hastalarımızın eklem yapısını korumak adına çok yoğun, yüksek tonajlı egzersizler yerine, yavaş yavaş artırılan dirençli egzersizleri ve hareketli yaşam tarzını tercih ediyoruz" dedi. Tedavide kullanılan cihazlar ve destekleyici yöntemler hakkında da konuşan Dr. Özçete, İzmir Şehir Hastanesi'nde uygulanan yöntemleri şöyle özetledi: "Kliniğimizde bulunan pnömatik kompresyon (hava basınçlı masaj) cihazları lipödemde tek başına birincil tedavi aracı değildir. Ancak ağrısı ve dolaşım bozukluğu yoğun olan hastalarda dolaşımı desteklemek amacıyla bu cihazlardan faydalanıyoruz. Bunun yanı sıra hastalarımıza gün içindeki dolgunluk hissini azaltmaları için lipödeme özel üretilmiş, orta basınçlı kompresyon (bası) giysileri öneriyoruz. ESWT (şok dalga tedavisi) ve yüksek yoğunluklu lazerler de sürece destek veren diğer yardımcı tekniklerdir."

HORMONAL DÖNEMLERE DİKKAT
Hastalığın kadınlardaki hormonal geçiş dönemlerinde tetiklendiğini belirten Dr. Özçete, "Lipödem genellikle ergenlik, gebelik, menopoz öncesi dönem gibi hormonal piklerin yaşandığı süreçlerde ya da dışarıdan alınan hormon tedavileri sırasında ortaya çıkar veya şiddetlenir. Genetik yatkınlığı olan kadınların bu dönemlerde şikayetlerini artıracak faktörlerden uzak durması, beslenmesine dikkat etmesi ve hareketli bir yaşamı benimseyerek hastalığı yönetmeyi öğrenmesi hayati önem taşımaktadır" dedi.

 

Mynet.com
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/07/herkes-kilo-problemi-olarak-goruyor-lipodem-nedir-434.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/07/herkes-kilo-problemi-olarak-goruyor-lipodem-nedir-434.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/07/herkes-kilo-problemi-olarak-goruyor-lipodem-nedir-434_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/07/herkes-kilo-problemi-olarak-goruyor-lipodem-nedir-434.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.karamanpostasi.com/herkes-kilo-problemi-olarak-goruyor-lipodem-nedir/228194/</link>
			<pubDate>Tue, 21 Jul 2026 09:49:23 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Uzmanlar uyardı! Her sinek ısırığı masum değil]]></title>
			<description><![CDATA[Yaz aylarında sıcaklıkların artmasıyla sivrisinek ve diğer böcek ısırıklarının da daha sık görülmeye başladığını belirten Dermatoloji Uzmanı Dr. Osman Vural, “Yaz aylarında insanların açık havada daha fazla zaman geçirmesi ve ince, koruyuculuğu düşük kıyafetler tercih etmesi, cildin böcek temasına m...]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Yaz aylarında sinek ve böcek ısırıklarının neden daha sık görüldüğünü anlatan Medical Park Ataşehir Hastanesi'nden Dermatoloji Uzmanı Dr. Osman Vural, "Yaz aylarında sıcaklıkların artmasıyla sivrisinek ve diğer böcek ısırıkları da daha sık görülmeye başlıyor. Açık havada geçirilen sürenin uzaması, ince kıyafetlerin tercih edilmesi ve doğa ile temasın artması, cildin böcek temasına daha açık hale gelmesine neden oluyor. Çoğu zaman hafif belirtilerle seyreden sinek ısırıkları bazı durumlarda ciddi reaksiyonlara, enfeksiyonlara ve hatta alerjik şoka yol açabiliyor" diye konuştu.
Uzm. Dr. Vural, "Hava sıcaklıklarının yükselmesiyle sivrisinek ve diğer böcek türlerinin aktivitesi artıyor. Yaz aylarında insanların açık havada daha fazla zaman geçirmesi ve ince, koruyuculuğu düşük kıyafetler tercih etmesi, cildin böcek temasına maruz kalma riskini artırıyor. Ayrıca doğa ve açık hava odaklı tatillerin bu dönemde yaygınlaşması, kişileri böceklerin doğal yaşam alanlarına daha fazla yaklaştırıyor. Tüm bu nedenlerle sinek ve diğer böcek ısırıkları yaz aylarında daha sık görülüyor” diye konuştu.
‘HER BÖCEK ISIRIĞI AYNI DEĞİL’
Sivrisinek, arı, kene ve diğer böcek ısırıkları arasında farklar bulunduğunu belirten Uzm. Dr. Vural, “Sivrisinek ısırıkları genellikle küçük, kaşıntılı ve kırmızı kabarıklıklar şeklinde ortaya çıkar. Arı sokmaları çoğu zaman daha ağrılıdır ve sokulan bölgede belirgin şişlik oluşturur. Keneler ise diğer böceklerden farklı olarak cilde tutunur ve uzun süre yapışık kalabilir. Kene çıkarıldıktan sonra tutunduğu bölgede küçük bir iz veya hafif kızarıklık görülebilir” ifadelerini kullandı.
‘BASİT REAKSİYONLA TEHLİKELİ TABLO KARIŞTIRILMAMALI’
Sinek ısırıklarının çoğunda hafif kızarıklık, kaşıntı ve küçük çaplı şişliklerin normal kabul edildiğini söyleyen Uzm. Dr. Vural, bazı belirtilerin ise alarm işareti olabileceğine dikkat çekti. Uzm. Dr. Vural, “Şişliğin hızla yayılması, yüksek ateş, nefes darlığı, baş dönmesi veya genel durum bozukluğu gibi belirtiler ciddi bir reaksiyonun işareti olabilir. Böyle durumlarda vakit kaybetmeden tıbbi değerlendirme yapılmalıdır” dedi.
Kaşıntı, kızarıklık ve hafif şişliğin genellikle birkaç gün içinde kendiliğinden gerileyebileceğini dile getiren Uzm. Dr. Vural, bazı kişilerde daha geniş çaplı lokal şişliklerin de görülebileceğini söyledi. Vural, “Şişliğin giderek büyümesi, şiddetli ağrı, akıntı, ateş, halsizlik ya da belirtilerin bir haftadan uzun sürmesi halinde doktora başvurulmalıdır” dedi.
‘ÇOCUKLAR VE HASSAS CİLT YAPISINA SAHİP KİŞİLER DAHA RİSKLİ’
Çocuklarda ve atopik dermatit gibi hassas cilt hastalığı bulunan kişilerde bağışıklık sisteminin daha belirgin tepki verebildiğini belirten Uzm. Dr. Vural, bu nedenle sinek ısırıklarına bağlı kaşıntı, kızarıklık ve şişliğin daha yoğun görülebildiğini söyledi.
‘KAŞIMAK ENFEKSİYON RİSKİNİ ARTIRIYOR’
Sinek ısırıklarının yalnızca kaşıntı ile sınırlı olmadığını kaydeden Uzm. Dr. Vural, “Yoğun kaşıma sonucu cilt bütünlüğü bozulduğunda bakteriler bölgeye yerleşebilir ve enfeksiyon gelişebilir. Bu nedenle bölgenin kaşınmaması ve temiz tutulması önemlidir” diye konuştu.
Bazı sivrisinek türlerinin enfeksiyon hastalıklarının bulaşmasında rol oynadığını hatırlatan Uzm. Dr. Vural, “Sıtma, Batı Nil humması, dang humması, Chikungunya ve Zika virüsü gibi hastalıklar sivrisinekler aracılığıyla bulaşabiliyor. Bu hastalıkların görülme sıklığı bölgelere göre değişiklik gösteriyor. Türkiye’de rutin olarak yaygın görülmese de iklim değişiklikleri ve seyahatler nedeniyle küresel riskler yakından takip ediliyor” dedi.
‘İLK MÜDAHALE ÖNEMLİ’
Sinek ısırığı sonrası ilk yapılması gerekenlere de değinen Uzm. Dr. Vural, “Öncelikle bölge sabunlu suyla temizlenmeli. Ardından 10-15 dakika süreyle soğuk uygulama yapılması kaşıntı ve şişliği azaltmaya yardımcı olabilir. Gerekli durumlarda hekim önerisiyle antihistaminik ilaçlar veya kısa süreli topikal kortikosteroid kremler kullanılabilir” açıklamasında bulundu.
‘ALERJİK ÇOK BELİRTİLERİNE DİKKAT’
Bazı durumlarda sinek ısırıklarının ciddi alerjik reaksiyonlara yol açabileceğini vurgulayan Uzm. Dr. Vural, “Nefes darlığı, dil veya boğazda şişme, yaygın kurdeşen, çarpıntı, baş dönmesi, bayılma hissi veya bilinç kaybı anafilaksi olarak bilinen ciddi alerjik reaksiyonun belirtileri olabilir. Bu durumda derhal acil tıbbi yardım alınmalıdır” dedi.
‘KORUNMAK İÇİN BASİT ÖNLEMLER ETKİLİ OLABİLİR’
Yaz aylarında sinek ısırıklarından korunmak için alınabilecek önlemleri sıralayan Uzm. Dr. Vural, “Açık renkli ve uzun kollu kıyafetler tercih edilmeli, riskli bölgelerde sineklik ve cibinlik kullanılmalı, sivrisineklerin üreyebileceği durgun su kaynaklarından uzak durulmalı ve uygun sinek kovucu ürünlerden yararlanılmalıdır. Özellikle çocuklar ve hassas cilt yapısına sahip bireylerde bu koruyucu önlemler daha da önemlidir” diyerek sözlerini noktaladı.

Mynet
  |  
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/07/uzmanlar-uyardi-her-sinek-isirigi-masum-degil-5744.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/07/uzmanlar-uyardi-her-sinek-isirigi-masum-degil-5744.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/07/uzmanlar-uyardi-her-sinek-isirigi-masum-degil-5744_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/07/uzmanlar-uyardi-her-sinek-isirigi-masum-degil-5744.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.karamanpostasi.com/uzmanlar-uyardi-her-sinek-isirigi-masum-degil/228163/</link>
			<pubDate>Tue, 14 Jul 2026 13:24:41 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Neredeyse her evde var! Bu hastalıklara yol açabiliyor]]></title>
			<description><![CDATA[Erzincan'da sıcaklık değerlerindeki yükseliş, klima kullanımını da arttırırken beraberinde ciddi sağlık sorunlarına da neden olabiliyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Uzmanlar, sıcak havalarda konforlu olabilmek ve verimli çalışabilmek için kullanılan klimaların aynı zamanda insan sağlığı açısından ciddi sorunlara da yol açabildiğini belirtti.
Klima yoluyla bulaşan en önemli hastalığın "klima hastalığı" olarak da adlandırılan "lejyoner hastalığı" olduğunu belirten uzmanlar, "Lejyoner hastalığı, Legionelle Pneumophilia adlı bir bakterinin sebep olduğu bir zatürredir. Bu bakteri, klimaların filtre sistemlerinde, uygun nem ve ısıda çoğalıp buralardan ortam havasına dağılmaktadır. Salgınlar sıklıkla otel ve hastanelerde olmakla birlikte, tek tek vakalar olarak da bildirilmiştir. İnsandan insana bulaştığı görülmemiştir. Akciğerlere girişi için tespit edilen en önemli yollar, solunum cihazları, havalandırma sistemleri ve hastanelerde solunum yollarına uygulanan birtakım işlemlerdir.

VÜCUT DİRENCİ DÜŞÜKLERDE DAHA KOLAY YER EDER
Hastalık vücut direnci düşük kişilerde daha kolay yer edebilir. Şeker hastaları, alkolikler, kemoterapi hastaları, kronik böbrek ve akciğer hastalığı olan kişilerde oluşumu daha yüksek oranlardadır. En yaygın kolaylaştırıcı faktör sigara içilmesidir" dedi.
Özellikle iyi temizlenmeyen klimalarda üreyebilecek küf mantarlarının alerjik rinit ve alerjik astıma sebep olabileceğinin de unutulmaması gerektiğini ifade eden uzmanlar, araçlardaki klimaların doğru kullanılmamasının da sinüzit, kulak iltihapları ve yüz felci gibi sorunlara neden olabildiğini, bu yüzden araçlarda klima kullanırken havanın direkt yüze ve göğse değil, ön cama doğru yönlendirilmesi bu sorunların oluşmasını engelleyeceğini belirtti.

 

Mynet
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/07/neredeyse-her-evde-var-bu-hastaliklara-yol-acabiliyor-5744.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/07/neredeyse-her-evde-var-bu-hastaliklara-yol-acabiliyor-5744.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/07/neredeyse-her-evde-var-bu-hastaliklara-yol-acabiliyor-5744_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/07/neredeyse-her-evde-var-bu-hastaliklara-yol-acabiliyor-5744.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.karamanpostasi.com/neredeyse-her-evde-var-bu-hastaliklara-yol-acabiliyor/228162/</link>
			<pubDate>Tue, 14 Jul 2026 13:24:41 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Mangal uyarısı! Uzun süre maruz kalmak kanser riskini artırıyor]]></title>
			<description><![CDATA[Prof. Dr. Erdoğan Kunter, mangal dumanında bulunan renksiz ve kokusuz bazı toksik gazların uzun vadede akciğer sağlığını olumsuz etkileyebileceğini belirtti.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Prof. Dr. Kunter, aylarının öne çıkan etkinliklerinden mangalın beraberinde getirebildiği fark edilmeyen sağlık risklerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Kunter, mangal sırasında açığa çıkan bazı renksiz ve kokusuz toksik gazların uzun vadede akciğer sağlığını olumsuz etkileyebileceğini kaydetti.
Dumanın içerdiği bazı maddelerin solunum sistemi için risk oluşturabildiğini aktaran Kunter, özellikle fark edilmeyen toksik gazlara uzun süre maruz kalmanın astımı tetikleyebileceğini ve akciğer hastalıklarına zemin hazırlayabileceğini belirtti.
Kunter, mangal sırasında kömür ve tutuşturucu malzemelerin yanmasıyla çeşitli toksik maddelerin açığa çıktığını vurgulayarak, "Mangal dumanında bulunan polisiklik aromatik hidrokarbonlar gibi bazı maddeler renksizdir ve bazen rahatsız edici bir kokuya da sahip değildir. Bu nedenle fark edilmeden solunabilir. Görünmeyen bu gazlara mümkün olduğunca maruz kalmamak ve dumanı doğrudan solumamak büyük önem taşıyor." ifadelerini kullandı.
Özellikle sık mangal yapan kişilerin daha dikkatli olması gerektiğini aktaran Kunter, bu maddelerin astım hastalarında atakları tetikleyebildiğine dikkati çekti.
Kunter, mangal dumanına sürekli maruz kalan kişilerde uzun vadede KOAH gibi kronik solunum yolu hastalıklarının gelişme riskinin artabildiğine vurgu yaparak "Özellikle bunu meslek haline getiren veya çok sık yapan kişiler açısından risk daha yüksektir." değerlendirmesini yaptı.
Mangal dumanındaki bazı kimyasalların uzun süreli maruziyet durumunda ciddi sonuçlar doğurabileceğini ifade eden Kunter, şunları kaydetti:
"Bir kez mangal yapmak elbette akciğer kanserine neden olmaz. Ancak bu toksik gazlara sık ve uzun süre maruz kalmak akciğer kanseri riskini artırabilir. Bu nedenle mangal yaparken iyi havalandırılan alanlar tercih edilmeli ve çıkan duman mümkün olduğunca solunmamalıdır."
  |  mynet
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/07/mangal-uyarisi-uzun-sure-maruz-kalmak-kanser-riskini-artiriyor-5744.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/07/mangal-uyarisi-uzun-sure-maruz-kalmak-kanser-riskini-artiriyor-5744.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/07/mangal-uyarisi-uzun-sure-maruz-kalmak-kanser-riskini-artiriyor-5744_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/07/mangal-uyarisi-uzun-sure-maruz-kalmak-kanser-riskini-artiriyor-5744.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.karamanpostasi.com/mangal-uyarisi-uzun-sure-maruz-kalmak-kanser-riskini-artiriyor/228161/</link>
			<pubDate>Tue, 14 Jul 2026 13:24:41 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sakın hafife almayın: Kanser riskini genç yaşlara taşıyor]]></title>
			<description><![CDATA[Kolon ve rektum kanserlerinin, uzun yıllar daha çok ileri yaş hastalığı olarak bilindiğini ancak son yıllarda bu kanserlerin genç yetişkinlerde daha sık görüldüğünü belirten Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Süleyman Günay, “Güncel araştırmalar, bazı bağırsak bakterilerinin ürettiği ‘kolibaktin’ adlı...]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Gastroenteroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Süleyman Günay, kolorektal kanserlerde erken tanının önemine, belirtilere ve modern endoskopik tedavi yöntemlerinden biri olan ESD’ye ilişkin bilgi verdi.
Doç. Dr. Süleyman Günay, “Özellikle genç yetişkinlerde makattan kanama çoğu zaman hemoroid olarak değerlendirilmekte, dışkılama düzenindeki değişiklikler ise stres ya da beslenme düzensizliğiyle ilişkilendirilebilmektedir. Oysa genç yaşta olmak, kolorektal kanser riskinin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez” diye konuştu.
Son yıllarda 45 yaş altındaki yetişkinlerde özellikle rektal kanserle ilgili artışların dikkat çektiğini ifade eden Doç. Dr. Güna, “Bu nedenle makattan kanama ya da dışkılama alışkanlığındaki değişiklikler ‘basit bir sorun’ olarak görülmemeli; dışkıda kan, açıklanamayan kansızlık, kilo kaybı, yeni başlayan kabızlık veya ishal gibi bulgular da ciddiye alınmalıdır” dedi.
‘RİSK FAKTÖRLERİ YALNIZCA GENETİK DEĞİL’
Doç. Dr. Günay, “Kolorektal kanserlerde genetik yatkınlık önemli bir faktör olsa da hastalık yalnızca genetik nedenlerle açıklanmamaktadır. Aşırı kilo, hareketsiz yaşam, sigara ve alkol kullanımı, sağlıksız beslenme, ultra işlenmiş gıdaların sık tüketilmesi ve bağırsak florasını etkileyen çevresel faktörler de risk üzerinde etkili olabilmektedir. Gereksiz antibiyotik kullanımı da bağırsak mikrobiyotasında dengesizliğe yol açarak sindirim sistemi sağlığını olumsuz etkileyebilir. Bağırsak florasıyla ilgili son araştırmalarda kolibaktin adlı toksinin öne çıkması, sindirim sistemi sağlığının korunmasının önemini bir kez daha göstermektedir” ifadelerini kullandı.
‘BELİRTİ BEKLEMEDEN TARAMA YAPTIRIN’
Kolorektal kanserde erken tanının, tedavi başarısını doğrudan etkileyen en önemli faktörlerden biri olduğunu belirten Doç. Dr. Günay, “Bu nedenle hiçbir şikayet olmasa bile özellikle 45 yaşından sonra kolonoskopi taraması yapılması önerilmektedir. Ailesinde kolon ya da rektum kanseri öyküsü olanlar veya alarm belirtileri yaşayan kişilerde ise tarama yaşı hekim tarafından daha erken planlanabilir. Kolonoskopi yalnızca kanseri erken yakalamak için değil, kanser gelişmeden önce riskli polipleri saptayıp çıkarmak için de önemli bir yöntemdir. Böylece bazı vakalarda kanser gelişimi başlamadan önlenebilir” dedi.
‘ERKEN EVREDE KESİ OLMADAN TEDAVİ MÜMKÜN’
Doç. Dr. Süleyman Günay, “Kolorektal kanser ya da sindirim sistemindeki bazı riskli lezyonlar erken evrede yakalandığında, her zaman büyük bir ameliyat gerekmez. Endoskopik Submukozal Diseksiyon yani ESD, uygun hastalarda tümörlü ya da kanserleşme riski taşıyan dokunun herhangi bir kesi yapılmadan endoskopik olarak çıkarılmasını sağlar. ESD işleminde ağızdan ya da makattan girilen ince bir endoskop kullanılır. Karında kesi açılmaz. Yalnızca hastalıklı alan hedeflenir, sağlıklı organ dokusu mümkün olduğunca korunur. Hastalıklı doku milimetrik hassasiyetle çevresinden ayrılır ve tek parça halinde çıkarılır” ifadelerini kullandı.
‘HASTA KONFORU VE ORGAN KORUYUCU TEDAVİ ÖN PLANDA’
Doç. Dr. Günay son olarak şu değerlendirmelerde bulundu:
“ESD işlemi sonrası süreç hastalar açısından genellikle daha konforludur. Çoğu hasta aynı gün ya da kısa süreli takip sonrasında taburcu edilebilir. Günlük yaşama ve işe dönüş süresi klasik cerrahiye göre daha kısa olabilir. Özellikle kalın bağırsak ve rektum lezyonlarında organ koruyucu yaklaşımlar yaşam kalitesi açısından büyük önem taşır. Ancak ESD her hastaya uygulanabilen bir yöntem değildir. Bu tedavinin başarısı doğru hasta seçimine, lezyonun erken evrede saptanmasına ve işlemi gerçekleştiren ekibin deneyimine bağlıdır.”
  |  mynet.com
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/07/sakin-hafife-almayin-kanser-riskini-genc-yaslara-tasiyor-3909.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/07/sakin-hafife-almayin-kanser-riskini-genc-yaslara-tasiyor-3909.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/07/sakin-hafife-almayin-kanser-riskini-genc-yaslara-tasiyor-3909_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/07/sakin-hafife-almayin-kanser-riskini-genc-yaslara-tasiyor-3909.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.karamanpostasi.com/sakin-hafife-almayin-kanser-riskini-genc-yaslara-tasiyor/228106/</link>
			<pubDate>Wed, 01 Jul 2026 11:35:32 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sıcaklar arttı, risk büyüdü! Yaşlıların mutlaka dikkat etmesi gereken 5 kural]]></title>
			<description><![CDATA[Uzm. Dr. Fatma Gülçin Özalp, "Yaz aylarında yeterli sıvı ve protein alımı, yaşlı bireylerin sağlığını korumanın en önemli anahtarıdır" dedi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Yaz mevsimi, yaşlı bireyler için yalnızca sıcak havaların değil; dehidratasyon, elektrolit dengesizlikleri ve yetersiz beslenme riskinin de arttığı kritik bir dönem olarak öne çıkıyor. Yaşlanmayla birlikte susama hissinin azalması, böbrek fonksiyonlarında görülen değişiklikler, kronik hastalıkların varlığı ve çoklu ilaç kullanımı sıcak havaların olumsuz etkilerini daha belirgin hale getiriyor.

İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Fatma Gülçin Özalp, yaz aylarında yaşlı bireylerin beslenme ve sıvı tüketimine özel önem verilmesi gerektiğini belirterek, alınacak basit önlemlerle ciddi sağlık sorunlarının büyük ölçüde önlenebileceğini söyledi.
"SUSAMAYI BEKLEMEDEN SU TÜKETİLMELİ"
Yaz aylarında yaşlı bireylerde en önemli hedefin yeterli sıvı alımını sağlamak olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Fatma Gülçin Özalp, yaş ilerledikçe susama hissinin zayıfladığına dikkat çekti. Yaşlı bireylerin çoğu zaman susuzluk hissini yeterince algılayamadığını söyleyen Özalp, "Bu nedenle susamayı beklemeden gün boyunca düzenli aralıklarla su tüketmeleri gerekir. Ayran veya şekersiz komposto gibi içecekler de günlük sıvı alımını destekleyebilir. Ancak kalp yetmezliği, böbrek hastalığı bulunan veya idrar söktürücü ilaç kullanan kişilerde sıvı tüketimi mutlaka hekim önerisine göre planlanmalıdır" ifadelerini kullandı.
Özalp, halsizlik, baş dönmesi, tansiyon düşüklüğü, bilinç bulanıklığı ve düşme sıklığında artışın dehidratasyonun erken belirtileri arasında yer aldığını, bu belirtilerin ihmal edilmemesi gerektiğini ifade etti.
"PROTEİN TÜKETİMİ KAS KAYBINI ÖNLÜYOR"
Yaşlılık döneminde kas kütlesi ve kas gücünde azalma ile seyreden sarkopeninin önemli sağlık sorunlarından biri olduğunu belirten Uzm. Dr. Özalp, sıcak havalarda iştah azalsa bile protein tüketiminden vazgeçilmemesi gerektiğini söyledi.
Özalp, sözlerine şöyle devam etti: "Yumurta, süt ve süt ürünleri, balık, tavuk eti ve kurubaklagiller gibi kaliteli protein kaynakları günlük beslenmede mutlaka yer almalıdır. Yeterli protein alımı kas gücünün korunmasına, hareket kabiliyetinin sürdürülmesine ve bağımsız yaşamın desteklenmesine katkı sağlar."
HAFİF AMA BESLEYİCİ ÖĞÜNLER TERCİH EDİLMELİ
Sıcak havalarda ağır ve yağlı yemeklerin yerine besin değeri yüksek, sindirimi kolay öğünlerin tercih edilmesi gerektiğini belirten Özalp, yaz sofralarında zeytinyağlı sebze yemekleri, yoğurtlu öğünler, mevsim salataları, ızgara veya haşlanmış etler ile tam tahıllı besinlerin ön planda olması gerektiğini ifade etti. Uzun süre aç kalmanın ve öğün atlamanın yaşlı bireylerde yetersiz beslenme riskini artırdığına dikkat çeken Özalp, düzenli beslenme alışkanlığının korunmasının önemini vurguladı.
Yaz mevsiminde su içeriği yüksek meyve ve sebzelerin tüketiminin artırılması gerektiğini belirten Uzm. Dr. Fatma Gülçin Özalp, "Karpuz, kavun, şeftali, kayısı, salatalık ve domates hem sıvı alımına katkı sağlar hem de vitamin, mineral ve antioksidan açısından önemli destek sunar. Ancak diyabet hastalarında meyve tüketiminde porsiyon kontrolü ihmal edilmemelidir" dedi.
GIDA GÜVENLİĞİ İHMAL EDİLMEMELİ
Yaz aylarında besin kaynaklı enfeksiyon riskinin arttığını hatırlatan Özalp, yaşlı bireylerde bağışıklık sisteminin daha zayıf olması nedeniyle bu enfeksiyonların daha ağır seyredebildiğini belirtti. Özalp, "Pişmiş yemekler oda sıcaklığında uzun süre bekletilmemeli, et ve süt ürünlerinde soğuk zincir korunmalı, açıkta satılan gıdalardan uzak durulmalı, meyve ve sebzeler tüketilmeden önce mutlaka iyice yıkanmalıdır" dedi.
Yaşlı bireylerde gereksiz ve katı diyet uygulamalarının da sağlık açısından risk oluşturabileceğine dikkat çeken Uzm. Dr. Fatma Gülçin Özalp, çok düşük kalorili ya da aşırı kısıtlayıcı diyetlerin iştahsızlığı artırarak yetersiz beslenmeye neden olabileceğini söyledi. Özalp, sözlerini şöyle tamamladı: "Beslenme planı; kişinin kronik hastalıkları, kullandığı ilaçlar, fonksiyonel durumu ve yaşam kalitesi dikkate alınarak bireyselleştirilmelidir. Yaz aylarında yeterli sıvı alımı, yeterli protein tüketimi ve dengeli beslenme, sıcak havalara bağlı sağlık sorunlarının önlenmesinde hayati önem taşımaktadır."

 

Mynet.com
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/07/sicaklar-artti-risk-buyudu-yaslilarin-mutlaka-dikkat-etmesi-gereken-5-kural-3909.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/07/sicaklar-artti-risk-buyudu-yaslilarin-mutlaka-dikkat-etmesi-gereken-5-kural-3909.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/07/sicaklar-artti-risk-buyudu-yaslilarin-mutlaka-dikkat-etmesi-gereken-5-kural-3909_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/07/sicaklar-artti-risk-buyudu-yaslilarin-mutlaka-dikkat-etmesi-gereken-5-kural-3909.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.karamanpostasi.com/sicaklar-artti-risk-buyudu-yaslilarin-mutlaka-dikkat-etmesi-gereken-5-kural/228105/</link>
			<pubDate>Wed, 01 Jul 2026 11:35:32 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Rekor sıcaklık uyarısı: Aşırı sıcaklar kalbi zorluyor]]></title>
			<description><![CDATA[Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Alp Burak Çatakoğlu, "Yaz aylarında alınacak basit önlemler, kalp krizi ve ritim bozukluğu riskini azaltabilir" dedi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[İstanbul Valiliği'nin yaptığı meteorolojik uyarıya göre kentte bugün yılın en sıcak gününün yaşanması bekleniyor. Hava sıcaklığının gölgede 34 dereceye, güneş altında ise 48 dereceye kadar ulaşabileceği, asfalt sıcaklığının 55 dereceyi bulabileceği ve yüksek nem nedeniyle hissedilen sıcaklığın 42 derece seviyelerine çıkabileceği bildirildi. Uzmanlar, özellikle günün en sıcak saatlerinde yaşlılar, kronik hastalığı bulunan bireyler ve kalp hastalarının zorunlu olmadıkça dışarı çıkmaması gerektiği konusunda uyarıyor.
Yaz aylarının gelmesiyle birlikte her geçen yıl daha da artan sıcaklıklar, yalnızca günlük yaşam konforunu değil, insan sağlığını da tehdit ediyor. Son yıllarda Avrupa başta olmak üzere dünyanın birçok bölgesinde etkisini gösteren sıcak hava dalgaları, özellikle kalp ve damar hastalıkları bulunan bireyler açısından önemli riskler oluşturuyor. Liv Hospital Ulus Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Alp Burak Çatakoğlu, aşırı sıcakların kalp krizi, kalp yetmezliği, ritim bozuklukları ve inme gibi ciddi sağlık sorunlarının görülme sıklığını artırabileceğine dikkat çekiyor.
"Sıcak hava kalbin iş yükünü artırıyor"
Birçok kişi kalp krizlerini daha çok soğuk havalarla ilişkilendirse de bilimsel veriler, aşırı sıcakların da kalp sağlığı üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu ortaya koyuyor. Yapılan araştırmalarda, sıcak hava dalgaları sırasında kardiyovasküler nedenlere bağlı ölümlerde yüzde 15 ila 20 oranında artış görülebildiği bildiriliyor.
İnsan vücudunun ideal çalışma sıcaklığının yaklaşık 37 derece olduğunu belirten Prof. Dr. Alp Burak Çatakoğlu, hava sıcaklığının yükselmesiyle birlikte vücudun kendisini koruyabilmek için birtakım mekanizmaları devreye soktuğunu ifade etti.
Prof. Dr. Çatakoğlu, "Yüksek sıcaklıklarda derideki damarlar genişler ve terleme artar. Vücut ısısını dengelemek amacıyla gelişen bu süreçte kalp, cilde daha fazla kan gönderebilmek için daha hızlı ve daha güçlü çalışmak zorunda kalır. Çok sıcak günlerde kalbin dakikada pompaladığı kan miktarı normalin birkaç katına kadar çıkabilir. Terleme ile birlikte gelişen sıvı ve elektrolit kaybı yerine konulamadığında ise kan yoğunlaşabilir, tansiyon düşebilir ve kalbin üzerindeki yük daha da artabilir" ifadelerini kullandı.
"ÖZELLİKLE BU HASTA GRUPLARI RİSK ALTINDA"
Aşırı sıcakların herkesi etkileyebileceğini ancak bazı bireylerde riskin çok daha yüksek olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Çatakoğlu; koroner arter hastalığı bulunanlar, stent veya by-pass operasyonu geçirenler, kalp yetmezliği ve hipertansiyon hastaları, kalp pili veya ICD taşıyanlar, atriyal fibrilasyon gibi ritim bozukluğu bulunan kişiler, 65 yaş üzerindeki bireyler ile diyabet ve böbrek hastalarının sıcak havalarda daha dikkatli olması gerektiğini belirtti.
Özellikle idrar söktürücü kullanan hastalarda sıvı kaybının daha hızlı gelişebileceğini ifade eden Prof. Dr. Çatakoğlu, bazı tansiyon ilaçlarının da sıcak havaya uyum mekanizmalarını etkileyebileceğini belirterek, "İlaç dozlarında değişiklik yapılması gerekiyorsa bunun mutlaka hekim önerisiyle gerçekleştirilmesi gerekir" uyarısında bulundu.
"YAZ AYLARINDA KALBİNİZİ KORUYUN"
Kalp sağlığını korumak için yaz aylarında bazı basit ancak etkili önlemler alınabileceğini söyleyen Prof. Dr. Alp Burak Çatakoğlu, susamayı beklemeden düzenli aralıklarla su tüketilmesi gerektiğini vurguladı. Çatakoğlu, kalp yetmezliği veya böbrek hastalığı bulunan bireylerin ise günlük sıvı tüketim miktarını mutlaka hekimleriyle birlikte belirlemesi gerektiğini ifade etti.
İstanbul Valiliği'nin de vatandaşları uyardığı gibi günün en sıcak saatleri olan 11.00-17.00 arasında mümkün olduğunca dışarı çıkılmamasını öneren Prof. Dr. Çatakoğlu, yürüyüş ve egzersizlerin sabah erken saatlerde veya gün batımından sonra yapılmasının daha güvenli olduğunu belirtti. Çatakoğlu, sıcak havalarda egzersiz yoğunluğunun azaltılması, daha sık dinlenme molaları verilmesi ve bulunulan ortamın serin tutulması gerektiğini de sözlerine ekledi. Beslenmenin de sıcak havalarda önem kazandığını belirten Prof. Dr. Çatakoğlu; karpuz, kavun, salatalık, yoğurt, ayran, salata ve soğuk çorbalar gibi sıvı içeriği yüksek besinlerin tercih edilmesini önerdi. Ağır, yağlı ve yüksek kalorili öğünlerin ise vücut ısısını artırabileceğini ifade eden Çatakoğlu, ayrıca aşırı kahve tüketimi, enerji içecekleri ve alkolün vücuttaki sıvı kaybını artırabileceğini hatırlattı.
Pamuklu, bol ve açık renkli kıyafetlerin tercih edilmesi, ılık-soğuk duş alınması veya bilek, boyun ve dirsek içlerine serin kompres uygulanmasının da vücut sıcaklığını düşürmeye yardımcı olabileceğini belirten Prof. Dr. Çatakoğlu, özellikle yalnız yaşayan ileri yaş bireylerin sıcak havalarda düzenli olarak kontrol edilmesi gerektiğini söyledi.
"BELİRTİLERİ GÖZ ARDI ETMEYİN"
Baş dönmesi, çarpıntı, aşırı halsizlik, göğüs ağrısı, nefes darlığı, bayılma hissi ve bilinç bulanıklığı gibi belirtilerin sıcakla ilişkili ciddi sağlık sorunlarının habercisi olabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Alp Burak Çatakoğlu, bu belirtilerin ortaya çıkması halinde kişinin vakit kaybetmeden serin bir ortama geçmesi, sıvı alması ve gerektiğinde acil sağlık hizmetine başvurması gerektiğini ifade etti.
Çatakoğlu, sözlerini şöyle tamamladı: "Özellikle göğüs ağrısı ve nefes darlığı kalp krizinin habercisi olabilir. Sıcak hava yalnızca rahatsızlık veren bir yaz sorunu değildir. Özellikle kalp ve damar hastalığı bulunan kişiler için ciddi sağlık riskleri oluşturabilir. Yaz aylarında alınacak birkaç basit önlem, kalp krizi, ritim bozukluğu ve kalp yetmezliği ataklarının önlenmesinde büyük fark oluşturabilir. Sıcakla mücadelede en güçlü ilaçlardan biri gölge, diğeri ise sudur."
  |  mynet.com
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/07/rekor-sicaklik-uyarisi-asiri-sicaklar-kalbi-zorluyor-3909.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/07/rekor-sicaklik-uyarisi-asiri-sicaklar-kalbi-zorluyor-3909.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/07/rekor-sicaklik-uyarisi-asiri-sicaklar-kalbi-zorluyor-3909_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/07/rekor-sicaklik-uyarisi-asiri-sicaklar-kalbi-zorluyor-3909.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.karamanpostasi.com/rekor-sicaklik-uyarisi-asiri-sicaklar-kalbi-zorluyor/228104/</link>
			<pubDate>Wed, 01 Jul 2026 11:35:32 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Karaman, Bölgenin Sağlık Üssü Oldu: Her Gün 6 Bin Hastaya Hizmet]]></title>
			<description><![CDATA[Bölgenin sağlık üssü olan Karaman'da günlük 6 Bin hastaya şifa dağıtılıyor]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Karaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi, son dönemde sağlık hizmetlerindeki yükselen başarısıyla yalnızca Karaman'ın değil, çevre il ve ilçelerin de en çok tercih ettiği sağlık merkezlerinden biri haline geldi. Günde yaklaşık 6 bin hastaya hizmet veren hastane, bölgenin adeta şifa üssü konumuna yükseldi.
Özellikle Başhekim Dr. Şükrü Salih Toprak'ın göreve gelmesinin ardından sağlık hizmetlerinde yaşanan gelişim, hem hasta memnuniyetini hem de çevre illerden gelen başvuruları önemli ölçüde artırdı. Hastanede yapılan düzenlemeler, branş çeşitliliğinin artırılması ve sağlık hizmetlerinin daha etkin sunulması sayesinde Karaman, sağlıkta cazibe merkezi olmayı başardı.

ÇEVRE İL VE İLÇELERDEN YOĞUN İLGİ

Karaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne yalnızca Karamanlılar değil, çevre bölgelerden de binlerce vatandaş geliyor. Özellikle Konya'nın Ereğli, Çumra ve Karapınar ilçeleri ile Mersin'in Mut ilçesinden çok sayıda hasta, tedavi için Karaman'ı tercih ediyor.
Vatandaşlar, başarılı hekim kadrosu, kısa bekleme süreleri ve kaliteli sağlık hizmeti nedeniyle Karaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ni tercih ettiklerini ifade ediyor.

KALİTELİ HİZMET GÜVEN OLUŞTURDU
Modern tıbbi cihazlarla donatılan hastanede görev yapan uzman doktorlar, birçok branşta başarılı tedavilere imza atıyor. Sağlık çalışanlarının özverili çalışmaları ve hastane yönetiminin hizmet kalitesini artırmaya yönelik uygulamaları, bölge halkının güvenini kazanmış durumda.
Artan hasta sayısına rağmen sağlık hizmetlerinin aksamadan sürdürülmesi de hastanenin güçlü organizasyon yapısını ortaya koyuyor.

KARAMAN SAĞLIKTA MARKA OLMA YOLUNDA
Bir dönem çevre illere sevk edilen hastaların önemli bir kısmı artık tedavilerini Karaman'da yaptırıyor. Günlük yaklaşık 6 bin kişiye sağlık hizmeti sunan Karaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi, sadece Karaman'ın değil, bölgenin de sağlık merkezi olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.
Sağlık alanında yakalanan bu ivmenin, hem güçlü hekim kadrosu hem de etkin hastane yönetimi sayesinde önümüzdeki süreçte daha da artması bekleniyor. Böylece Karaman, sağlıkta bölgesel çekim merkezi olma özelliğini her geçen gün daha da güçlendiriyor.

 

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/06/karaman-bolgenin-saglik-ussu-oldu-her-gun-6-bin-hastaya-hizmet-4687.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/06/karaman-bolgenin-saglik-ussu-oldu-her-gun-6-bin-hastaya-hizmet-4687.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/06/karaman-bolgenin-saglik-ussu-oldu-her-gun-6-bin-hastaya-hizmet-4687-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/06/karaman-bolgenin-saglik-ussu-oldu-her-gun-6-bin-hastaya-hizmet-4687.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.karamanpostasi.com/karaman-bolgenin-saglik-ussu-oldu-her-gun-6-bin-hastaya-hizmet/228093/</link>
			<pubDate>Tue, 30 Jun 2026 07:52:46 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Uzmanından kene uyarısı: "Panik yapmayın"]]></title>
			<description><![CDATA[Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Teoman Kaynar, "Kene yapıştığında paniğe kapılmadan doğru yöntemle çıkarılmalı ve ateş, halsizlik gibi belirtiler görülürse vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır" dedi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Yaz aylarının gelmesiyle birlikte artan kene vakaları, halk sağlığı açısından ciddi risk oluşturmaya devam ediyor. Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Teoman Kaynar, özellikle kırsal alanlarda, piknik bölgelerinde ve parklarda vakit geçiren vatandaşlara uyarıda bulundu.
"PANİK YAPMAYIN"

Uyarılarda bulunan Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Teoman Kaynar, kene tutunması durumunda paniğe kapılmadan doğru müdahalenin yapılması gerektiğini belirtti. Kaynar, "Kene yapıştığında paniğe kapılmadan doğru yöntemle çıkarılmalı, ateş, halsizlik gibi belirtiler görülmesi halinde ise vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Havaların ısınmasıyla birlikte kene popülasyonunda gözle görülür bir artış yaşanıyor. Yanlış müdahaleler, başta Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) olmak üzere ciddi enfeksiyon risklerini artırabiliyor" diye konuştu.
KENE NASIL ÇIKARILIR?
Kenenin vücuda tutunması halinde sakin olunması gerektiğini vurgulayan Kaynar, kolonya, alkol, gaz yağı veya sigara ateşi gibi yöntemlerin kesinlikle kullanılmaması gerektiğini söyledi. Kaynar, "Kene, ince uçlu bir cımbızla deriye en yakın noktadan tutulmalı, sağa sola çevrilmeden dik ve yavaş bir şekilde çekilmelidir. Baş kısmının deri içinde kalması durumunda vatandaşlar kendileri müdahale etmemeli, en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır" ifadelerini kullandı. Bu kene çıkarma işlemi ise kesinlikle evde yapılmamalı, hasteneye başvuru yapılmalıdır.
Kene çıkarıldıktan sonra ısırılan bölgenin bol su ve sabunla yıkanması gerektiğini belirten Kaynar, kişinin en az 10 gün boyunca kendisini gözlemlemesi gerektiğini kaydetti. Dr. Kaynar, bu süreçte ateş, halsizlik, baş ağrısı, kas ve eklem ağrıları, bulantı, kusma veya ısırık bölgesinde kızarıklık gibi belirtilerin görülmesi halinde vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmasının önem taşıdığını ifade etti.
"HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR"
Keneden korunmak için açık renkli ve vücudu örten kıyafetlerin tercih edilmesi gerektiğini dile getiren Kaynar, pantolon paçalarının çorap içine alınmasını, doğa yürüyüşü veya tarla çalışmalarının ardından vücudun ayrıntılı şekilde kontrol edilmesini önerdi. Evcil hayvanların da düzenli olarak kontrol edilmesi ve veteriner hekim önerileri doğrultusunda dış parazit uygulamalarının aksatılmaması gerektiğini belirten Kaynar, kırsal bölgelerde yaşayanlar ile hayvancılıkla uğraşan vatandaşların daha yüksek risk altında bulunduğunu söyledi. Açık alanlardan dönüşte yapılacak kısa bir vücut kontrolünün ciddi sağlık sorunlarının önüne geçebileceğini ifade eden Uzm. Dr. Teoman Kaynar, "Yaz boyunca artış göstermesi beklenen kene vakalarına karşı vatandaşların bilinçli davranması, doğru müdahalede bulunması ve erken dönemde sağlık kuruluşuna başvurması hayat kurtarabilir" şeklinde konuştu.

Mynet.com
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/06/uzmanindan-kene-uyarisi-panik-yapmayin-1745.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/06/uzmanindan-kene-uyarisi-panik-yapmayin-1745.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/06/uzmanindan-kene-uyarisi-panik-yapmayin-1745_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/06/uzmanindan-kene-uyarisi-panik-yapmayin-1745.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.karamanpostasi.com/uzmanindan-kene-uyarisi-panik-yapmayin/228085/</link>
			<pubDate>Mon, 29 Jun 2026 11:29:58 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Bu güneş gözlüklerinden hemen uzak durun! Zararı düşündüğünüzden daha fazla]]></title>
			<description><![CDATA[Ucuza alınan, kalitesiz cam veya plastikten yapılmış gözlüklerin kesinlikle kullanılmaması uyarısında bulunan Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ömer Faruk Tabar, daha çok estetik amaçlı, çeşitli renklerde ve büyüklükte üretilen gözlüklerin seçiminde öncelikle göz sağlığının düşünülmesi gerektiğini söy...]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Uzmanlar, ucuz güneş gözlüklerinin göze verdiği zararlar konusunda uyarıda bulundu. Yakıcı güneş ve sıcaklıklar sebebiyle halk arasında güneş gözlüğü kullanımı gittikçe artarken, uzmanlar kalitesiz gözlüklerin zararlarına dikkat çekti.

Hangi tür malzemeden yapıldığı ve içinde ne tür kimyasal maddelerin bulunduğu bilinmeyen sahte güneş gözlüklerinin göz sağlığına kalıcı zararlar verdiğini ifade eden Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ömer Faruk Tabar, bu tür güneş gözlüklerinin kullanılmamasını önerdi. Ucuza alınan, kalitesiz cam veya plastikten yapılmış gözlüklerin kesinlikle kullanılmaması uyarısında bulunan Tabar, daha çok estetik amaçlı, çeşitli renklerde ve büyüklükte üretilen gözlüklerin seçiminde öncelikle göz sağlığının düşünülmesi gerektiğini kaydetti. Uygun güneş gözlüğü seçilmemesinin uzun dönemde ciddi problemlere yol açtığını belirten Tabar, "Ozon tabakasının delinmesi sonucunda zararlı olduğu bilinen ultraviyole ışınlarının göze olumsuz etkilerinden korunmak için gözlük kullanmak gerekiyor. Koyu renkli camlar, gözbebeğimizin büyümesine sebep olur. Ultraviyole ışınlarını kesmezse göze daha çok zarar verir" dedi.

Güneş gözlüğü kullanma alışkanlığı edinemeyen pek çok kişinin katarakt olma ihtimaliyle karşı karşıya olduğuna da dikkati çeken Tabar, "Katarakt oluşumunda önemli bir etkene sahip güneş ışınları 60-70 yaşında ortaya çıkan kataraktın, güneş gözlüğü kullanmayanlarda 40'lı yaşlarda oluşmasına neden olabiliyor. Özellikle uzun süre güneş ışığına maruz kalanların güneş gözlüğü kullanmayı ihmal etmemesi gerekiyor. Güneş gözlüklerini göz sağlığımızı koruyucu bir sağlık aracı olarak kullanmamız gerekiyor" diye konuştu.
  |  mynet.com
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/06/bu-gunes-gozluklerinden-hemen-uzak-durun-zarari-dusundugunuzden-daha-fazla-1745.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/06/bu-gunes-gozluklerinden-hemen-uzak-durun-zarari-dusundugunuzden-daha-fazla-1745.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/06/bu-gunes-gozluklerinden-hemen-uzak-durun-zarari-dusundugunuzden-daha-fazla-1745_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/06/bu-gunes-gozluklerinden-hemen-uzak-durun-zarari-dusundugunuzden-daha-fazla-1745.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.karamanpostasi.com/bu-gunes-gozluklerinden-hemen-uzak-durun-zarari-dusundugunuzden-daha-fazla/228084/</link>
			<pubDate>Mon, 29 Jun 2026 11:29:58 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Genç yaşta gelen beklenmedik ölümlerin en büyük nedeni ortaya çıktı]]></title>
			<description><![CDATA[Genç yaşta meydana gelen ani kalp ölümleri, son yıllarda toplumda giderek daha fazla endişeye sebep olduğunu belirten Kardiyoloji Uzmanı Dr. Gülay Özkeçeci, herhangi bir sağlık sorunu olmadığı düşünülen bireylerde yaşanan ani kayıplar, kalp hastalıklarının yalnızca ileri yaşlarda görülmediğini ortay...]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Son yıllarda özellikle genç yaşlarda yaşanan ani kalp ölümleri toplumda endişeye sevk ettiğini belirten uzmanlar, herhangi bir sağlık sorunu olmadığı düşünülen genç bireylerde görülen ani ölümler, bu durumun nedenlerini ve alınabilecek önlemleri yeniden gündeme taşıdı. Uzm. Dr. Gülay Özkeçeci, genç yaşta ani kalp ölümlerinin sebeple ve korunma yolları hakkında önemli bilgiler verdi.
Ani kalp ölümünün tıbbi literatürde belirli kriterlerle tanımlandığını belirten Uzm. Dr. Gülay Özkeçeci, "Olaya tanık olunan vakalarda belirtilerin başlamasından itibaren 1 saat içinde, olayın tanığı olmadığı durumlarda ise kişinin hayatta son görülmesinden sonraki 24 saat içinde meydana gelen kalp kaynaklı doğal ölümler ani kalp ölümü olarak tanımlanır. Her yaş grubunda görülebilen bu durumun sıklığı yaş ilerledikçe artmaktadır" dedi.

Ani kalp ölümünün görülme sıklığının yaşla birlikte arttığını ifade eden Özkeçeci, bebeklik ve çocukluk döneminde 100 bin kişide yaklaşık 1 vaka görülürken, bu oranın orta yaş grubunda 100 bin kişide 50 vakaya, 80’li yaşlarda ise 100 bin kişide 200 vakaya kadar ulaştığını söyledi. 40 yaşın üzerindeki bireylerde ani kalp ölümünün en sık nedeninin kalp krizi ve kalp damar hastalıkları olduğunu belirten Uzm. Dr. Gülay Özkeçeci, "Genç yaştaki ani ölümlerin arkasında ise genellikle ritim bozuklukları yer alır. Bu ölümcül ritim bozukluklarının kaynağı genellikle genetik geçişli kalp hastalıklarıdır" diye konuştu.
Genetik geçişli kalp hastalıklarının bazı durumlarda yapısal bozukluklara yol açtığını belirten Özkeçeci, "Yapısal bozukluklar kalbin içerisinde veya kalpten çıkarken kan akışında bozukluklara neden olabilir. Yapısal olmayan hastalıklar ise kalbin elektriksel sistemindeki kusurları içerir. Bu durum kararsız ve tehlikeli ritim bozukluklarına neden olabilir" ifadelerini kullandı.
Ani kalp ölümlerinin yalnızca genetik nedenlerle ortaya çıkmadığını vurgulayan Uzm. Dr. Gülay Özkeçeci, "Dışarıdan alınan bazı hormonlar, ilaçlar ve suistimal edilen maddeler de ani kalp ölümüne neden olabilir. Performans artırma veya kas kütlesini artırma amacıyla yüksek dozda ya da uzun süreli anabolik androjenik steroid kullanımı, kalp kasında kalınlaşmaya yol açarak ani kalp ölümüne neden olabilir" dedi.
Altta yatan kalp hastalığı bulunan kişilerde bazı ilaçların ve maddelerin riski artırabileceğini belirten Özkeçeci, sinir sistemini uyaran ilaçlar, ritim bozukluğu ilaçları, bazı antibiyotikler, antipsikotikler, antidepresanlar, anestezik maddeler, alkol ve kokain kullanımının da risk faktörleri arasında yer aldığını söyledi.

Ani kalp ölümünün geneli beklenmedik şekilde ortaya çıktığını ancak öncesinde bazı belirtiler verebildiğini ifade eden Uzm. Dr. Gülay Özkeçeci, "Özellikle spor veya koşu gibi efor gerektiren aktiviteler sırasında ya da ani heyecan ve korku anlarında yaşanan açıklanamayan bayılmalar, göğüste sebepsiz sıkışma ve baskı hissi, aniden başlayan çarpıntılar ve nedensiz göz kararmaları dikkatle değerlendirilmelidir" diye konuştu.
Aile geçmişinin büyük önem taşıdığını belirten Özkeçeci, "Ailede özellikle 50 yaşın altında nedeni açıklanamayan ani ölüm, erken yaşta kalp krizi, boğulma veya bayılmaya bağlı olabilecek açıklanamayan trafik kazası öyküsü bulunan gençler birinci derece risk altındadır" şeklinde konuştu.
Risk altındaki bireylerde yapılacak tetkiklerin önemine dikkat çeken Uzm. Dr. Gülay Özkeçeci, "Elektrokardiyografi (EKG), Ekokardiyografi (EKO) gibi tetkikler ve gerekli durumlarda yapılacak genetik tarama testleri hayat kurtarıcı olabilir. Ayrıca profesyonel ya da amatör olarak spora başlayacak her gencin ve yoğun efor sarf eden bireylerin mutlaka rutin kardiyoloji kontrolünden geçmesi gerekir" dedi.
Ani kalp ölümü vakalarıyla her zaman ve her yerde karşılaşılabileceğini belirten Özkeçeci, ilk birkaç dakikada yapılacak doğru müdahalenin hayati önem taşıdığını vurguladı. Toplumda temel yaşam desteği eğitimlerinin yaygınlaştırılması gerektiğini ifade eden Uzm. Dr. Gülay Özkeçeci, "Gençlerde ani kalp ölümlerini önlemenin en güçlü yolu belirtileri tanımak, genetik mirasımızı bilmek ve kalbimizi modern tıbbın koruyucu şemsiyesi altına almaktır" dedi.
  |  mynet.com

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/06/genc-yasta-gelen-beklenmedik-olumlerin-en-buyuk-nedeni-ortaya-cikti-1745.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/06/genc-yasta-gelen-beklenmedik-olumlerin-en-buyuk-nedeni-ortaya-cikti-1745.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/06/genc-yasta-gelen-beklenmedik-olumlerin-en-buyuk-nedeni-ortaya-cikti-1745_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/06/genc-yasta-gelen-beklenmedik-olumlerin-en-buyuk-nedeni-ortaya-cikti-1745.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.karamanpostasi.com/genc-yasta-gelen-beklenmedik-olumlerin-en-buyuk-nedeni-ortaya-cikti/228083/</link>
			<pubDate>Mon, 29 Jun 2026 11:29:58 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Ne inek ne manda! Bağırsak sağlığı için en iyi süt açıklandı...]]></title>
			<description><![CDATA[Keçi sütü, sindirimi kolay yapısı ve zengin besin içeriği sayesinde son yıllarda daha fazla ilgi görüyor. Uzmanlara göre bağırsak sağlığından kemiklere kadar birçok alanda fayda sağlayabilen keçi sütü, bazı kişiler için inek sütüne alternatif olabilir.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Süt, günlük beslenmenin önemli parçalarından biri olmaya devam ederken, keçi sütü de sunduğu potansiyel sağlık yararlarıyla dikkat çekiyor. Özellikle sindirim sistemi hassasiyeti yaşayan kişiler arasında tercih edilen keçi sütü, içerdiği protein, vitamin ve mineraller sayesinde sağlıklı bir beslenme planına katkı sağlayabiliyor.
SİNDİRİMİ DESTEKLER
Uzmanlar, keçi sütünün inek sütüne kıyasla daha küçük yağ globülleri ve daha fazla kısa ile orta zincirli yağ asitleri içerdiğini belirtiyor. Bu özellikler, yağların daha kolay sindirilmesine yardımcı oluyor. Ayrıca keçi sütünde bulunan prebiyotik ve probiyotik bileşenler bağırsak mikrobiyotasının desteklenmesine katkı sağlayabiliyor.

KALP SAĞLIĞINIZI KORUYABİLİR
Araştırmalar, keçi sütünün kolesterolün vücuttan atılımını destekleyebileceğini gösteriyor. İçerdiği bazı proteinlerin, tansiyonun düşürülmesine yardımcı olan bileşiklerin oluşumuna katkı sağlayabileceği belirtiliyor. Ayrıca omega-6 ve omega-3 yağ asitleri arasındaki dengeli oran da kalp sağlığı açısından avantaj olarak görülüyor.
KEMİK SAĞLIĞINIZI DESTEKLER
Keçi sütü; kalsiyum, fosfor ve D vitamini açısından önemli bir kaynak olarak öne çıkıyor. Bir bardak keçi sütü günlük kalsiyum ihtiyacının yaklaşık dörtte birini karşılayabiliyor. Bu besin öğeleri kemik yoğunluğunun korunmasına ve osteoporoz riskinin azaltılmasına yardımcı olabiliyor.

DEĞERLİ BESİN ÖĞELERİ İÇERİYOR
Yaklaşık 240 mililitrelik bir bardak keçi sütü 9 gram protein içeriyor. Ayrıca potasyum, fosfor, A vitamini ve D vitamini açısından da zengin bir içeriğe sahip. Özellikle A vitamini göz sağlığının korunmasında önemli rol oynuyor.
Keçi sütü günlük yaşamda inek sütü gibi kullanılabiliyor. Kahve ve smoothie'lere eklenebildiği gibi yoğurt yapımında, patates püresinde, köri tariflerinde veya peynirli makarnalarda da tercih edilebiliyor.
DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER
Uzmanlar, keçi sütü tüketirken pastörize ürünlerin tercih edilmesini öneriyor. Çiğ süt, zararlı bakteri ve mikroorganizmalar nedeniyle sağlık riski taşıyabiliyor.
Öte yandan keçi sütü laktoz içerdiği için laktoz intoleransı bulunan kişiler için uygun olmayabiliyor. Ayrıca inek sütü proteinine alerjisi olan kişilerin büyük bölümünde keçi sütüne karşı da benzer reaksiyonlar görülebileceği için dikkatli olunması gerektiği belirtiliyor.
Beslenme uzmanları, keçi sütünün sağlıklı bir beslenme planının parçası olabileceğini ancak herhangi bir sağlık sorunu veya alerji durumunda tüketim öncesinde doktora danışılmasının önemli olduğunu vurguluyor.

 

Mynet.com
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/06/ne-inek-ne-manda-bagirsak-sagligi-icin-en-iyi-sut-aciklandi-8936.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/06/ne-inek-ne-manda-bagirsak-sagligi-icin-en-iyi-sut-aciklandi-8936.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/06/ne-inek-ne-manda-bagirsak-sagligi-icin-en-iyi-sut-aciklandi-8936_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/06/ne-inek-ne-manda-bagirsak-sagligi-icin-en-iyi-sut-aciklandi-8936.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.karamanpostasi.com/ne-inek-ne-manda-bagirsak-sagligi-icin-en-iyi-sut-aciklandi/228047/</link>
			<pubDate>Thu, 18 Jun 2026 10:26:21 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Klima yoluyla bulaşıyor, komaya bile neden olabiliyor! Bu aylarda dikkat]]></title>
			<description><![CDATA[İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Özkan Akyol, klima hastalığının (lejyoner hastalığı) yaygın kas ve eklem ağrıları, baş ağrısı, halsizlik, huzursuzluk ve ateşle belirti verebileceğini vurgulayarak, özellikle sıcak günlerde klima kullanıma daha fazla dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sıcak havalarda konforlu yaşamak ve verimli çalışabilmek için kullanılan klimalar sağlık açısından ciddi sorunlara neden olabiliyor. Klima yoluyla bulaşan en tehlikeli hastalıkların başında ise klima hastalığı olarak da adlandırılan ‘lejyoner hastalığı’ geliyor. Uzm. Dr. Özkan Akyol, ilk olarak 1976 yılında ABD’nin Pensilvanya eyaletinde lejyonerlerin yaptığı bir toplantıda bulunan kişilerde görülen klima hastalığının toplantı salonundaki havalandırma sisteminden kaynaklandığının tespit edildiğini aktardı.
KOMAYA BİLE NEDEN OLABİLİYOR

Lejyoner hastalığının aslında ‘legionelle pneumophilia’ adlı bir bakterinin sebep olduğu bir tür zatürre olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Özkan Akyol, "Legionelle pneumophilia adlı bakteri klimaların filtre sistemlerinde uygun nem ve ısıda çoğalıp ortam havasına dağılmaktadır. Salgınlar sıklıkla otel ve hastanelerde olmakla birlikte, tek tek vakalar da bildirilmiştir. Klima hastalığının insandan insana bulaştığı görülmemiştir. Akciğerlere girişi için saptanan en önemli yollar solunum cihazları, havalandırma sistemleri ve hastanelerde solunum yollarına uygulanan birtakım işlemlerdir. Dolayısıyla, klimaların bulunduğu büyük otel ve işyerlerinde çalışan kişiler ve sağlık personeli riskli gruplardır" dedi.
SİGARA İÇENLER DAHA KOLAY YAKALANIYOR
Bakteriyi alan kişinin vücut direncinin de hastalığın oluşmasında önem taşıdığını belirten Uzm. Dr. Özkan Akyol, şöyle devam etti: "Şeker hastaları, alkol bağımlıları, kemoterapi hastaları, kronik böbrek ve akciğer hastalığı olan kişiler hastalığa daha kolay yakalanır. En yaygın kolaylaştırıcı faktör ise sigara içilmesidir. Bu hastalarda tipik zatürreden farklı olarak akciğere ait şikâyetler ön planda değildir. Yaygın kas ve eklem ağrıları, baş ağrısı, halsizlik, huzursuzluk ve ateş ön plandadır. Bunun yanı sıra, başlangıçta kuru öksürük hastaların önemli kısmında görülür. Bulantı, kusma, ishal gibi sindirim sistemi bulguları da yaygındır. Bunlara ek olarak ajitasyon, konsantrasyon bozukluğu ve hatta koma bile görülebilir."
GRİBAL ENFEKSİYONA BENZEYEBİLİR

Hastalığın teşhisinde birtakım serolojik laboratuvar bulgularının yardımcı olabileceğini kaydeden Uzm. Dr. Özkan Akyol, tedavi konusunda ise şu bilgileri aktardı: "Hastalığın tedavisi uygun doz ve sürede uygulanacak antibiyotiklerle yapılır. Klimaları yoğun kullandığımız şu günlerde, bahsettiğimiz bulguları basit bir gribal enfeksiyon olarak değerlendirmemeli, bunun klimaya bağlı bir zatürre olabileceğini akılda bulundurup tetkikler için uzman bir doktora başvurmakta fayda vardır. Bu hastalık dışında, özellikle iyi temizlenmeyen klimalarda üreyebilecek küf mantarlarının alerjik rinit ve alerjik astıma sebep olabileceğini de unutulmamalıyız. Araçlardaki klimaların doğru kullanılmaması da sinüzit, kulak iltihapları ve yüz felci gibi sorunlara neden olabilmektedir. Bu yüzden araçlarda klima kullanırken havanın direkt yüze ve göğse değil, ön cama doğru yönlendirilmesi bu sorunların oluşmasını engelleyecektir."

 

Mynet.com
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/06/klima-yoluyla-bulasiyor-komaya-bile-neden-olabiliyor-bu-aylarda-dikkat-8936.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/06/klima-yoluyla-bulasiyor-komaya-bile-neden-olabiliyor-bu-aylarda-dikkat-8936.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/06/klima-yoluyla-bulasiyor-komaya-bile-neden-olabiliyor-bu-aylarda-dikkat-8936_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/06/klima-yoluyla-bulasiyor-komaya-bile-neden-olabiliyor-bu-aylarda-dikkat-8936.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.karamanpostasi.com/klima-yoluyla-bulasiyor-komaya-bile-neden-olabiliyor-bu-aylarda-dikkat/228046/</link>
			<pubDate>Thu, 18 Jun 2026 10:26:21 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Gizli kalp sorununu ortaya çıkarabilecek 10 saniyelik nabız testi]]></title>
			<description><![CDATA[Uzmanlar, yalnızca 10 saniye süren basit bir nabız kontrolünün, belirti vermeden ilerleyen bazı kalp ritim bozukluklarının erken fark edilmesine yardımcı olabileceğini söylüyor. Özellikle atriyal fibrilasyon gibi sessiz seyreden rahatsızlıklar, zamanında teşhis edilmediğinde ciddi sağlık sorunlarına...]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Akıllı saatler, tansiyon ölçerler ve sağlık uygulamaları hayatımızın bir parçası haline gelmiş olsa da, uzmanlara göre en basit kalp kontrollerinden biri hâlâ göz ardı ediliyor: Nabzı elle kontrol etmek. Kalbin sadece ne kadar hızlı attığı değil, düzenli atıp atmadığı da önemli bir sağlık göstergesi olarak kabul ediliyor.
SESSİZ İLERLEYEN TEHLİKE: ATRİYAL FİBRİLASYON
Kalp ritim bozukluklarının en yaygın türlerinden biri olan atriyal fibrilasyon (AF), kalbin üst odacıklarının düzensiz çalışmasıyla ortaya çıkıyor. Bazı kişiler çarpıntı, nefes darlığı, baş dönmesi veya yorgunluk yaşarken, bazı hastalarda hiçbir belirti görülmeyebiliyor. Bu nedenle hastalık yıllarca fark edilmeden ilerleyebiliyor.
Uzmanlara göre tedavi edilmeyen atriyal fibrilasyon, felç ve kalp yetersizliği riskini önemli ölçüde artırabiliyor.

10 SANİYELİK NABIZ TESTİ NASIL YAPILIR?
Kardiyolog Dr. Pradeep Jain'e göre kontrol oldukça basit:
İşaret ve orta parmağınızı başparmağın altındaki bilek bölgesine yerleştirin.
Nabzınızı yaklaşık 10 saniye boyunca hissedin.
Atışların düzenli mi yoksa düzensiz mi olduğuna dikkat edin.
Tekrarlayan düzensizlik hissederseniz bir doktora başvurun.
Bu yöntem tek başına teşhis koydurmasa da, ileri tetkik gerektirebilecek bir sorunun ilk işareti olabilir.

KİMLER DAHA DİKKATLİ OLMALI?
Uzmanlar özellikle şu grupların düzenli nabız kontrolü yapmasını öneriyor:
İleri yaştaki kişiler
Yüksek tansiyonu olanlar
Diyabet hastaları
Obezite sorunu yaşayanlar
Kalp hastalığı öyküsü bulunanlar
Hareketsiz yaşam sürenler
Nabız kontrolü doktor muayenesinin yerine geçmiyor
Kardiyologlar, evde yapılan nabız kontrolünün yalnızca bir tarama yöntemi olduğunu vurguluyor. Damar tıkanıklıkları, sessiz hipertansiyon veya erken dönem kalp hastalıkları gibi birçok sorun bu yöntemle tespit edilemeyebilir. Şüpheli durumlarda elektrokardiyografi (EKG), tansiyon ölçümü ve diğer kardiyolojik incelemelerin yapılması gerekiyor.
Kalp bazen ciddi bir sorun gelişmeden önce yalnızca düzensiz bir ritimle uyarı verebildiği için birkaç saniyelik basit bir kontrol ile erken teşhise vesile olabilirsiniz.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/06/gizli-kalp-sorununu-ortaya-cikarabilecek-10-saniyelik-nabiz-testi-3762.png</image>
		    <media:content url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/06/gizli-kalp-sorununu-ortaya-cikarabilecek-10-saniyelik-nabiz-testi-3762.png" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/06/gizli-kalp-sorununu-ortaya-cikarabilecek-10-saniyelik-nabiz-testi-3762-t.png"/>
<enclosure url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/06/gizli-kalp-sorununu-ortaya-cikarabilecek-10-saniyelik-nabiz-testi-3762.png" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.karamanpostasi.com/gizli-kalp-sorununu-ortaya-cikarabilecek-10-saniyelik-nabiz-testi/228012/</link>
			<pubDate>Wed, 10 Jun 2026 08:29:08 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Polen yoğunluğu başladı: Uzmanlardan alerji uyarısı]]></title>
			<description><![CDATA[Doktor Mehmet Emin Mavi, polen yoğunluğunun arttığı bu dönemde alerjik rahatsızlığı olan vatandaşları uyararak, şikayetlerde artış yaşanması durumunda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini söyledi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte Van genelinde doğa canlanırken, beraberinde yoğun polen salınımı da başladı. Özellikle bölgede sıkça bulunan kavak ağaçlarının çiçeklenme dönemine girmesiyle, rüzgarın etkisiyle havaya yayılan ve gözle görülür derecede artış gösteren polenler, günlük yaşamı ve özellikle alerjik bünyeye sahip vatandaşların sağlık durumunu ciddi oranda etkilemeye başladı.
Polenlerin mevsimsel alerjik reaksiyonları tetikleyerek gözlerde kızarıklık, burun tıkanıklığı, sürekli hapşırık ve boğazda kaşıntı gibi şikayetlere yol açtığını belirten uzmanlar, özellikle astım, KOAH gibi akciğer rahatsızlıkları bulunan hastaların bu süreçte polen maruziyetine karşı çok daha temkinli olması gerektiğini vurguluyor. Uzmanlar, polen yoğunluğunun en yüksek olduğu sabah ve öğle sonrası saatlerde mümkün olduğunca dış ortamlarda bulunulmaması noktasında vatandaşlara uyarılarda bulunuyor.

"ALERJİK DURUMU OLAN VATANDAŞLARIN DİKKATLİ OLMASI GEREKİYOR"
Bulaşıcı Hastalıklar Birim Sorumlusu Dr. Mehmet Emin Mavi, polen yoğunluğunun arttığı saatlerde dışarıdaki aktivitelerin sınırlandırılması gerektiğini belirtti.
Dr. Mavi, "Polen yoğunluğunun arttığı şu günlerde özellikle dikkat etmesi gereken vatandaşlarımız var. Mevsimsel alerjik durumları olan vatandaşlarımızın daha dikkatli olması gerekiyor. Polen yoğunluğunun olduğu zamanlarda vatandaşların dışarıdaki aktivitelerini sınırlandırmalarını istiyoruz. Diyelim ki arabadalar; arabanın camını kapatabilirler ya da polene maruz kalmamak için kendilerini koruyabilirler. Maske kullanmaları önerilebilir. Ya da evdelerse polen yoğunluğunun olduğu zamanlarda ev pencerelerini, camlarını kapatabilirler. Onun dışında polen, dediğimiz gibi, alerjik bir duruma neden olabiliyor" dedi.

"BU DÖNEMDE EV TEMİZLİĞİ ÖNEM KAZANIYOR"
Alerjik bünyeye sahip vatandaşların sadece polene değil, toz ve benzeri diğer tetikleyicilere karşı da hassas olduğunu dile getiren Mavi, "Mevsimsel alerjik durumlardan muzdarip olan vatandaşlar varsa; bu polen maruziyeti sonrası kendilerinde oluşan şikayetlere göre kendilerini aslında koruyabilirler. Güneş gözlüğü de bu önlemlerden bir tanesi olabilir. Gözlerde kızarıklık, yaşarma, şişlik gibi alerjik durumları olan kişiler bunu yapabilir.
Bunun dışında polen sadece bu durumları oluşturmuyor; ev içerisinde, özellikle bu ilkbahar gibi sıcakların arttığı ve polen yoğunluğunun yükseldiği durumlarda ev temizliği de önem kazanıyor. Evin iyice temizlenmesi, halıların iyice temizlenmesi doğru olur. Çünkü alerjik durumu olan vatandaşlar, polen maruziyeti dışında alerjik durumunu tetikleyecek diğer alerjenlere karşı da hassas. Bu yüzden ev temizliğinin aslında kapsamlı bir şekilde yapılması gerekiyor" diye konuştu.
Özellikle astım ve akciğer hastalığı olan vatandaşların yakından takip edilmesi gerektiğini ifade eden Mavi, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bazı alerjik rahatsızlıkları olan vatandaşlarımız oluyor; astımı gibi ya da akciğerle ilgili hastalıkları olan hastalarımız gibi. Polen maruziyeti sonrası bu hastalarımızın özellikle dikkat etmesini şu yönden istiyoruz: Kendileri zaten doktor kontrolünde oldukları için durumlarını biliyorlar. Bazı şikayetlerinde artış olunca hızlıca bir sağlık kuruluşuna ya da kendi hekimlerine başvurmalarını istiyoruz. Astım atağında sıklık olabilir, geçmeyen hapşırıklar olabilir, ileri derecede gözlerde kızarıklık ve şişlikler olabilir, hırıltılı solunumlar olabilir ya da artan ve geçmeyen nefes darlıkları olabilir. Böyle durumlarda vatandaşların sağlık kuruluşlarına müracaat etmelerini öneriyoruz."

Mynet.com
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/06/polen-yogunlugu-basladi-uzmanlardan-alerji-uyarisi-2495.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/06/polen-yogunlugu-basladi-uzmanlardan-alerji-uyarisi-2495.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/06/polen-yogunlugu-basladi-uzmanlardan-alerji-uyarisi-2495_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/06/polen-yogunlugu-basladi-uzmanlardan-alerji-uyarisi-2495.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.karamanpostasi.com/polen-yogunlugu-basladi-uzmanlardan-alerji-uyarisi/227977/</link>
			<pubDate>Wed, 03 Jun 2026 08:43:18 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Yediği et ölümden döndürüyordu! Boğazından 5 santimlik kemik çıktı]]></title>
			<description><![CDATA[Bursa'da yediği et yemeğinin kemiği boğazına kaçan kadın, ölümden döndü. Boğazında yan bir şekilde takılan kemik sebebiyle su dahi içemeyen 65 yaşındaki kadına apar topar müdahale ederek hayata döndüren Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Murat Pekgöz, Kurban Bayramı öncesi et tüketiminde dikkatli olunması ...]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Bursa'da et yerken boğazına yaklaşık 5 santimetrelik kemik parçası kaçan N.K. (65), yaşadığı şiddetli ağrı ve yutkunamama şikayetleri sebebiyle apar topar hastaneye kaldırıldı.

Yemek borusuna saplanan keskin kemik parçası, gerçekleştirilen endoskopik müdahaleyle çıkarıldı. Ölümden dönen N.K.'nın ameliyatını gerçekleştiren Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Murat Pekgöz, "Hastamız yemek yerken aniden gelişen boğazda batma, ağrı ve yutamama şikayetleriyle acil olarak hastanemize başvurdu. Birkaç kez yutması için su vermişler. Ancak hasta su dahi içemiyordu. Yaptığımız acil endoskopik incelemede yemek borusunun giriş kısmında yaklaşık 5 santimetre uzunluğunda, iki ucu keskin bir kemik parçasının yemek borusuna yan bir şekilde saplandığını gördük. Gerçekleştirdiğimiz başarılı endoskopik müdahaleyle kemik parçasını çıkardık" dedi.

Yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde vatandaşlara önemli uyarılarda bulunan Uzm. Dr. Murat Pekgöz, özellikle et tüketimi sırasında dikkatli olunması gerektiğini söyledi. Pekgöz, "Kurban Bayramı ile birlikte et tüketiminin yoğun olduğu günlere giriyoruz. Kurban etleri parçalanırken kemiklere karşı dikkatli olunmalı. Bazı küçük parçalar etlerin arasında kalabiliyor. İnsanlar bayramın heyecanı ve coşkusuyla hızlı yemek yiyebiliyor. Bu da ciddi riskleri beraberinde getiriyor. Yemek borusuna saplanan kemik parçaları hayati tehlike oluşturabiliyor" ifadelerini kullandı.
Pekgöz, "Kemiğin bu hastada gördüğümüz gibi olması durumunda yemek borusunda delinmelere, göğüs boşluğuna açılmalara ve hatta ölümcül sonuçlara sebep olabilir. Daha önce de benzer vakalarla karşılaştık. Hızlı müdahale hayat kurtarıyor. Bu tür durumlarda vakit kaybetmeden mutlaka bir hastaneye ve gastroenteroloji uzmanına başvurulmalı" diye konuştu.

 

Mynet.com
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/06/yedigi-et-olumden-donduruyordu-bogazindan-5-santimlik-kemik-cikti-621.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/06/yedigi-et-olumden-donduruyordu-bogazindan-5-santimlik-kemik-cikti-621.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/06/yedigi-et-olumden-donduruyordu-bogazindan-5-santimlik-kemik-cikti-621-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/06/yedigi-et-olumden-donduruyordu-bogazindan-5-santimlik-kemik-cikti-621.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.karamanpostasi.com/yedigi-et-olumden-donduruyordu-bogazindan-5-santimlik-kemik-cikti/227976/</link>
			<pubDate>Wed, 03 Jun 2026 08:43:18 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Karaman Sağlıkta Çağ Atlıyor! Ek Hastane Binasında Sona Doğru]]></title>
			<description><![CDATA[AK Parti Karaman Milletvekili Osman Sağlam, yapımı hızla devam eden Karaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ek Hizmet Binası inşaatını inceledi. Çalışmaların yüzde 70 seviyesine ulaştığını müjdeleyen Sağlam, "Bu dev yatırım tamamlandığında Karaman’ımızın sağlık altyapısına önemli katkılar sunacak" dedi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[

Karaman’da sağlık alanındaki fiziki alan ihtiyacını büyük ölçüde karşılayacak olan Karaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ek Hizmet Binası inşaatında büyük bir ilerleme kaydedildi. Milletvekili Osman Sağlam liderliğindeki heyet, şantiye alanını ziyaret ederek yürütülen çalışmalar hakkında detaylı bilgi aldı.

Kurmaylar İnşaat Alanında İncelemelerde Bulundu

 

Geniş katılımlı teknik inceleme programına; AK Parti Karaman Milletvekili Osman Sağlam’ın yanı sıra AK Parti Karaman İl Başkanı Murat Öztürk, İl Kadın Kolları Başkanı Leyla Bender, İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Serkan Yurdakul ve Hastane Başhekimi Doç. Dr. Şükrü Salih Toprak katıldı. Heyet, binanın iç ve dış alanlarını gezerek işçilerin ve mühendislerin yoğun mesaisine tanıklık etti.

"Planlanan Takvim Doğrultusunda İlerliyor"

İnşaatın mevcut durumu hakkında duyduğu memnuniyeti dile getiren AK Parti Karaman Milletvekili Osman Sağlam, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadelere yer verdi:


"AK Parti İl Başkanımız Murat Öztürk, İl Kadın Kolları Başkanımız Leyla Bender, İl Sağlık Müdürümüz Uzm. Dr. Serkan Yurdakul ve Başhekimimiz Doç. Dr. Şükrü Salih Toprak ile birlikte yapımı devam eden hastanemiz ek hizmet binasında incelemelerde bulunduk. Yüzde 70 seviyesine ulaşan çalışmaların planlanan takvim doğrultusunda hızla ilerlediğini görmekten memnuniyet duyduk. Tamamlandığında Karaman’ımızın sağlık altyapısına önemli katkılar sunacak bu yatırımın şehrimize değer katacağına inanıyoruz."


Karaman İçin Stratejik Yatırım

Fiziki yapısı ve modern donatılarıyla dikkat çeken ek hizmet binası, tamamlandığında mevcut hastanenin yükünü büyük oranda hafifletecek. Poliklinik hizmetlerinden yatak kapasitesine kadar birçok alanda genişleme sağlayacak olan projenin, planlanan süre içerisinde bitirilerek Karaman halkının hizmetine sunulması hedefleniyor.




]]></content:encoded>
		    <image>https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/06/karaman-saglikta-cag-atliyor-ek-hastane-binasinda-sona-dogru-3186.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/06/karaman-saglikta-cag-atliyor-ek-hastane-binasinda-sona-dogru-3186.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/06/karaman-saglikta-cag-atliyor-ek-hastane-binasinda-sona-dogru-3186-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/06/karaman-saglikta-cag-atliyor-ek-hastane-binasinda-sona-dogru-3186.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.karamanpostasi.com/karaman-saglikta-cag-atliyor-ek-hastane-binasinda-sona-dogru/227966/</link>
			<pubDate>Tue, 02 Jun 2026 07:59:20 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Yemek sonrası göğsünüz yanıyorsa dikkat! Herkes reflü sanıyor ama...]]></title>
			<description><![CDATA[Yemek sonrası artan göğüs yanması, gece ağza gelen acı su ve bir türlü geçmeyen rahatsızlık hissi... Çoğu zaman basit bir reflü sanılarak geçiştirilen bu şikayetlerin altında, yaşam kalitesini derinden sarsan mide fıtığı yatabiliyor. Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Uygar Düzci, mide fıtığının to...]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Göğüste yanma ve ağza acı su gelmesi gibi şikayetler, günümüzün yoğun temposu ve düzensiz beslenme alışkanlıkları nedeniyle sıkça yaşanıyor. Ancak bu belirtiler sadece fonksiyonel bir reflünün değil, mide fıtığı gibi yapısal ve önemli bir sağlık sorununun da habercisi olabiliyor. Dr. Öğr. Üyesi Uygar Düzci, mide fıtığının hem doğuştan hem de sonradan gelişebilen önemli bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çekti.
YAŞAM TARZINI BOZUYOR

Mide fıtığı hakkında önemli bilgiler paylaşan Dr. Düzci, “Mide fıtığı, tıbbi adıyla hiatal herni, midenin diyaframdaki açıklıktan göğüs boşluğuna doğru yer değiştirmesiyle oluşuyor. Diyafram, göğüs ve karın boşluğunu ayıran kas yapısında bir bariyer görevi görüyor. Bu bölgedeki gevşeklik, midenin yukarı doğru kaymasına ve mide asidinin yemek borusuna kaçmasına neden olabiliyor. Bazı reflüler fonksiyoneldir. Tıka basa yemek, asitli ve gazlı içecekler tüketmek geçici reflüye neden olabilir. Ancak mide fıtığına bağlı reflü daha kalıcı ve yaşam kalitesini bozan bir tablo oluşturur” dedi.
BU ŞİKAYETLERLE ORTAYA ÇIKIYOR
Mide fıtığı olan hastalarda en sık görülen belirten Dr. Düzci, “Yemeklerin ağza gelmesi, göğüste yanma hissi, ağıza acı ekşi su gelmesi, gece yastığa sıvı gelmesi ve ağız kokusu yer alıyor. Bazı hastalar ise göğüs ağrısı şikayetiyle kardiyolojiye başvurup yapılan tetkikler sonrası mide fıtığı tanısı alabiliyor. Toplumun yaklaşık yüzde 20’sinde mide fıtığı mevcut. Reflü şikâyetleri ise neredeyse her iki kişiden birinde görülebiliyor” diye konuştu.
TEDAVİDE İLK ADIM YAŞAM TARZI

Mide fıtığının tedavisinin hastanın şikayetlerine göre planlandığını belirten Dr. Düzci, “İlk aşamada ilaç tedavisi ve yaşam tarzı değişiklikleri büyük önem taşıyor. Bu süreçte hastalara yatmadan en az iki saat önce yeme-içmeyi bırakmaları, yastık sayısını artırmaları, asitli ve gazlı içeceklerden kaçınmaları, tıka basa yemek yememeleri ve yemekle birlikte su tüketmemelerini öneriyoruz. Ancak ilaç tedavisine ve yaşam tarzı düzenlemelerine rağmen şikâyetleri devam eden hastalarda cerrahi seçenekler gündeme geliyor. Mide ile diyafram arasındaki açıklığın kapatıldığı cerrahi tedavilerle hastaların büyük bölümünde şikâyetlerin tamamen ortadan kalktığını görüyoruz” şeklinde konuştu.

Mynet.com
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/05/yemek-sonrasi-gogsunuz-yaniyorsa-dikkat-herkes-reflu-saniyor-ama-6706.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/05/yemek-sonrasi-gogsunuz-yaniyorsa-dikkat-herkes-reflu-saniyor-ama-6706.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/05/yemek-sonrasi-gogsunuz-yaniyorsa-dikkat-herkes-reflu-saniyor-ama-6706_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/05/yemek-sonrasi-gogsunuz-yaniyorsa-dikkat-herkes-reflu-saniyor-ama-6706.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.karamanpostasi.com/yemek-sonrasi-gogsunuz-yaniyorsa-dikkat-herkes-reflu-saniyor-ama/227922/</link>
			<pubDate>Sat, 16 May 2026 22:43:15 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Bakan Memişoğlu: "Hantavirüs konusunda bir salgın riski yok"]]></title>
			<description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Hantavirüs konusunda herkes bilsin ki şu anda böyle bir salgın riski yok. Toplumumuz bu konuda müsterih olsun. Spekülasyonlar değil, Sağlık Bakanlığımızın açıklamaları dikkate alınmalıdır" dedi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, bir televizyon kanalında katıldığı canlı yayında sağlık gündemine dair açıklamalarda bulundu. Bakan Memişoğlu, "Hantavirüs konusunda herkes bilsin ki şu anda böyle bir salgın riski yok. Toplumumuz bu konuda müsterih olsun. Spekülasyonlar değil, Sağlık Bakanlığımızın açıklamaları dikkate alınmalıdır. Türkiye, COVID-19 pandemisinde sağlık sisteminin direncini ve kapasitesini dünyaya ispat etmiş bir ülke. Bunu en iyi şekilde yöneten ülkelerden bir tanesi olduk. Şu anda da sağlık sistemimiz ve insan gücümüzle her türlü salgını önlemeye ve takip etmeye muktediriz. Bu tip risklere karşı paydaşlarımızla birlikte hazırlıklıyız" dedi.

MEMİŞOĞLU'NDAN HANTAVİRÜS AÇIKLAMASI
Hantavirüs testi yapılan 5 vatandaşın test sonuçlarının negatif olduğunu açıklayan Memişoğlu, "İki vatandaşımız gemiden daha önce ayrılmıştı, onları da karantinaya aldık. Üç vatandaşımızı kendi uçağımızla gemiden indikleri andan itibaren izole şekilde aldık. Bu beş kişinin Hantavirüs testleri negatif çıktı, 42 günlük karantina süreci devam ediyor" diye konuştu.
"TÜRKİYE SAĞLIK SİSTEMİYLE DÜNYADA EN İYİ SAĞLIK HİZMETİ SUNAN ÜLKELERDEN BİRİ OLMUŞ DURUMDA"
Türkiye’nin sağlık sistemiyle dünyada en iyi sağlık hizmeti sunan ülkelerden biri olduğunu söyleyen Memişoğlu, "Bizim atalarımız ve medeniyetimiz sağlık sistemini hep ön planda tutmuş. Şimdi biz 2002’den beri Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Sağlıkta Dönüşüm Projesi ile sağlık alanında inanılmaz bir gelişim süreci yaşadık. Türkiye sağlık sistemiyle dünyada en iyi sağlık hizmeti sunan ülkelerden biri olmuş durumda" şeklinde konuştu.

"TÜSEB SON BİR SENEDE 2 BİN PROJEYİ DESTEKLEDİ"
TÜSEB’in son bir senede 2 bin projeyi desteklediğini aktaran Bakan Memişoğlu, "Türkiye esasında sağlık alanında üretim yapma konusunda TÜSEB’in, USHAŞ’ın kurulmasıyla son 10-15 yıl içinde önemli adımlar attı. Bu çalışmalar, bir buçuk sene evvel Sayın Cumhurbaşkanımızın ‘Sağlıklı Türkiye Yüzyılı’ vizyonunu ‘Koruyan, Geliştiren ve Üreten Sağlık’ modeliyle ortaya koymasıyla çok daha yoğunlaşmaya başladı. Biz ‘Üreten Sağlık’ modelinin merkezine Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığını koyduk. TÜSEB son bir senede 2 bin projeyi destekledi" ifadelerini kullandı.
CAR-T hücre tedavisindeki uygulamaların aralık ayından beri yapıldığı vurgulayan Bakan Memişoğlu, şunları kaydetti:
"Üreten Sağlık Portalı’nı oluşturduk. Bu portal vasıtasıyla, Türkiye Sağlık Enstitüsü Başkanlığında fikri, finansı ve üreticiyi bir araya getiriyoruz. Yani esasında yaptığımız şu; bilim insanının, fikir insanının fikrini, bilgisini alıp bunu finansla ve üreticiyle buluşturmak ve onu ticari ürün hâline getirmek. Ticari ürün haline getirme aşamasından itibaren Ticaret Bakanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının desteğiyle de büyük bir sağlık üretim sistemi, ekosistemi oluşturmaya çalışıyoruz. Biz yaklaşık bir hafta evvel, yerli renkli doppler ultrasonografi cihazının üretim ve geliştirme süreçleri için imzaları attık. Böylece Türkiye iki sene sonra kendi doppler ultrasonografi cihazını üretebilir hâle gelecek. Hematolojik kanser, kan kanseri tedavileriyle ilgili 4-5 yere TÜSEB vasıtasıyla destek verdik. Yerli CAR-T hücre tedavisinde ilk üretim ve uygulamamızı aralık ayında Ankara Etlik Şehir Hastanemizde gerçekleştirdik ve birçok hastamıza başarıyla uyguladık. Antalya, İstanbul, Kayseri gibi başka illerde de başlıyor"

"TÜRKİYE’NİN YERLİ ÜRETİCİSİNE VE BİLİM İNSANINA ÇOK BÜYÜK KATKISI VAR"
Türkiye’nin yerli üreticisine ve bilim insanlarına katkısının yüksek olduğunu söyleyen Bakan Memişoğlu, "Türkiye’de 985 tane çok kapsamlı klinik çalışma var, bunların 10’u yerli fikirle üretilmiş. Biz istiyoruz ki bu sayıyı artıralım. Sağlık Bakanlığı ve TÜSEB olarak Türkiye’ye faydası olacak yerli bir fikrin klinik çalışmalarını birlikte yürütüyorsak bu klinik çalışmalardaki hastalarımızın maliyetini Sosyal Güvenlik Kurumunun karşılayacağı şekilde bir düzenleme yaptık. Bunun Türkiye’nin yerli üreticisine ve bilim insanına çok büyük katkısı var" dedi.
"YERLİ KALP-AKCİĞER MAKİNESİNİ ASELSAN’LA BERABER ÜRETTİK"
TÜSEB aracılığıyla 8 aşı için "Yerli Aşı Çağrısı"na çıkıldığını ve Hepatit A aşısını yerli üretim olarak yapıldığını söyleyen Bakan Memişoğlu, Hepatit A aşısının hastanelere verildiğini söyledi. Yutulabilir tablet şeklindeki endoskopi cihazını, dünyada birkaç ülkenin yapabildiğini ifade eden Bakan Memişoğlu, Türkiye’nin preklinik çalışmasını yaptığını açıkladı. Bakan Memişoğlu, "Yerli kalp-akciğer makinesini ASELSAN’la beraber ürettik. İlk olarak Bilkent Hastanesine teslim ettik. Önümüzdeki günlerde ilk defa kullanacağız. Biz yerli üretilen, gerçekten millî değerleriyle yeni şeyler söyleyen her türlü girişimi ve teknolojik yatırımı destekliyoruz. Böylece Türkiye esasında sağlıkla ilgili yeni büyük bir yol kat etmeye başladı. Türkiye; sağlık turizmi dâhil, ilaç sanayisi dâhil, malzeme ve cihaz üreticisi dâhil, altyapısıyla sağlık sektörü olarak büyük bir potansiyele sahip. Bunu her zaman ifade ediyorum; bizim hedefimiz 5 yılda 10 milyar dolar, 10 yılda 50 milyar dolarlık ihracat yapmaktır" diye konuştu.
"BİN 700 TANE KENDİ SAĞLIK ÜRETİCİMİZ VAR"
Bakan Memişoğlu, "Bu ihracat hedefini başarabilecek bir altyapı ve insan gücüne, artı şu anda bunu yapabilecek kapasiteye sahip bir ülke Türkiye. Bin 700 tane kendi sağlık üreticimiz var bizim. 800 tane ilaç fabrikamız, 200’ü kendi ilacını üreten fabrikamız var. Bunlara baktığınız zaman bilim insanlarıyla, şehir hastaneleriyle, TÜSEB’in desteğiyle biz bunu rahatlıkla başarabilecek bir kapasiteye sahibiz. Ama şu anda baktığınızda yaklaşık 2 milyar dolarlık bir ilaç ihracatımız, 2-3 milyar dolar arasında bir sağlık turizmi kapasitemiz var ama bu bize artık yetmez. Biz bunun çok daha üstüne çıkabilecek altyapıya sahibiz" dedi.
"SMA İLACIMIZI KENDİMİZ ÜRETİYORUZ ARTIK"
SMA ilaçlarının Türkiye tarafından üretildiğini ifade eden Bakan Memişoğlu, "Bilim insanımız, mühendisimiz, sağlık üreticimiz üretsin. Biz Sağlık Bakanlığı olarak bunları sağlık sistemimizde kullanmaya hazırız. Yeter ki onlar üretsinler. Baktığınız zaman 2.000 tane proje destekliyoruz. SMA ilacımızı kendimiz üretiyoruz artık. Klinik çalışmalar başladı. SMA ilacının özel sektör ve onlarla beraber TÜSEB’in desteğiyle, TİTCK’nin ruhsatını verdiği preklinik çalışmasının son aşamasına gelerek insanlarımıza kullandırdığımız kendi SMA ilacımızı üretiyoruz. Ben bunu uluslararası alanda da söylüyorum; Türkiye artık sağlıkta sadece bir pazar gibi gözükmesin. Türkiye sağlıkta artık teknolojisinde, üretiminde bir ortaktır, bir rol ortaya koyucudur diyoruz" şeklinde konuştu.

"SON BİR SENE İÇİNDE 7 MİLYON İNSANIMIZI TARADIK"
‘Koruyan Sağlık’ kapsamında yapılan çalışmalardan bahseden Memişoğlu, "‘Koruyan Sağlık’ kapsamında kanserle ilgili; biz ücretsiz olarak belli yaş grubundaki insanlara Aile Hekimliklerinde ve Sağlıklı Hayat Merkezlerinde kanser taraması yapıyoruz. Esasında tedaviden önce korunmayı ön plana tutmamız gerekiyor. Son bir sene içinde 7 milyon insanımızı taradık. Bunlardan 276 binini kanser şüphesiyle hastanemizden randevu alarak ikinci ve üçüncü basamaklarda takip ettik. Ve ileri tetkiklerle destekleyerek 28 bin kişiye erken kanser teşhisi koyduk. Böylece kanseri hem tedavi ettik hem de insanların yaşamını yeniden kazandırdık. ‘Kanserden korkmayın, geç kalmaktan korkun’ diyoruz. Bu erken taramaları, ücretsiz taramaları Aile Hekimliklerinde ve Sağlıklı Hayat Merkezlerinde toplumumuzun özellikle gidip yaptırmasını istiyoruz" dedi.
Sezaryen ameliyattan bahseden Bakan Memişoğlu, şunları kaydetti:
"Vatandaşımızın sağlıklı kalmak için de sağlık hizmetlerinden faydalanmasını istiyoruz. Sadece hastalık için bizden hizmet almasınlar. Sağlıklı kalmak, sağlıkla yaşamlarını sürdürmek için biz onları Sigara Bırakma Polikliniklerine, Sağlıklı Hayat Merkezlerine, Aile Sağlığı Merkezlerine bekliyoruz. Ben Sağlık Bakanıyım. İnsanlara sağlıklı olmayı ve nasıl sağlıklı kalınacağını da anlatmakla mükellefim. Nasıl sigara içmeyin diyorsam, sigara sağlığa zararlıdır diyorsam, sigara insanları öldürür, akciğer kanseri yapar, kalp krizi geçirme riskini artırır, damar hastalıklarına neden olur diyorsam; sezaryenin de bir ameliyat şekli olduğunu, zorunlu kalmadıkça sezaryen yapılmaması gerektiğini, fizyolojik olanın yani doğal olanın normal doğum olduğunu, vajinal doğum olduğunu, hem anne sağlığı açısından hem de çocuk sağlığı açısından normal olanın doğal doğum olduğunu söylüyorum."
"TÜRKİYE’DE İLK DEFA GEÇEN SENE SEZARYEN ORANI DÜŞME MEYLİNE GİRDİ"
Türkiye’de sezaryen oranının ilk defa geçen sene düşme meyline girdiğini ifaden Bakan Memişoğlu, şu ifadeleri kullandı:
"Bu ameliyat türü (sezaryen) ne zaman gerekli? 10 doğumdan en fazla bir buçuğunda; yani 1 ile 1,5 arasında. Ama biz şu anda Türkiye’de 10 doğumdan 6’sını, yarısından çoğunu sezaryen yapıyoruz. 59,7 şu anda sezaryen oranımız. İlk doğumda sezaryen oranımız yüzde 30,4; yani 3 doğumdan 1 tanesi. Halbuki Dünya Sağlık Örgütü tıbbi olarak 10 doğumdan 1 tanesinin sezaryen olması gerektiğini söylüyor. Şimdi eğer siz 10 doğumdan 6’sını sezaryen yapıyorsanız demek ki en az 4’ünü isteğe bağlı sezaryen yapıyorsunuz. Biz her hastanede koordinatör ebeler görevlendirdik. Ebelerin doğuma girmesini ve onu koordine etmesinin mevzuatının altyapısını oluşturduk. İlk kez anne olacak anne adaylarına gebeliğinin son üç ayında ebelerimiz eşlik edecek. ‘Annelik Yolculuğu’ diye bir telefon uygulaması yaptık. Hastanelerimizde, Aile Hekimliklerimizde ve Sağlıklı Hayat Merkezlerimizde Gebe Okulları oluşturduk." "Ben anne adaylarımızla ve hekimlerimizle hep beraber sezaryen oranlarımızı sağlıklı hale getirmek istiyorum. Şu anda Türkiye’de ilk defa geçen sene sezaryen oranı düşme meyline girdi yıllar sonra. Bunu biz hep beraber daha da düşüreceğiz."
  Kaynak mynet.com
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/05/bakan-memisoglu-hantavirus-konusunda-bir-salgin-riski-yok-6706.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/05/bakan-memisoglu-hantavirus-konusunda-bir-salgin-riski-yok-6706.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/05/bakan-memisoglu-hantavirus-konusunda-bir-salgin-riski-yok-6706_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/05/bakan-memisoglu-hantavirus-konusunda-bir-salgin-riski-yok-6706.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.karamanpostasi.com/bakan-memisoglu-hantavirus-konusunda-bir-salgin-riski-yok/227921/</link>
			<pubDate>Sat, 16 May 2026 22:43:15 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Hantavirüs pandemiye yol açar mı? Prof Dr. Tevfik Özlü açıkladı]]></title>
			<description><![CDATA[Hantavirüs vakaları dünya genelinde kaygıya neden oldu. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, kruvaziyer gemisinde ortaya çıkan hantavirüs vakalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzmanı Tevfik Özlü, özellikle tahliye edilen yolcuların karantina süreçlerinin dikkatle yönetilmesi gerektiğine dikkat çekerek, bazı hanta virüsü türlerinin yüzde 50’ye varan ölüm riskine sahip olduğunu söyledi.
Prof. Dr. Tevfik Özlü, "Hantavirüsler aslında eskiden beri bildiğimiz insanda hastalık yapan virüsler arasında yer alıyor ama şu anda bir gemide bu salgınının ortaya çıkması endişeye, korkuya ulaştı. Yakın pandemi oluşma ihtimali görülmüyor. Hanta virüsler Kovid gibi kolay bulaşan virüsler değil. Gemide hastalığa neden olan tipi insandan insana bulaşabiliyor ama çok kolay ve hızlı bulaşan bir virüs değil. Bu uzun süreli yakın temas ile bulaşıyor. Dolayısıyla burada hızlı yayılma ve replikasyon olmadığı sürece bir pandemiye dönüşme riski bence çok afaki olur. Dünya Sağlık Örgütü gibi örgütler yakın bir pandemi riski görmediklerini açıkladılar" dedi.
"TÜRKİYE’DE YILLARDIR TEK TÜK VAKALAR GÖRÜLÜYORDU"
Hanta virüslerinin zaman zaman lokal ve sınırlı salgınlara yol açtığını kaydeden Özlü, Türkiye’de de yıllardır tek tük vakaların görüldüğünü söyledi. Özlü, "Ancak zaman zaman böyle lokal, sınırlı ölçüde salgınlar bu hanta virüsler de görülüyor. Ülkemizde de yıllardır tek tük vakalar şeklinde görmeye devam ediyoruz. Daha çok bizde görülen böbrek yetmezliği ilerleyen ateşli kanama tablosuyla seyreden bir form ama şu anda gemide ortaya çıkan ateş ve ateşin ardından da akciğer yetmezliğini, ödemine ilerleyen form. Bu formun daha ölümcül olduğunu biliyoruz. Yüzde 50’ye kadar ölümcül olabiliyor" ifadelerini kullandı.
Şu ana kadar 11 vakanın tespit edildiğini belirten Özlü, karantina sürecinin titizlikle yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Özlü, "Şuana kadar 11 vaka tespit edildi ama tahliye edilen yolcular arasında da karantina devam ediyor. Bu süreç içerisinde belki yeni vakalar da çıkabilecek. Bence çok panik yapılacak, abartılacak bir risk gibi görünmüyor ama mutlaka bu sürecin iyi üretilmesi lazım. Nitekim bu gemiden tahliye edilen yolcuların bir kısmının ülkelerine gönderilmesi sürecinde uçakla taşındığı ve bu uçakla taşınan yolcuların bazısında sonradan hastalık tablosunun geliştiği ortaya çıktı. Uçaktaki diğer yolculara acaba bu ulaştı mı diye bir telaş doğurdu. Şimdi uçaktaki yolculara ulaşıp onların takibini başlatmak gerekiyor" diye konuştu.
"KARANTİNA SÜREÇLERİ DİKKATLE TAKİP EDİLMELİ"
Türkiye’ye getirilen yolcuların karantina süreçlerinin dikkatle takip edilmesi gerektiğini kaydeden Özlü, "Onun için bu gemiden tahliye edilen ve ülkemizden getirilen yolcular var. Bunların karantina sürelerinin iyi yönetilmesi çok önemli. Uzun bir karantina dönemi var. 6 haftaya kadar uzuyor. Dolayısıyla bu insanlar ben iyiyim, bir hastalığım yok, şikayetim yok diye düşünebiliyorlar hatta test yapılıyor test negatif çıkıyor. Dolayısıyla ben de yok diye düşünebiliyorlar ama sonradan tekrar pozitife dönüşebilir. O açıdan karantina sürelerini çok dikkatli olması, dışarıya çıkmamaları, yakınlarıyla temas kurmamaları böyle bir sargının yayılmasını önlemek açısından odaklanılması gerekiyor" dedi.

"NOROVİRÜS KAYNAKLI SALGINLAR DA VAR"
Öte yandan kruvaziyer gemilerinde görülen bir diğer salgının ise norovirüs kaynaklı olduğu belirtildi. Prof. Dr. Tevfik Özlü, "Norovirüs salgını da yine bir kruvaziyer gemisinde ortaya çıktı. Bir kişinin hastalandığını ve bu gemiden tahliye edildiğini biliyoruz. Norovirüsler aslında çok sık gördüğümüz karşılaştığımız daha çok bulantı, kusma, ishal, karın ağrısı gibi yakınmalara yol açan virüsler. Kolay bulaşır. Kirlenen el ve diğer çevre yüzeylerden, gıdalardan ulaşabilir. Norovirüs tek bir virüs değil grup bir virüs. Özellikle yaz döneminde seyahatler oluyor. Otellerde ve restoranda ortak açık büfe yemeklerde bulaşma riski yüksek. Genel hijyene dikkat edilmesi lazım. Bu tür virüslerde bizi koruyacak en önemli şey el hijyeni ve ortak kullanılan eşyaların iyi temizlenmesidir. Standart prosedürlere dikkat edilirse bir sorun olmayacaktır" ifadelerini kullandı.
"SPESİFİK BİR İLAÇ VEYA AŞISI YOK"
Hanta virüsü ve norovirüse karşı spesifik bir ilaç ya da aşının bulunmadığını belirten Özlü, tedavide destekleyici yöntemlerin uygulandığını söyledi. Özlü, "Hanta virüs ve norovirüs için spesifik bir ilaç ya da aşı yok. Ama genel itibarıyla destek tedavileri uygulanır. Bulantı, kusma olduğu zaman onu yönetecek ilaçlar, sıvı dengesinin sağlanması, ateşin düşürülmesi, ağrının kesilmesi gibi tedaviler uygulanır. Ağır formlarda tabi daha ileri destekler uygulanacaktır. Hanta alta virüs içinde öyle yani çok özel bir tedavisi yok destek tedavisi uygulanır" dedi.
  Kaynak mynet.com
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/05/hantavirus-pandemiye-yol-acar-mi-prof-dr-tevfik-ozlu-acikladi-6706.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/05/hantavirus-pandemiye-yol-acar-mi-prof-dr-tevfik-ozlu-acikladi-6706.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/05/hantavirus-pandemiye-yol-acar-mi-prof-dr-tevfik-ozlu-acikladi-6706_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/05/hantavirus-pandemiye-yol-acar-mi-prof-dr-tevfik-ozlu-acikladi-6706.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.karamanpostasi.com/hantavirus-pandemiye-yol-acar-mi-prof-dr-tevfik-ozlu-acikladi/227920/</link>
			<pubDate>Sat, 16 May 2026 22:43:15 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Karaman'da Sağlık Konusunda Bir İlk Daha Yaşanıyor]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Karaman'da Sağlık Konusunda Bir İlk Daha Yaşanıyor
Karaman Sağlıkta Bir Eşiği Daha Aştı: Organ Nakilli Hastalar İçin "Takrolimus" Dönemi Başladı! Başhekim Dr. Öğr. Üyesi Şükrü Salih Toprak, Başhekim Yardımcısı Uzm. Dr. Mesut Ünal, Karaman Organ Nakli Derneği (KARONDER) Başkanı Ercan Çalışkan ve Organ Nakil Koordinatörü Merih Ayaz, kameralar karşısına geçerek beklenen müjdeyi verdi.Karaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde yeni kurulan Organ Nakli Koordinatörlüğü ile birlikte, artık organ nakli yapılmış hastaların takipleri ve kritik ilaç düzeyi ölçümleri kendi laboratuvarlarımızda gerçekleştirilecek. Başhekim Şükrü Salih Toprak, "Hastalarımızın ilaç dozlarını ayarlamak için artık başka illere gitmesine gerek kalmadı" dedi.Karaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi, teknolojik altyapısını ve hizmet kalitesini güçlendirmeye devam ediyor. Hastane yönetimi tarafından yapılan açıklamada, özellikle nakil sonrası hayati öneme sahip olan "Takrolimus" testi ölçümlerinin artık kurum bünyesinde yapılmaya başlandığı duyuruldu.

Takrolimus Testi Nedir ve Neden Önemli?
Organ nakli (karaciğer, böbrek veya kalp) sonrası vücudun yeni organı reddetmemesi için kullanılan Takrolimus (Prograf®) ilacının kandaki seviyesinin ölçülmesi, hastanın yaşam kalitesi ve organın sağlığı için kritik bir rol oynamaktadır. Bu tam kan testi ile;

Organ Reddi Önleniyor: İlacın bağışıklık sistemini baskılayarak organ reddini engelleyen güvenli aralıkta olup olmadığı ölçülüyor.

Toksisite Riski Azalıyor: İlacın dozunun kanda toksik seviyelere ulaşması engellenerek hastanın sağlığı korunuyor.

Kişiye Özel Doz Ayarı: Her hastanın ihtiyacına göre en etkili doz düzeyi (terapötik aralık) hassasiyetle belirleniyor.

Başhekim Toprak: "Şehrimiz İçin Bir Milat"
Basın toplantısında konuşan Başhekim Dr. Öğr. Üyesi Şükrü Salih Toprak, ve Başhekim Yardımcısı Uzm. Dr. Mesut Ünal yeni başlayan bu hizmetin Karaman için büyük bir kolaylık sağladığını vurguladı:

"Hastanemizde kurduğumuz Organ Nakli Koordinatörlüğü rehberliğinde, nakilli hastalarımızın takiplerini artık bizzat kendi laboratuvarlarımızda yapıyoruz. Takrolimus gibi özel test sonuçlarını kendi imkânlarımızla vererek, hastalarımızı komşu illere gitme zahmetinden kurtardık. Karaman’ımıza hayırlı olsun."

Karaman Sağlık Üssü Olma Yolunda
Daha önce büyükşehirlere sevk edilen birçok tahlil ve takip sürecinin Karaman’da çözüme kavuşması, hastanenin bölgesel bir referans merkezi olma vizyonunu destekliyor. Koordinatör Merih Ayaz ve Karaman Organ Nakli Derneği (Karonder) Başkanı Ercan Çalışkan da bu gelişmenin nakil bekleyen ve nakil olmuş hastalar üzerindeki olumlu etkilerine dikkat çekti.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/05/karaman-da-saglik-konusunda-bir-ilk-daha-yasaniyor-8720.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/05/karaman-da-saglik-konusunda-bir-ilk-daha-yasaniyor-8720.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/05/karaman-da-saglik-konusunda-bir-ilk-daha-yasaniyor-8720-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/05/karaman-da-saglik-konusunda-bir-ilk-daha-yasaniyor-8720.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.karamanpostasi.com/karaman-da-saglik-konusunda-bir-ilk-daha-yasaniyor/227874/</link>
			<pubDate>Tue, 05 May 2026 12:47:38 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sakın hafife almayın: Sinsi tehlike menisküs kök yırtıkları]]></title>
			<description><![CDATA[Diz ağrıları artık yalnızca ileri yaşla sınırlı değil. Doç. Dr. Alper Öztürk, diz ağrısının ardında sinsi bir tehlikenin gizlenebileceğini vurgulayarak, "Menisküs kök yırtıklarına zamanında yapılan doğru müdahale, diz ekleminin doğal yapısını korumanın en etkili yoludur" dedi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Alper Öztürk, ortopedi polikliniklerine orta yaşlı hastaların en sık başvuru nedenlerinden birinin dizi sonuna kadar bükememe ve hareket sırasında belirginleşen ağrı olduğunu belirtti. Öztürk, "Çoğu zaman basit bir incinme olarak değerlendirilen bu tablo, aslında dizin geleceğini doğrudan etkileyebilecek sinsi bir tehlikenin habercisi olabilir, yani menisküs kök yırtıklarının" diye konuştu.
YERİNDEN KAYIP İŞLEVİNİ KAYBEDİYOR
Doç. Dr. Öztürk, menisküslerin diz eklemi içinde yükü dağıtan birer amortisör işlevi gördüğünü belirterek kök yırtığının bu yapının kemiğe tutunduğu ana bağlantı noktasının kopması anlamına geldiğini açıkladı. Öztürk, "Bu bağ koptuğunda menisküs yerinden kayar ve işlevini kaybeder. Diz eklemi korumasız kalır, kıkırdaklar artan yük altında hızla aşınmaya başlar" ifadelerini kullandı.

KADIN HASTALAR DAHA SIK
Bu tablonun en sık 40-60 yaş aralığında, dizlerine fazla yük binen ve hafif kilolu bireylerde ortaya çıktığını ifade eden Öztürk, kadın hastalarda daha sık rastlandığını da vurguladı.
Öztürk, "Gençlerdeki gibi büyük travmalar gerekmez; çömelmek, merdiven inmek ya da yerden kalkmak gibi günlük hareketler bile yıpranmış menisküs kökünün kopmasına neden olabilir" açıklamasında bulundu.

KİREÇLENME KAÇINILMAZ
Hastaların genellikle dizin arka kısmına yayılan ani ve keskin bir ağrı, şişlik ve hareket kısıtlılığı tarif ettiğini belirten Öztürk, özellikle dizin tam büküldüğü pozisyonlarda ağrının belirgin şekilde arttığını söyledi. Öztürk, bu yırtıkların en önemli özelliğinin kendiliğinden iyileşmemesi olduğunu vurgulayarak, "Tedavi edilmediğinde dizde hızlı ve geri dönüşü olmayan kıkırdak hasarı gelişir. Süreç ilerledikçe kireçlenme kaçınılmaz hale gelebilir, bu da ilerleyen dönemde diz protezi ameliyatını gündeme getirebilir" şeklinde konuştu.
Güncel tıbbi yaklaşımların özellikle orta yaş grubunda en koruyucu seçeneğin menisküsün tamir edilmesi olduğunu gösterdiğini hatırlatan Öztürk, "Kopan menisküs kökü, özel cerrahi tekniklerle yeniden kemiğe sabitlendiğinde dizin yük dağılımı ve biyomekaniği büyük ölçüde eski haline döner. Başarılı bir tamir, ileride protez ihtiyacını önemli ölçüde azaltabilir, hatta tamamen ortadan kaldırabilir" dedi.
Öztürk, 40-60 yaş aralığında olup merdiven inip çıkarken, çömelirken ya da ani bir hareket sırasında dizden ses geldikten sonra ağrı ve şişlik gelişen kişilerin bu durumu hafife almaması gerektiğini aktararak "Gecikmeden bir ortopedi uzmanına başvurmak, erken teşhis ve doğru tedavi için kritik öneme sahiptir" ifadelerine yer verdi.

 

Mynet.com
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/sakin-hafife-almayin-sinsi-tehlike-meniskus-kok-yirtiklari-7624.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/sakin-hafife-almayin-sinsi-tehlike-meniskus-kok-yirtiklari-7624.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/sakin-hafife-almayin-sinsi-tehlike-meniskus-kok-yirtiklari-7624_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/sakin-hafife-almayin-sinsi-tehlike-meniskus-kok-yirtiklari-7624.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.karamanpostasi.com/sakin-hafife-almayin-sinsi-tehlike-meniskus-kok-yirtiklari/227867/</link>
			<pubDate>Thu, 30 Apr 2026 09:36:06 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Rusya resmen duyurdu! Tüm dünya bu gelişmeyi konuşacak, şimdiki hedefleri bambaşka]]></title>
			<description><![CDATA[Rusya Bilim ve Yükseköğretim Bakan Yardımcısı Denis Sekirinskiy, hücresel yaşlanmayı yavaşlatmayı hedefleyen bir gen tedavisi üzerinde çalıştıklarını açıkladı. Yetkililerin “yaşlanmaya karşı aşı” olarak tanımladığı bu gelişme, bilim dünyasında dikkat çekerken, akıllara “yaşlanma tarihe mi karışacak?...]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Bilim dünyasında yaşlanmayı yavaşlatmaya yönelik çalışmalar hız kazanırken, Rusya’dan dikkat çeken bir açıklama geldi. Ülke yetkilileri, hücrelerin yaşlanma sürecini hedef alan yeni bir gen tedavisi üzerinde çalıştıklarını duyurdu. Geliştirilen bu yöntemin, hücresel düzeyde yaşlanmayı yavaşlatmayı amaçladığı belirtiliyor.

HEDEF: HÜCRESEL YAŞLANMAYI YAVAŞLATMAK
Rusya Bilim ve Yükseköğretim Bakan Yardımcısı Denis Sekirinskiy, geliştirilen tedavinin “RAGE” adı verilen bir reseptörü hedef aldığını açıkladı. Sekirinskiy’e göre bu reseptörün aktif hale gelmesi, hücrelerde yaşlanma sürecini tetikliyor. Bu mekanizmanın engellenmesi durumunda ise hücrelerin daha uzun süre genç kalabileceği ifade ediliyor.
“DÜNYADA İLK OLACAK” İDDİASI

Yetkililer, bu çalışmanın doğrudan yaşlanmayı hedef alan ilk gen tedavisi olabileceğini öne sürüyor. Projenin, Rusya’da faaliyet gösteren Yaşlanma Biyolojisi ve Tıp Enstitüsü tarafından yürütüldüğü bildirildi. Rusya’da son yıllarda yaşam süresini uzatmaya yönelik çalışmaların devlet politikası haline geldiği dikkat çekiyor. Ülke yönetimi, özellikle yaşlanan nüfus ve demografik gerilemeye karşı bilimsel projelere ağırlık veriyor.
2028 - 2030 ARASINDA ÜRETİM PLANLANIYOR

Başbakan Yardımcısı Tatyana Golikova daha önce yaptığı açıklamada, yaşlanma karşıtı ilacın 2028-2030 yılları arasında üretime geçmesinin planlandığını duyurmuştu.
Söz konusu çalışma, 2025 yılında başlatılan “Sağlığın Korunmasına Yönelik Yeni Teknolojiler” ulusal projesi kapsamında yürütülüyor. Projenin bütçesinin 2 trilyon rubleyi (yaklaşık 26 milyar dolar) aştığı belirtiliyor.
TARTIŞMALAR DA SÖZ KONUSU
Öte yandan projeye ilişkin bazı tartışmalar da gündemede. Rusya’da yayın yapan bazı kaynaklara göre, projenin arkasında “insan ömrünü uzatma” fikrine güçlü şekilde bağlı olan bilim insanlarının etkili olduğu öne sürülüyor. Henüz deneysel aşamada olan bu çalışma, bilim dünyasında heyecan yaratsa da uzmanlar, böyle bir tedavinin güvenliği ve etkinliğinin uzun vadeli araştırmalarla netleşeceğini vurguluyor.

 

Mynet.com
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/rusya-resmen-duyurdu-tum-dunya-bu-gelismeyi-konusacak-simdiki-hedefleri-bambaska-7624.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/rusya-resmen-duyurdu-tum-dunya-bu-gelismeyi-konusacak-simdiki-hedefleri-bambaska-7624.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/rusya-resmen-duyurdu-tum-dunya-bu-gelismeyi-konusacak-simdiki-hedefleri-bambaska-7624_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/rusya-resmen-duyurdu-tum-dunya-bu-gelismeyi-konusacak-simdiki-hedefleri-bambaska-7624.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.karamanpostasi.com/rusya-resmen-duyurdu-tum-dunya-bu-gelismeyi-konusacak-simdiki-hedefleri-bambaska/227866/</link>
			<pubDate>Thu, 30 Apr 2026 09:36:06 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Aileler bu hatayı yapıyor! Çocuklar daha kolay hastalanıyor]]></title>
			<description><![CDATA[Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mustafa Çiftçi, mevsim geçişlerinde çocukların bağışıklık sisteminin daha hassas hale geldiğine dikkat çekerek aileleri uyardı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Hava sıcaklıklarının bir yükselip bir düşmesinin çocuk sağlığını olumsuz etkilediğini vurgulayan Dr. Mustafa Çiftçi, "Mevsim geçişlerinde soğuk algınlığı, boğaz enfeksiyonları, öksürük ve ateş gibi şikayetler daha sık görülmektedir. Ayrıca artan polen yoğunluğu da çocukları etkileyebilmektedir. Bağışıklık sistemi, vücudu mikroplara ve virüslere karşı koruyan önemli bir savunma mekanizmasıdır. Ancak bu dönemlerde daha hassas hale gelebilir. Özellikle bağışıklık sistemi henüz tam gelişmemiş bebek ve çocuklar daha savunmasızdır" dedi.
Uzun süren öksürük, yüksek ateş, halsizlik ve iştahsızlık gibi durumlarda mutlaka bir uzmana başvurulması gerektiğini belirten Dr. Çiftçi, erken teşhisin hastalık sürecinin sağlıklı ilerlemesi açısından büyük önem taşıdığını ifade etti.
KALABALIK ORTAMLARDA BULAŞ RİSKİ ARTIYOR
Okul ve kreş gibi ortamlarda virüslerin kolayca yayıldığına dikkat çeken Dr. Çiftçi, bağışıklık sistemi zayıf olan çocukların, astım ve alerjik solunum yolu hastalığı bulunan bireylerin daha yüksek risk altında olduğunu söyledi.
Kapı kolları, oyuncaklar ve ortak kullanılan yüzeylerin bulaş açısından önemli rol oynadığını belirten Dr. Çiftçi, "Enfekte olan tek bir çocuk, kısa sürede hem arkadaşlarına hem de aile bireylerine hastalığı bulaştırabilir" diye konuştu.
'AİLELERE ÖNEMLİ UYARILAR'
Ailelerin bu dönemde daha dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Dr. Çiftçi, "Çocuklara el yıkama alışkanlığı kazandırılmalı. Hijyen kuralları sık sık hatırlatılmalı. Dengeli ve vitamin açısından zengin beslenme sağlanmalı. Bol sıvı tüketimi teşvik edilmeli. Hava şartlarına uygun giyinmeleri sağlanmalı. Kalabalık ve havasız ortamlardan uzak tutulmalı. Aşı takvimi aksatılmamalı, düzenli doktor kontrolleri yapılmalı" diye konuştu.

 

Mynet.com
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/aileler-bu-hatayi-yapiyor-cocuklar-daha-kolay-hastalaniyor-1638.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/aileler-bu-hatayi-yapiyor-cocuklar-daha-kolay-hastalaniyor-1638.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/aileler-bu-hatayi-yapiyor-cocuklar-daha-kolay-hastalaniyor-1638_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/aileler-bu-hatayi-yapiyor-cocuklar-daha-kolay-hastalaniyor-1638.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.karamanpostasi.com/aileler-bu-hatayi-yapiyor-cocuklar-daha-kolay-hastalaniyor/227852/</link>
			<pubDate>Sat, 25 Apr 2026 18:11:09 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Her saniye hayati: Ani ve şiddetli baş ağrılarına dikkat!]]></title>
			<description><![CDATA[Halk arasında 'baloncuk' olarak bilinen, aslında beyin damar duvarının zayıflayarak dışa doğru genişlemesiyle oluşan anevrizma, ülkemizde her yıl binlerce kişide görülüyor. Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun, anevrizmanın çoğu zaman patlayana kadar belirti vermediğini aktararak şu uyarılarda bulundu: "Ani...]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Beyin cerrahisi pratiğinde sık karşılaşılan ve ciddi sonuçlara neden olabilen beyin anevrizmaları, çoğu zaman belirti vermeden ilerleyebiliyor. Halk arasında 'baloncuk' olarak bilinen bu durum, beyin damar duvarının zayıflayarak dışa doğru genişlemesiyle oluşuyor. Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun, anevrizmaların genellikle sessiz seyrettiğini ve çoğu hastada patlayana kadar fark edilmediğini aktardı.
Anevrizmanın yırtılması sonucu ortaya çıkan tablo ise acil müdahale gerektiren ciddi bir sağlık durumu olarak değerlendirildiğini dile getiren Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun, "Anevrizma, çoğu zaman patlayana kadar varlığını hissettirmeyen bir 'saatli bomba' gibidir. İstatistikler bize gösteriyor ki ülkemizde milyonlarca insan beyninde bir anevrizma taşıyor ancak bunun farkında değil. Sorun şu ki, bu baloncuk patladığında oluşan subaraknoid kanama, hastaların yaklaşık yarısını hastaneye dahi ulaşamadan kaybedilmesine neden olabiliyor. Bu nedenle cerrahlar için en değerli müdahale, o baloncuk henüz patlamadan yapılan müdahaledir" sözlerini kaydetti.

AĞRI KESİCİ İÇİP UYUMAK EN BÜYÜK HATA
Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun, her ağrı için anevrizma şüphesi taşımamak gerektiğini ancak ağrının düzeyi noktasında dikkat edilmesi gereken önemli noktalar olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun, sözlerine şöyle devam etti:
"Eğer aniden başlayan, daha önce hiç tecrübe etmediğiniz kadar şiddetli, ‘kafamın içinde bir şeyler koptu ya da patladı' dedirten bir baş ağrısı yaşıyorsanız, bu bir anevrizma rüptürü (yırtılması) olabilir. Bu durumda ağrı kesici içip uyumaya çalışmak yapılabilecek en büyük hatadır. Dakikalar, hatta saniyeler hayati önem taşır. Hipertansiyon, sigara kullanımı ve ailede anevrizma öyküsü olması gibi durumlar ayrıca önem taşımaktadır. Özellikle dirençli tansiyonu olan hastaların, beyin damar yapılarını en az bir kez görüntülemesi (MR veya BT anjiyo) hayat kurtarıcı bir adımdır. Beyin cerrahisinde başarı, sadece teknik beceriyle değil, doğru zamanlama ile gelir. Anevrizma korkulacak bir hastalık değil, geç kalındığında sonuçları ağır olan bir durumdur. Erken teşhis ve modern cerrahi yöntemlerle bu riski yönetmek bugün her zamankinden daha mümkün."

AÇIK CERRAHİ ŞART DEĞİL
Anevrizma tedavisi hakkında bilgi veren Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun, gelişen teknoloji sayesinde artık her anevrizmayı açık cerrahi ile tedavi etmek gibi bir zorunluluk kalmadığını söyledi. Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun, sözlerini şöyle tamamladı:
"Anevrizma tedavisinde endovasküler girişimler ve mikro-cerrahi yöntemleri ön plana çıkmaya başladı. Endovasküler girişimlerde, kasıktan girerek, beyindeki anevrizma, içeriden ‘koil' denilen tellerle veya özel stentlerle kapatılabiliyor. Bu yöntemle hastalar kısa sürede sosyal hayatlarına geri döndürebiliyor. Bazı kompleks anevrizmalarda ise mikro-cerrahi yöntemi devreye girebiliyor. Bu yöntemde mikroskop altında anevrizmanın boynuna küçük bir titanyum klips yerleştirerek devre dışı bırakılması sağlanıyor. Özellikle A1 ve AComA olarak adlandırılan bölgelerdeki anevrizmalar, boyutları küçük olsa dahi patlama riski yüksek olan, titizlikle takip ve tedavi edilmesi gereken vakalardır."

 

Mynet.com
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/her-saniye-hayati-ani-ve-siddetli-bas-agrilarina-dikkat-1638.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/her-saniye-hayati-ani-ve-siddetli-bas-agrilarina-dikkat-1638.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/her-saniye-hayati-ani-ve-siddetli-bas-agrilarina-dikkat-1638_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/her-saniye-hayati-ani-ve-siddetli-bas-agrilarina-dikkat-1638.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.karamanpostasi.com/her-saniye-hayati-ani-ve-siddetli-bas-agrilarina-dikkat/227851/</link>
			<pubDate>Sat, 25 Apr 2026 18:11:09 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Ekran bağımlılığı alarm veriyor: 2050’de her 2 kişiden biri miyop olabilir]]></title>
			<description><![CDATA[Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Gökhan Özgür, artan ekran kullanımının göz sağlığı üzerinde ciddi riskler oluşturduğunu belirterek, mevcut alışkanlıkların devam etmesi halinde 2050 yılında dünya nüfusunun yarısının miyop olabileceğini söyledi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Teknolojinin hayatın merkezine yerleşmesiyle birlikte ekran bağımlılığı bebeklikten yetişkinliğe kadar her yaş grubunda yaygınlaşırken, uzun süre yakına odaklanmanın gözlerde kalıcı sorunlara yol açabileceği ifade ediliyor. Dr. Öğr. Üyesi Gökhan Özgür, özellikle ekran karşısında geçirilen sürenin giderek artmasının göz sağlığını tehdit ettiğini vurguladı.
Günlük yaşamda insanların büyük bölümünün saatlerce yakın mesafeye odaklandığını belirten Özgür, bu durumun özellikle yetişkinlerde göz kuruluğu, yanma, batma, kızarıklık ve geçici bulanık görme gibi şikayetlere yol açtığını dile getirdi. Bu sorunların yaşam kalitesini düşürdüğünü kaydeden Özgür, ekran kullanımının mümkün olduğunca sınırlandırılması gerektiğini söyledi.
Dr. Özgür, "Ekran süresi hepimizde olduğu gibi dünyada da gerçekten saatler açısından müthiş bir artış gösterdi. Neredeyse hiçbirimiz uzaklara bakmıyoruz. Genelde uzak deyince bir araç kullanımı geliyor aklımıza. Onun dışında hepimizin günlük pratikte 4-5 saat, 8-10 saat belki yakınla ilgili geçirdiğimiz zaman var. Bu yakınla geçirdiğimiz zaman çoğu zaman da ekranlarla ilgili geçirilen zaman. Çocuklarda ve yetişkinde buradaki zararlar değişiyor. Yetişkinler de geniş bir hasta grubunu oluşturuyor.
Çağrı merkezi çalışanları, muhasebe, bankacı gibi meslek grupları eğer uzun süre ekrana bakıyorsak biz numara anlamında bozulmadan ziyade göz kuruluğuyla alakalı şikayetler var. Ama bu da ciddi yaşam kalitesini etkiler. Yanmalar, batmalar, kızarıklıklar, bulanık görmeler, geçici de olsa bunlar. Ekran süreleriyle ilgili olabildiğince mecbur olanın dışında azaltmak, bilgisayarda geçirdiğimiz zamanın dışında telefonla geçirdiğimiz zamanı kısıtlamak ve suni gözyaşlarıyla desteklemek diyoruz. Kalıcı bir sorun oluşturmaz ama konforumuzu etkiler, yaşam kalitesini etkiler" dedi.

"BU ŞEKİLDE DEVAM EDERSE 2050'DE DÜNYA NÜFUSUNUN YARISI MİYOP OLACAK"
Artan ekran bağımlılığının büyük bir toplum sağlığı sorunu olmaya çok yaklaştığına değinen Dr. Öğr. Üyesi Özgür, "Çocuklarda iş değişiyor. Çocuklarda göz gelişimi devam ettiği için uzun süre yakına bakmak, hele ki bu parlak ekransa ve yakındaki mesafe yaklaştıkça miyopi ile ilgili riskler artıyor. Bununla ilgili geleceğe dönük projeksiyonlar var. Mesela eğer bu ekran süreleri bu şekilde devam ederse ki herkes artık yakına bakıyor, ekranlara 2050 yılında dünya nüfusunun yarısının miyop olacağı hesaplanıyor. Bu gerçekten çok büyük bir oran. Çünkü ben hastalarıma diyorum onu, artık uzakta işimiz yok, hepimiz yakına bakıyoruz. Çocuklarda bu ekran süresi artarak devam ediyor, çok da yakından bakıyor çocuklar. Ne kadar yakına uzun süre bakıyorsak, ne kadar yakından bakıyorsak ve bu ekransa bu yakına baktığımız, miyop ile ilgili riskler artıyor. Yani uzağa görememeyle alakalı problemler ve numaralı gözlükler kullanılmaya başlanıyor" diye konuştu.

"EKRANIN DİBİNE GİRMEDEN 35-40 SANTİM UZAKTAN İZLENMELİ"
Zorunlu durumlarda dahi ekrana çok yakından bakılmaması gerektiğinin altını çizen Özgür, "Miyop'un da derecesi önemli bizde. 3 numaraya kadar hafif miyop sayarız. 3-5 arası, 3-6 arası orta miyop gibidir. Eğer 5-6 numarayı geçiyorsa ileri yüksek miyoplara dönüyor. İleri yüksek miyoplar gözlükle görebilir ama retinayla alakalı, gözün kendi sağlığıyla alakalı ciddi problemler olabilir. İleriye dönük ve bu hesaplanan 2050'de dünya nüfusunun yarısı miyop olacak. Bunun yüzde 10'unun da yüksek miyop olacağı, yani 5-6 numaranın üzerinde olacağı hesaplanıyor. O zaman genel toplum sağlığında ciddi riskler içeriyor. İşin özü ekranla ilgili süreleri mecburiyet yoksa olabildiğince kısıtlamak lazım. Çocuklarımızda da ekstradan buna dikkat etmemiz lazım. Belli süreleri aşmaması lazım mecburi olanların dışında. Bakıyorsa da en azından dibine girmeden 35-40 santim koruyarak ve aralıklı, arada uzağa bakarak, gözünü dinlendirerek geçirmek lazım bu süreyi" şeklinde konuştu.
"BİR GÖZDE OLAN BOZUKLUK ANLAŞILMAYABİLİR, RUTİN MUAYENE BU YÜZDEN ÖNEMLİ"
Rutin muayenelerin göz sağlığındaki öneminden de bahseden Özgür, ayrıca şunları söyledi:
"Biz yenidoğanla birlikte muayenenin başlamasını öneririz. İlk 3 ayda mümkünse yaptırmak lazım. Sonrasında bir sorun yoksa yıllık kontroller öneririz. Asıl 5 ve 7 yaşları, hele ki okul çağları daha da önemli bizim için. Çünkü miyopi genelde ilkokul çağında başlar. Bir gözde olup bir gözde olmayabilir. Hipermetrop için de aynısı geçerlidir. Çocuğun bir gözü iyi görüyorsa diğer gözünün az görüp görmediğini anlama ihtimali çok düşüktür. Rutin taramalarla veya bizim muayenelerimizde ortaya çıkabilir. Onun için özellikle ilkokul çağında muhakkak yılda bir kontrol yaptırmak lazım."

 

Mynet.com
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/ekran-bagimliligi-alarm-veriyor-2050-de-her-2-kisiden-biri-miyop-olabilir-1638.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/ekran-bagimliligi-alarm-veriyor-2050-de-her-2-kisiden-biri-miyop-olabilir-1638.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/ekran-bagimliligi-alarm-veriyor-2050-de-her-2-kisiden-biri-miyop-olabilir-1638_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/ekran-bagimliligi-alarm-veriyor-2050-de-her-2-kisiden-biri-miyop-olabilir-1638.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.karamanpostasi.com/ekran-bagimliligi-alarm-veriyor-2050-de-her-2-kisiden-biri-miyop-olabilir/227850/</link>
			<pubDate>Sat, 25 Apr 2026 18:11:09 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sakın hafife almayın: Sinsi tehlike menisküs kök yırtıkları]]></title>
			<description><![CDATA[Diz ağrıları artık yalnızca ileri yaşla sınırlı değil. Doç. Dr. Alper Öztürk, diz ağrısının ardında sinsi bir tehlikenin gizlenebileceğini vurgulayarak, "Menisküs kök yırtıklarına zamanında yapılan doğru müdahale, diz ekleminin doğal yapısını korumanın en etkili yoludur" dedi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Alper Öztürk, ortopedi polikliniklerine orta yaşlı hastaların en sık başvuru nedenlerinden birinin dizi sonuna kadar bükememe ve hareket sırasında belirginleşen ağrı olduğunu belirtti. Öztürk, "Çoğu zaman basit bir incinme olarak değerlendirilen bu tablo, aslında dizin geleceğini doğrudan etkileyebilecek sinsi bir tehlikenin habercisi olabilir, yani menisküs kök yırtıklarının" diye konuştu.
YERİNDEN KAYIP İŞLEVİNİ KAYBEDİYOR
Doç. Dr. Öztürk, menisküslerin diz eklemi içinde yükü dağıtan birer amortisör işlevi gördüğünü belirterek kök yırtığının bu yapının kemiğe tutunduğu ana bağlantı noktasının kopması anlamına geldiğini açıkladı. Öztürk, "Bu bağ koptuğunda menisküs yerinden kayar ve işlevini kaybeder. Diz eklemi korumasız kalır, kıkırdaklar artan yük altında hızla aşınmaya başlar" ifadelerini kullandı.

KADIN HASTALAR DAHA SIK
Bu tablonun en sık 40-60 yaş aralığında, dizlerine fazla yük binen ve hafif kilolu bireylerde ortaya çıktığını ifade eden Öztürk, kadın hastalarda daha sık rastlandığını da vurguladı.
Öztürk, "Gençlerdeki gibi büyük travmalar gerekmez; çömelmek, merdiven inmek ya da yerden kalkmak gibi günlük hareketler bile yıpranmış menisküs kökünün kopmasına neden olabilir" açıklamasında bulundu.

KİREÇLENME KAÇINILMAZ
Hastaların genellikle dizin arka kısmına yayılan ani ve keskin bir ağrı, şişlik ve hareket kısıtlılığı tarif ettiğini belirten Öztürk, özellikle dizin tam büküldüğü pozisyonlarda ağrının belirgin şekilde arttığını söyledi. Öztürk, bu yırtıkların en önemli özelliğinin kendiliğinden iyileşmemesi olduğunu vurgulayarak, "Tedavi edilmediğinde dizde hızlı ve geri dönüşü olmayan kıkırdak hasarı gelişir. Süreç ilerledikçe kireçlenme kaçınılmaz hale gelebilir, bu da ilerleyen dönemde diz protezi ameliyatını gündeme getirebilir" şeklinde konuştu.
Güncel tıbbi yaklaşımların özellikle orta yaş grubunda en koruyucu seçeneğin menisküsün tamir edilmesi olduğunu gösterdiğini hatırlatan Öztürk, "Kopan menisküs kökü, özel cerrahi tekniklerle yeniden kemiğe sabitlendiğinde dizin yük dağılımı ve biyomekaniği büyük ölçüde eski haline döner. Başarılı bir tamir, ileride protez ihtiyacını önemli ölçüde azaltabilir, hatta tamamen ortadan kaldırabilir" dedi.
Öztürk, 40-60 yaş aralığında olup merdiven inip çıkarken, çömelirken ya da ani bir hareket sırasında dizden ses geldikten sonra ağrı ve şişlik gelişen kişilerin bu durumu hafife almaması gerektiğini aktararak "Gecikmeden bir ortopedi uzmanına başvurmak, erken teşhis ve doğru tedavi için kritik öneme sahiptir" ifadelerine yer verdi.

 

Mynet.com
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/sakin-hafife-almayin-sinsi-tehlike-meniskus-kok-yirtiklari-1638.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/sakin-hafife-almayin-sinsi-tehlike-meniskus-kok-yirtiklari-1638.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/sakin-hafife-almayin-sinsi-tehlike-meniskus-kok-yirtiklari-1638_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/sakin-hafife-almayin-sinsi-tehlike-meniskus-kok-yirtiklari-1638.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.karamanpostasi.com/sakin-hafife-almayin-sinsi-tehlike-meniskus-kok-yirtiklari/227849/</link>
			<pubDate>Sat, 25 Apr 2026 18:11:09 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Araba sürerken yapılan hataya dikkat! Sperm kalitesini etkiliyor]]></title>
			<description><![CDATA[Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Emre Salabaş, araç içi koltuk ısıtma sistemlerinin uzun süreli kullanımının sanıldığından daha riskli olabileceğini söyleyerek "Uzun süreli kullanım testis ısısını yükselterek sperm kalitesini olumsuz etkileyebilir. Özellikle çocuk sahibi olmayı planlayan erkeklerin dikkatli ...]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Emre Salabaş, kış aylarında konfor amacıyla kullanılan araç içi koltuk ısıtma sistemlerinin erkek üreme sağlığı üzerindeki etkilerine ilişkin uyarılarda bulundu. Testislerin sağlıklı sperm üretebilmesi için, vücut ısısından yaklaşık 2-3 derece daha düşük bir sıcaklıkta kalması gerektiğini belirten Doç. Dr. Salabaş, bu doğal ısı dengesinin bozulmasının sperm kalitesini olumsuz etkileyebileceğini ifade etti.
"KÜÇÜK BİR ISI ARTIŞI BİLE FARKA YOL AÇABİLİYOR"
Doç. Dr. Salabaş, konuyla ilgili yapılmış bir çalışmanın, 90 dakikalık sürüşte ısıtmalı koltukların bölgesel sıcaklığı ortalama yarım derece yükselttiğini ortaya koyduğunu belirterek ,"Dışarıdan bakıldığında küçük gibi görünen bu artış, testisler için anlamlı bir değerdir çünkü testislerin çalışabileceği ısı aralığı çok dardır. Uzun süreli ve sık tekrarlayan kullanım sperm hareketini azaltabilir ve döllenme şansını düşürebilir" dedi.

"KONTROLLÜ KULLANIM ÖNEMLİ"
Kısa süreli kullanımın genellikle risk oluşturmadığını belirten Doç. Dr. Salabaş, özellikle çocuk sahibi olmayı planlayan erkeklerin daha dikkatli davranması gerektiğini söyledi. Salabaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Koltuk ısıtma sistemleri yalnızca koltuk ısınana kadar kullanılmalı, ardından kapatılmalıdır. Uzun yolculuklarda belirli aralıklarla mola vermek ve hava dolaşımına izin veren rahat kıyafetler tercih etmek faydalıdır. İyi haber şu: bu etkiler büyük ölçüde geri dönüşlüdür. Kullanım azaltıldığında sperm değerleri birkaç ay içinde düzelme eğilimi gösterir."

 

Mynet.com
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/araba-surerken-yapilan-hataya-dikkat-sperm-kalitesini-etkiliyor-9810.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/araba-surerken-yapilan-hataya-dikkat-sperm-kalitesini-etkiliyor-9810.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/araba-surerken-yapilan-hataya-dikkat-sperm-kalitesini-etkiliyor-9810_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/araba-surerken-yapilan-hataya-dikkat-sperm-kalitesini-etkiliyor-9810.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.karamanpostasi.com/araba-surerken-yapilan-hataya-dikkat-sperm-kalitesini-etkiliyor/227834/</link>
			<pubDate>Wed, 22 Apr 2026 10:13:34 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Belirtiler aynı, tehlike farklı: Panik atak mı, kalp krizi mi?]]></title>
			<description><![CDATA[Semptomları büyük oranda benzerlik gösteren panik atak ile kalp krizinin doğru analiz edilmesi hayati önem taşıyor. Prof. Dr. Abdi Sağcan, her iki durumda da göğüs ağrısı, çarpıntı ve ölüm korkusunun görülebildiğini ancak ağrının yayılımı ve süresi gibi faktörlerin kritik bir ayrım sunduğunu vurgula...]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Göğüs ağrısı, çarpıntı, nefes darlığı ve yoğun korku hissi hem panik atakta hem de kalp krizinde görülebilir. Bu benzerlik, hastaların ciddi bir tabloyu göz ardı etmesine ya da gereksiz kaygıya kapılmasına neden olabilir. Ancak ağrının süresi, yayılımı, eşlik eden bulgular ve kişinin risk faktörleri bu iki durumu ayırt etmede belirleyici rol oynar. Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Abdi Sağcan, göğüs ağrısı ve nefes darlığı şikayetlerinde en sık yaşanan karmaşanın panik atak ile kalp krizi ayrımında olduğunu belirtti.
HEKİM KONTROLÜ OLMADAN AYIRT ETMEK ZOR
"Kalp krizi mi yoksa panik atak mı?" sorusunun hekim muayenesi olmadan net şekilde ayırt edilmesinin zor olduğunu ifade eden Prof. Dr. Abdi Sağcan, "Panik atakta göğüste baskı, sıkışma ya da batma hissi olabilir. Kalp krizinde ise genellikle daha şiddetli bir baskı veya ezilme hissi görülür. Panik atakta hızlı ve yüzeyel nefes alma ön plandayken, kalp krizinde kişi gerçek anlamda nefes alamama hissi yaşayabilir. Panik atakta kalp hızlı atar, kalp krizinde ritim bozulabilir. Soğuk terleme her iki durumda da görülse de kalp krizinde daha ani ve yoğundur. Panik atakta ‘ölüyorum’ hissi belirgindir, kalp krizinde ise kişi fiziksel olarak kötüleştiğini hisseder" dedi. Göğüs ağrısının karakterinin ayırıcı tanıda önemli ipuçları verdiğini vurgulayan Prof. Dr. Abdi Sağcan, "Panik atakta semptomlar genellikle stres ve kaygıyla başlar, kalp krizinde ise eforla artabilir. Panik atakta ağrı pozisyonla değişebilir, kalp krizinde ise değişmez. Yeni başlayan, 5-10 dakikadan uzun süren, sol kola, çeneye veya sırta yayılan göğüs ağrısında acil yardım istenmelidir" ifadelerini kullandı.

BELİRTİLERE ACİL MÜDAHALE GEREKİR
Bazı bulguların acil tıbbi müdahale gerektirdiğini belirten Prof. Dr. Abdi Sağcan, "Göğüs ağrısının baskı, yanma veya sıkışma şeklinde olması ve 5-10 dakikadan uzun sürmesi, ağrının sol kola, çeneye ve sırta yayılması, soğuk terleme ve mide bulantısı ile birlikte olması durumunda kalp krizi düşünülmelidir. Gerçekten nefes alamama, dudaklarda morarma, ani ve şiddetli nefes darlığı acil değerlendirme gerektirir. Ayrıca ilk kez panik atak benzeri tablo yaşanıyorsa, 40 yaş üzerinde ortaya çıktıysa, bilinen kalp hastalığı varsa veya ataklar alışılmadık şekilde şiddetliyse mutlaka tıbbi değerlendirme yapılmalıdır" dedi.
Genç yaşta görülen göğüs ağrılarının çoğu zaman ciddi nedenlere bağlı olmadığını ancak risk değerlendirmesinin yaşa göre değil, bireysel risk faktörlerine göre yapılması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Abdi Sağcan, sigara kullanımı, hipertansiyon, diyabet ve aile öyküsünün değerlendirmede önemli olduğunu belirtti.

TANI SÜRECİNDE MULTİDİSİPLİNER YAKLAŞIM
Panik atak ile kalp hastalığı arasındaki ilişkinin dolaylı ancak dikkat çekici olduğunu belirten Prof. Dr. Abdi Sağcan, panik bozukluğun toplumda yüzde 2-4 oranında görülürken kalp hastalarında bu oranın yüzde 25’e kadar çıkabildiğini söyledi. Panik atakla başvuran hastaların yaklaşık yüzde 15’inde eşlik eden kardiyak bir tablo saptanabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Abdi Sağcan, "Bu nedenle belirtileri sadece psikolojik olarak değerlendirmek yanıltıcı olabilir. İlk değerlendirme mutlaka hekim tarafından yapılmalı, kardiyoloji ve psikiyatri birlikte süreci yönetmelidir" diye konuştu.
Tanı sürecinde EKG, troponin testi ve ritim takibi gibi temel incelemelerin yapıldığını belirten Prof. Dr. Abdi Sağcan, gerekli durumlarda ileri görüntüleme yöntemlerine başvurulduğunu ifade etti. Kalp krizi saptandığında hızlı müdahalenin hayati olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Abdi Sağcan, "Panik atak taklit eder, kalp krizi ise doğrudan zarar verir. Bu nedenle benzer belirtiler mutlaka ciddiyetle değerlendirilmelidir" dedi.

 

Mynet.com
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/belirtiler-ayni-tehlike-farkli-panik-atak-mi-kalp-krizi-mi-9810.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/belirtiler-ayni-tehlike-farkli-panik-atak-mi-kalp-krizi-mi-9810.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/belirtiler-ayni-tehlike-farkli-panik-atak-mi-kalp-krizi-mi-9810_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/belirtiler-ayni-tehlike-farkli-panik-atak-mi-kalp-krizi-mi-9810.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.karamanpostasi.com/belirtiler-ayni-tehlike-farkli-panik-atak-mi-kalp-krizi-mi/227833/</link>
			<pubDate>Wed, 22 Apr 2026 10:13:34 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Dünyada 5 binde bir görülen hastalık: Yemek borusu kapalı doğdu!]]></title>
			<description><![CDATA[Diyarbakır’da dünyada nadir görülen bir doğumsal rahatsızlık başarıyla tedavi edildi. Yemek borusu kapalı olarak dünyaya gelen bir bebek, erken teşhis ve hızlı müdahale sayesinde sağlığına kavuştu.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Diyarbakır'da 5 binde bir görülen sağlık problemi yaşandı. Yeni doğan bebeğin yemek borusunun kapalı olduğunu fark eden çocuk cerrahisinden Op. Dr. Taner Kamacı bebeği hemen ameliyata alıp sağlığına kavuşturdu.

YEMEK BORUSU KAPALI OLARAK DÜNYAYA GELMİŞ
Op. Dr. Kamacı, hastanın yemek borusunun kapalı olarak dünyaya geldiğini söyledi. Op. Dr. Kamacı, "Bizim 'özofagus atrezisi' dediğimiz bir rahatsızlıkla dünyaya geldi. 38 haftalık, 3 kilo 70 gram olarak zamanında doğmuş bir bebeğimiz. Yeni doğan tüm bebekler yemek borusu kapalı olabilir mi diye midesine bir hortum ilerletilerek yemek borusu kontrol edilir. Bu hastamıza yapılan muayenede hortumun mideye geçmemesi ve tükürüğünü yutamaması şikayetleri olması üzerine hasta bize haber verildi. Biz hastayı gördüğümüzde hortumu ilerletemedik ve çektiğimiz filmlerde de bebeğimizin yemek borusunun doğuştan kapalı olduğunu gördük ve özofagus atrezisi tanısını koyduk. Yemek borusunun kapalı olması yaklaşık 5 bin doğumda bir görülen nadir ve ağır konjenital anomalilerden bir tanesidir. Ağır bir hastalık. Farklı tipleri olmakla birlikte en sık görülen tipi, yemek borusunun üst ucunun kör sonlandığı ve alt ucunun ise mideden gelip nefes borusuna girdiği fistüllü tip atrezidir. Böylece yemek borusunun iki ucu birbiriyle birleşmemiş olur. Bizim hastamızda da bu tip vardı. Yani üst taraf kapalı, alt taraf nefes borusuna girmiş durumdaydı" dedi.

"4 STLİK BİR AMELİYATLA BEBEĞİMİZ SAĞLIĞINA KAVUŞTU"
Durumu tespit ettikten sonra aileyle konuştuğunu ve aile onayını aldıktan sonra bebeği ameliyata aldığını anlatan Op. Dr. Kamacı, şu ifadeleri kullandı: ''Yaptığımız ameliyatta, mide tarafından gelip nefes borusuna giren yemek borusunun alt ucunu oradan ayırıp, üst ucunu serbestleştirerek iki ucu birbirine anastomoz edecek şekilde ameliyatı tamamladık. Bu ameliyat göğüs bölgesinden, sırta yakın bir alandan yapılan kesiyle gerçekleştirildi. Başarılı bir ameliyat geçti. Yaklaşık 4 saatlik bir ameliyatla bebeğimiz sağlığına kavuştu. Ameliyattan sonra hastamızı yoğun bakıma aldık ve yaklaşık bir aylık zorlu bir yoğun bakım süreci oldu. Yoğun bakım doktorlarımız ve hemşirelerimizin desteğiyle bu süreci de başarıyla tamamladık. Ardından hastamızı ağızdan beslenir şekilde, şifa ile taburcu ettik. Şu an hastamız bugün kontrolüne geldi. Kontrolünde her şey yolunda. Bebeğimiz sağlıklı. Bundan sonra kendisine sağlıklı ve uzun bir ömür diliyoruz.''
"BU ÇOK NADİR GÖRÜLEN BİR DURUM"
Anne Nazlıcan Çavdar ise gebelikte şüphelendiklerini ancak mide yapısı çok düzgün olduğu ve fistüllü olduğu için anne karnında kesin olarak anlaşılmadığını söyledi. Çavdar, "Bu da çok nadir görülen bir durum. Bu yüzden anne karnında fark edilmesi de çok zormuş. Biz de fark edemedik. Şüphelenildi ama mide yapısı düzgün denildiği için ihtimal elendi. Doğumdan sonra bebeği daha göremeden solunum sıkıntısı yaşadığı fark edilip aspire edilmek üzere alındı. Uyandığımda eşim haberi almıştı. Bu benim için büyük bir şok oldu çünkü beklemiyorduk. İhtimali tamamen elemiştik. Riskli bir ameliyattı, yaklaşık 5 saat sürüyor. Ameliyat başarılı geçse bile çocuğun anesteziyi kaldıramama ihtimali vardı. Bu benim için adeta bir kabustu ve şoka girmiştim. Süreç çok net hatırladığım bir süreç değil aslında. Ama en büyük şansımız Taner Hoca oldu. Alanının en iyilerinden biriymiş, hatta belki en iyisidir, bilemiyorum. Sonradan araştırdık. O süreçte çok şey yapamadık ama doğumun komplikasyonları göz önüne alındığında sağlıklı bir süreç olması adına iyi bir hastane seçmeye çalışmıştım. Öyle de oldu. Doğru yerde, doğru müdahale ve doğru zamanlama ile çok şükür hiçbir problem yaşanmadı. Bebeğimiz sağlıklı şekilde taburcu oldu. Şu an herhangi bir sağlık problemi yok. Sürecin getirdiği zorluklar var, onlar da bir süre daha devam edecek" dedi.

Mynet.com

  |  
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/dunyada-5-binde-bir-gorulen-hastalik-yemek-borusu-kapali-dogdu-9810.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/dunyada-5-binde-bir-gorulen-hastalik-yemek-borusu-kapali-dogdu-9810.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/dunyada-5-binde-bir-gorulen-hastalik-yemek-borusu-kapali-dogdu-9810_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/dunyada-5-binde-bir-gorulen-hastalik-yemek-borusu-kapali-dogdu-9810.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.karamanpostasi.com/dunyada-5-binde-bir-gorulen-hastalik-yemek-borusu-kapali-dogdu/227832/</link>
			<pubDate>Wed, 22 Apr 2026 10:13:34 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Çocuğunuz bu oyunları oynuyorsa dikkat! Uzman isim uyardı]]></title>
			<description><![CDATA[Psikolog Ozan Yazıcı, dijital oyunların çocukların gelişiminde önemli bir yer tuttuğunu ancak şiddet içerikli oyunların saldırgan davranışları tetikleyebileceğini belirtti.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Günümüzde çocukların yalnızca fiziksel ortamlarda değil, dijital dünyada da büyüdüğüne dikkat çeken Psk. Ozan Yazıcı, "Dijital oyunlar çocukların hayal gücünü geliştiren ve eğlence sunan araçlar olabilir. Ancak bu dünyanın görünmeyen bir yüzü de var. Özellikle şiddet içerikli oyunlar, çocukların davranışlarını ve algılarını etkileyebilir" dedi.

Saldırganlığın insan doğasının tamamen dışında olmadığını ifade eden Psk. Yazıcı, "Saldırganlık, canlıların varlığını sürdürme sürecinde ortaya çıkan temel dürtülerden biridir. Ancak bu dürtü başkalarına zarar verme niyeti taşıdığında dikkat edilmesi gereken bir davranış haline gelir. Bu zarar bazen fiziksel, bazen de sözlü ya da psikolojik şekilde ortaya çıkabilir" diye konuştu.
'ŞİDDET DAHA YIKICI BİR BOYUTTUR'

Şiddetin, saldırganlığın daha yoğun ve yıkıcı hali olduğunu belirten Psk. Yazıcı, "Çocuklarda bu durum akran zorbalığı, eşyalara zarar verme ya da ilerleyen süreçte daha ciddi davranış sorunlarına dönüşebilir" dedi.
'ÇOCUKLAR GÖRDÜKLERİNİ TAKLİT EDER'

Çocuklarda saldırgan davranışların oluşumuna değinen Yazıcı, "Bu durumun tek bir nedeni yoktur. Ancak sosyal öğrenme kuramına göre çocuklar çevrelerinde gördüklerini taklit eder. Saldırgan davranışlara maruz kalan çocuklar, bunu kendi davranış repertuarına dahil edebilir. Ayrıca engellenmişlik duygusu da saldırganlığı artırabilir" ifadelerini kullandı.
Dijital oyunların bu süreçte önemli bir etken olduğuna dikkat çeken Psk. Yazıcı, "Şiddet içerikli oyunlarda çoğu zaman zarar veren karakterlerin ödüllendirildiğini görüyoruz. Bu durum çocuk zihninde ‘şiddet eşittir başarı’ gibi tehlikeli bir eşleşmeye yol açabilir" dedi.

Sürekli şiddet içeriklerine maruz kalmanın çocuklarda duyarsızlaşmaya neden olabileceğini belirten Yazıcı, "Başkalarının acısı zamanla daha az önemli algılanabilir. Empati kurma becerisi zayıflayabilir. Ayrıca çocuklar kontrol ettikleri karakterlerle özdeşim kurarak bu davranışları içselleştirebilir" dedi.
'YASAKLAMAK DEĞİL YÖNETMEK GEREKİYOR'
Ailelere önemli uyarılarda bulunan Yazıcı, "Dijital oyunları tamamen yasaklamak yerine doğru şekilde yönetmek gerekir. Ailelerin çocuklarının oynadığı oyunları bilmesi, içerikleri değerlendirmesi ve sağlıklı sınırlar koyması çok önemlidir. Çünkü mesele yalnızca oyun değil, çocuğun dünyayı nasıl öğrendiğidir" şeklinde konuştu.
Psk. Yazıcı, "Bazen bir ekranın içinde başlayan süreç, gerçek hayatta davranışlara dönüşebilir. Bu nedenle ebeveynlerin bilinçli ve dengeli bir yaklaşım sergilemesi büyük önem taşır" diyerek sözlerini tamamladı.

 

Mynet.com
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/cocugunuz-bu-oyunlari-oynuyorsa-dikkat-uzman-isim-uyardi-2666.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/cocugunuz-bu-oyunlari-oynuyorsa-dikkat-uzman-isim-uyardi-2666.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/cocugunuz-bu-oyunlari-oynuyorsa-dikkat-uzman-isim-uyardi-2666_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/cocugunuz-bu-oyunlari-oynuyorsa-dikkat-uzman-isim-uyardi-2666.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.karamanpostasi.com/cocugunuz-bu-oyunlari-oynuyorsa-dikkat-uzman-isim-uyardi/227822/</link>
			<pubDate>Mon, 20 Apr 2026 07:53:51 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Dijital oyunların çocuklar üzerindeki etkisi nedir?]]></title>
			<description><![CDATA[Psikolog Ozan Yazıcı, dijital oyunların çocukların gelişiminde önemli olduğunu ancak şiddet içerikli oyunların olumsuz etkileri olduğunu belirtti.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Psikolog Ozan Yazıcı, dijital oyunların çocukların gelişiminde önemli bir rol oynadığını vurguladı.
"SALDIRGANLIK TAMAMEN ANORMAL DEĞİLDİR"
Saldırganlığın insan doğasının tamamen dışında olmadığını ifade eden Psk. Yazıcı, "Saldırganlık, canlıların varlığını sürdürme sürecinde ortaya çıkan temel dürtülerden biridir. Ancak bu dürtü başkalarına zarar verme niyeti taşıdığında dikkat edilmesi gereken bir davranış haline gelir. Bu zarar bazen fiziksel, bazen de sözlü ya da psikolojik şekilde ortaya çıkabilir" diye konuştu.

"ŞİDDET DAHA YIKICI BİR BOYUTTUR"
Şiddetin, saldırganlığın daha yoğun ve yıkıcı hali olduğunu belirten Psk. Yazıcı, "Çocuklarda bu durum akran zorbalığı, eşyalara zarar verme ya da ilerleyen süreçte daha ciddi davranış sorunlarına dönüşebilir" dedi.
"ÇOCUKLAR GÖRDÜKLERİNİ TAKLİT EDER"
Çocuklarda saldırgan davranışların oluşumuna değinen Yazıcı, "Bu durumun tek bir nedeni yoktur. Ancak sosyal öğrenme kuramına göre çocuklar çevrelerinde gördüklerini taklit eder. Saldırgan davranışlara maruz kalan çocuklar, bunu kendi davranış repertuarına dahil edebilir. Ayrıca engellenmişlik duygusu da saldırganlığı artırabilir" ifadelerini kullandı.
"ŞİDDET İÇERİKLİ OYUNLAR TEHLİKELİ BİR ALGI OLUŞTURABİLİR"
Dijital oyunların bu süreçte önemli bir etken olduğuna dikkat çeken Psk. Yazıcı, "Şiddet içerikli oyunlarda çoğu zaman zarar veren karakterlerin ödüllendirildiğini görüyoruz. Bu durum çocuk zihninde ‘şiddet eşittir başarı’ gibi tehlikeli bir eşleşmeye yol açabilir" dedi.

"DUYARSIZLAŞMA VE EMPATİ KAYBI GÖRÜLEBİLİR"
Sürekli şiddet içeriklerine maruz kalmanın çocuklarda duyarsızlaşmaya neden olabileceğini belirten Yazıcı, "Başkalarının acısı zamanla daha az önemli algılanabilir. Empati kurma becerisi zayıflayabilir. Ayrıca çocuklar kontrol ettikleri karakterlerle özdeşim kurarak bu davranışları içselleştirebilir" dedi.
"DAVRANIŞ DEĞİŞİKLİKLERİ DİKKAT ÇEKİYOR"
Bu durumun çocukların sosyal ve akademik hayatını da etkileyebileceğini söyleyen Psk. Yazıcı, "Sosyal ilişkiler zayıflayabilir, yalnızlaşma görülebilir ve okul performansı düşebilir. Aynı zamanda daha kolay öfkelenen ve daha hızlı tepki veren bir davranış profili ortaya çıkabilir" ifadelerini kullandı.
"YASAKLAMAK DEĞİL, YÖNETMEK GEREKİYOR"
Ailelere önemli uyarılarda bulunan Yazıcı, "Dijital oyunları tamamen yasaklamak yerine doğru şekilde yönetmek gerekir. Ailelerin çocuklarının oynadığı oyunları bilmesi, içerikleri değerlendirmesi ve sağlıklı sınırlar koyması çok önemlidir. Çünkü mesele yalnızca oyun değil, çocuğun dünyayı nasıl öğrendiğidir" şeklinde konuştu.

"EKRANDAKİ DAVRANIŞLAR GERÇEK HAYATA YANSIYABİLİR"
Psk. Yazıcı, "Bazen bir ekranın içinde başlayan süreç, gerçek hayatta davranışlara dönüşebilir. Bu nedenle ebeveynlerin bilinçli ve dengeli bir yaklaşım sergilemesi büyük önem taşır" diyerek sözlerini tamamladı.

Mynet.com
  |  
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/dijital-oyunlarin-cocuklar-uzerindeki-etkisi-nedir-2666.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/dijital-oyunlarin-cocuklar-uzerindeki-etkisi-nedir-2666.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/dijital-oyunlarin-cocuklar-uzerindeki-etkisi-nedir-2666_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/dijital-oyunlarin-cocuklar-uzerindeki-etkisi-nedir-2666.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.karamanpostasi.com/dijital-oyunlarin-cocuklar-uzerindeki-etkisi-nedir/227821/</link>
			<pubDate>Mon, 20 Apr 2026 07:53:51 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Aile Hekimliğinde Yeni Dönem: Sistem Değişiyor]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan yeni taslakla birlikte aile hekimliğinde köklü bir değişim süreci başlıyor. Uzun süredir uygulanan “işveren hekim” modeli sona ererken, sistemin tamamen merkezi yapıya geçirilmesi planlanıyor.
Yeni düzenlemeyle birlikte aile hekimleri artık personel işvereni olmayacak. Hekimler yalnızca sağlık hizmetine odaklanacak, idari yüklerden büyük ölçüde kurtulacak.

Personel Yönetimi Devlete Geçiyor

Yapılan değişiklikle birlikte sağlık personelinin yönetimi doğrudan kamuya devredilecek.
Sözleşmeler valilikler ve İl Sağlık Müdürlükleri tarafından yapılacak
Sağlık çalışanları doğrudan kamuya bağlı olacak
Sistem daha denetlenebilir hale gelecek

Sahadaki Sorunlara Çözüm
Yeni modelin, sahada yaşanan birçok sorunu azaltması bekleniyor.
Hekim ile personel arasındaki gerilimlerin düşmesi
İzin ve görev dağılımlarının merkezi sistemle düzenlenmesi
Daha planlı ve düzenli bir çalışma ortamı oluşturulması

Yeni Kurallar ve Denetim

Yeni dönemde bazı kurallar da devreye giriyor:
Devamsızlığa yönelik net yaptırımlar uygulanacak
Dijital performans takip sistemi kurulacak

Denetim süreçleri daha şeffaf hale getirilecek

Yaklaşık 28 bin aile hekimliği birimi ve 56 bin sağlık çalışanını kapsayan bu değişiklik, sağlık sisteminde önemli bir dönüşüm olarak değerlendiriliyor.
Yeni modelle birlikte daha hızlı, daha düzenli ve daha güçlü bir sağlık sistemi hedefleniyor.

 

Sakaryamedya.com
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/aile-hekimliginde-yeni-donem-sistem-degisiyor-1380.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/aile-hekimliginde-yeni-donem-sistem-degisiyor-1380.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/aile-hekimliginde-yeni-donem-sistem-degisiyor-1380-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/aile-hekimliginde-yeni-donem-sistem-degisiyor-1380.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.karamanpostasi.com/aile-hekimliginde-yeni-donem-sistem-degisiyor/227786/</link>
			<pubDate>Mon, 13 Apr 2026 12:47:57 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Lezzetli diye yeniyor ama kalbi çürütüyor!]]></title>
			<description><![CDATA[Kardiyoloji Uzmanı Dr. Hayri Alıcı, kalp sağlığının korunmasında erken yaşta yapılan önleyici kontrollerin hayati önem taşıdığına dikkat çekerek, kalp ve damar hastalıklarının çoğunlukla 30’lu ve 40’lı yaşlardan itibaren gelişmeye başladığını vurguladı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kalbin, vücuda oksijen ve temel besinleri taşıyan hayati bir organ olduğunu belirten Kardiyoloji Uzmanı Dr. Hayri Alıcı,"Kalp, kanı pompalayarak tüm organların sağlıklı çalışmasını sağlar. Bu nedenle kalp sağlığı, sadece kalbi değil; başta beyin, böbrek ve akciğer olmak üzere tüm vücut sistemini doğrudan etkiler" dedi.

KALP KRİZİ RİSK FAKTÖRLERİNE DİKKAT

Kalp krizinin, kalbe giden kan akışının aniden kesilmesi sonucu meydana geldiğini ifade eden Dr. Alıcı, ileri yaş, , cinsiyet, en önemlisi genetik faktörler, diyabet, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, sigara kullanımı ve obezitenin kalp ve damar hastalıklarını artıran başlıca risk faktörleri olduğunu vurguladı.

UYKU KALİTESİ KALP SAĞLIĞINI ETKİLİYOR

Uyku düzeninin kalp sağlığı üzerindeki etkisine de değinen Dr. Alıcı, "Uykuya dalmada zorluk, uykuyu sürdürememe ya da kalitesiz uyku gibi problemler yaşayan bireylerde kalp ve damar hastalıklarına daha sık rastlıyoruz" ifadelerini kullandı.

GİZLİ TEHLİKE: İŞLENMİŞ GIDALAR

Günlük hayatta sıkça tüketilen bazı gıdaların uzun vadede kalp sağlığını tehdit ettiğine dikkat çeken Dr. Alıcı, paketli atıştırmalıklar, hazır yemekler, işlenmiş et ürünleri ve şekerli içeceklerin yüksek miktarda tuz, şeker ve doymuş yağ içerdiğini belirtti. Bu tür gıdaların zamanla damar yapısını bozarak ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini ifade etti.

Dr. Hayri Alıcı, kalp sağlığını korumanın mümkün olduğunu belirterek, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemine dikkat çekti. Dr. Alıcı, "Sağlıklı ve dengeli beslenme, düzenli egzersiz, tansiyon ve kolesterol seviyelerinin kontrol altında tutulması, sigara ve alkolden uzak durulması, stresten kaçınılması ve düzenli doktor kontrollerinin ihmal edilmemesi kalp sağlığının korunmasında büyük rol oynar" dedi.

Mynet.com
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/lezzetli-diye-yeniyor-ama-kalbi-curutuyor-115.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/lezzetli-diye-yeniyor-ama-kalbi-curutuyor-115.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/lezzetli-diye-yeniyor-ama-kalbi-curutuyor-115_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/lezzetli-diye-yeniyor-ama-kalbi-curutuyor-115.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.karamanpostasi.com/lezzetli-diye-yeniyor-ama-kalbi-curutuyor/227781/</link>
			<pubDate>Sun, 12 Apr 2026 23:18:19 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Parkinson’da umut veren gelişme! Ameliyatsız yöntemle titreme durdurulabiliyor]]></title>
			<description><![CDATA[Hareketlerde yavaşlama, titreme ve günlük yaşamı zorlaştıran belirtilerle kendini gösteren Parkinson hastalığı, sanıldığının aksine çaresiz bir hastalık değil. 11 Nisan Dünya Parkinson Günü kapsamında açıklamalarda bulunan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Ali Zırh, modern tedavi yöntemleri sayesinde hastaların yaşam kalitesinin yeniden artırılabildiğini belirtti.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Çağımızın artan korkusu Parkinson ve Hareket bozuklukları... Tüm dünya genelinde 10 milyonu aşkın Parkinson hastası olduğu tahmin edilirken, Türkiye'de ise 180 binden fazla kişi Parkinson ile mücadele ediyor.

Beyinde “dopamin” adı verilen maddenin azalması ile ortaya çıkan Parkinson, genelde 60 yaş üzerindeki kişilerde görülmesine rağmen, hastaların yüzde 5 ila 10’unda başlangıç yaşı 50 yaşında altında… 11 Nisan Dünya Parkinson Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulunan Doç. Dr. Ali Zırh, medikal tedavinin yetersiz kaldığı ya da şiddetli ilaç yan etkilerinin yaşandığı durumlarda özellikle beyin pili ve günümüzde gelişen teknolojilerle akıllı ses ötesi (MRgFUS) tedavilerinin hastalara yeni bir yaşam sunduğunu vurguladı.

“PARKİNSON HAREKETLERİ YAVAŞLATAN BİR HASTALIK”

Parkinson hastalığının beyinde dopamin eksikliği sonucu ortaya çıkan nörodejeneratif bir hastalık olduğunu belirten Doç. Dr. Zırh, hastalığın en sık hareketlerde yavaşlama, küçük adımlarla öne eğik yürüme, istirahat halinde para sayar tarzda titreme ve yüz hatlarında donuklaşma gibi belirtilerle kendini gösterdiğini ifade etti. İlk kez 1817 yılında James Parkinson tarafından “titrek felç” olarak tanımlanan hastalığın, günümüzde de önemli bir sağlık sorunu olmaya devam ettiğini belirten Doç. Dr. Zırh, her yıl 11 Nisan’ın Dünya Parkinson Günü olarak bu hastalığa dikkat çekmek amacıyla anıldığını söyledi.

İLAÇ TEDAVİSİ HER ZAMAN YETERLİ OLMAYABİLİYOR

Parkinson hastalığının başlangıç tedavisinin ilaç tedavisi olduğunu ifade eden Doç. Dr. Zırh, hastaların büyük bir kısmının hastalığın ilk yıllarında ilaçlarla günlük yaşamlarını normale yakın sürdürebildiğini dile getirdi. Ancak özellikle titremenin ön planda olduğu hastalarda ilk yıllarda ilaçlara yeterli yanıt alınamayabileceğini belirten Doç. Dr. Zırh, bu grup hastalarda beyin pili veya akıllı ses ötesi (MRgFUS) tedavilerinin titremeyi durdurmak için başarı ile kullanıldığını söyledi.

BEYİN PİLİ TEDAVİSİYLE HASTALIĞIN SEYRİ GERİYE ALINABİLİYOR

Tıbbi tedaviye yeterli cevap veremeyen ya da ilaç tedavisi ile günlük yaşamlarını artık düzenli sürdüremeyen veya ilaç yan etkileri nedeni ile yaşam kalitesi bozulan ya da azalan hastalar için Parkinson’un saatini geri almayı başarabilen beyin pili tedavisinin önemli bir seçenek olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Zırh, “Beyin pili tedavisiyle 10 yıllık bir hastayı ameliyat ettiğimizde, hastalığın ilk yıllarındaki bulgularına yakın bir seviyeye getirmek mümkün olabiliyor, çünkü bu yöntem yüksek doz ilacı taklit edebiliyor” dedi. Beyin pili tedavisinin, beyne yerleştirilen iki ince elektrot, birer uzatma kablosu ve göğüs bölgesinde cilt altına yerleştirilen cihazdan oluşan bir sistem olduğunu belirten Doç. Dr. Zırh, tıpta Nöromodülasyon adı verilen bu yöntemle beynin içerisindeki hedef bölgelere verilen elektriğin frekansını, dalga boyunu ve şiddetini kontrollü şekilde ayarlayarak hastalık belirtilerini önemli ölçüde azaltılabildiğini ifade etti.

BIÇAKSIZ TEDAVİYLE TİTREME DURDURULABİLİYOR

Son yıllarda gelişen teknolojilerle birlikte uzun yıllardır kullanılmayan ve beynin içerisindeki bir noktaya lezyon yapma işleminden oluşan lezyon cerrahisinin ön plana çıktığını belirten Doç. Dr. Zırh, “Akıllı Ses Ötesi Tedavisi (MRgFUS) dediğimiz yöntem sayesinde, bıçak kullanmadan ve herhangi bir kesi yapmadan, MR ünitesinde birkaç saat içinde beynin içinde hedeflenen bölgeye istenilen büyüklük ve sıcaklıkta, lazere benzer bir yakma işlemi gerçekleştirebiliyoruz” dedi. Özellikle titremenin ön planda olduğu hastalarda bu yöntemin oldukça etkili olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Zırh, tedavi sonrası hastaların kısa sürede günlük yaşamlarına dönebildiğini ifade etti.

“PARKİNSON HASTALARI ÇARESİZ DEĞİL”

Parkinson hastalığında umutsuzluğa yer olmadığını vurgulayan Doç. Dr. Ali Zırh, “Tıbbi tedaviye cevap vermeyen ya da ilaç yan etkileri nedeni ile artık yaşam kalitelerini eksisi gibi sürdüremeyen hastalar için hastalığı ortadan kaldıramasak da günümüzde hem beyin pili hem de odaklanmış ultrason gibi yöntemlerle hastalıklarının ilk yıllarındaki hallerine geri dönüp yaşama yeniden merhaba diyebilirler.” sözleri ile açıklamasını tamamladı.

Mynet.com

İLGİNİZİ 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/parkinson-da-umut-veren-gelisme-ameliyatsiz-yontemle-titreme-durdurulabiliyor-115.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/parkinson-da-umut-veren-gelisme-ameliyatsiz-yontemle-titreme-durdurulabiliyor-115.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/parkinson-da-umut-veren-gelisme-ameliyatsiz-yontemle-titreme-durdurulabiliyor-115_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/parkinson-da-umut-veren-gelisme-ameliyatsiz-yontemle-titreme-durdurulabiliyor-115.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.karamanpostasi.com/parkinson-da-umut-veren-gelisme-ameliyatsiz-yontemle-titreme-durdurulabiliyor/227780/</link>
			<pubDate>Sun, 12 Apr 2026 23:18:19 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Uzman uyardı: "Türkler Amerikalılar gibi yaşıyor, obezite artıyor"]]></title>
			<description><![CDATA[İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Düriye Sıla Karagöz Özen, "Amerikan tarzı beslenme ve yaşam" alışkanlıklarının Türkiye'de yaygınlaşmasının, obeziteyi giderek büyüyen bir halk sağlığı sorunu haline getirdiğini söyledi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Doç. Dr. Özen, hareketsiz yaşam, fast food tüketimi ve ekran bağımlılığının artmasının obezite oranlarını yükselttiğine dikkat çekti. Türkiye’nin obezite sıralamasında Avrupa’da ilk sırada yer aldığını ifade eden Dr. Özen, erişkin nüfusun yaklaşık yüzde 25 ila 45’inin obezite sınırının üzerinde olduğunu, bu durumun, sokakta her 100 kişiden yaklaşık 40’ının risk altında olduğu anlamına geldiğini vurguladı.

"TÜRKİYE'NİN YÜZDE 40'I OBEZİTE SINIRININ ÜZERİNDE"

Büyük bir halk sağlığı sorunu haline gelen obezite görülme sıklığına dikkat çeken Doç. Dr. Özen, "Obezite metabolik bir durumdur. Tüm dünya için ciddi bir halk sağlığı problemidir ve pandemi halini almıştır. Hem yüksek gelir düzeyine sahip ülkelerde hem de gelişmekte olan ülkelerde önemli bir sorundur. Ülkemiz için de bu geçerlidir. Obezite, bir kişideki yağ kütlesinin olması gerekenden fazla olması durumudur. Vücut kitle indeksi, kilonun boyun karesine bölünmesiyle elde edilir. Otuzun üzeri obezite, kırkın üzeri ise ciddi obezite olarak değerlendirilir. Ne yazık ki Türkiye, pek çok metabolik sorunda olduğu gibi obezitede de Avrupa'da birinci sıradadır. Türkiye'de erişkinler arasında obezite prevalansının yüzde 25 ile 45 arasında olduğu görülmektedir. Bu da sokakta 100 kişiden yaklaşık 40'ının obezite sınırının üzerinde olduğu anlamına gelmektedir. Obezite; diyabet, hipertansiyon, metabolik sendrom ve kardiyovasküler hastalıklar gibi birçok hastalık için risk faktörüdür. Bu nedenle obezitenin önlenmesi ve uygun şekilde tedavi edilmesi büyük önem taşımaktadır" dedi.

"TTÜRKLER DE ARTIK AMERİKALILAR GİBİ BESLENİP YAŞIYOR"

Amerikan toplumundaki olumsuz yaşam alışkanlıklarının Türk toplumunda da yaygınlaştığına işaret eden Özen, "Obezitenin Amerika'da yaygın olmasının başlıca nedeni fast food ile beslenmedir. İşlenmiş gıdaların fazla tüketilmesi, yüksek karbonhidratlı ve glisemik indeksi yüksek gıdaların tercih edilmesi ile egzersiz eksikliği bu duruma yol açmaktadır. Ne yazık ki biz de artık benzer şekilde besleniyoruz. Paketli ve yüksek kalorili gıdaların tüketimi ile ekran başında geçirilen sürenin artması hem yetişkinlerde hem de çocuklarda obeziteyi artırmaktadır. Egzersizin azalması, günlük yaşamın daha çok ofis ve ekran başında geçmesi, çocukların açık alanlarda daha az vakit geçirmesi ve fast food tüketiminin artması obezite için en önemli risk faktörleridir. Ayrıca gelişmekte olan ülkelerde protein yerine karbonhidrat ağırlıklı beslenmenin yaygın olması ve paketli gıdaların daha ulaşılabilir olması da bu durumu etkileyen faktörler arasındadır" diye konuştu.

"BEL ÇEVRESİ KADINLARDA 90, ERKEKLERDE 100 SANTİMİN ÜZERİ OBESİTE"

Herkesin kendi ölçümlerini yaparak obezite riskini değerlendirebileceğini belirten Doç. Dr. Özen, "Herkes boyunu ve kilosunu bilmeli. Vücut kitle indeksi bu değerlerle hesaplanır. Örneğin 160 santimetre boyundaki bir kadının yaklaşık 70 kilonun, bir erkeğin ise 75 kilonun üzerinde olmaması beklenir. Ancak burada önemli olan yağ kütlesidir. Sporcularda kas kütlesine bağlı olarak vücut kitle indeksi yüksek çıkabilir. Bu nedenle bel çevresi ölçümü de önemlidir. Mezura ile kolayca ölçülebilir. Türkiye için kabul edilen normal değerler; kadınlarda 80 santim, erkeklerde 90 santimin altıdır. Kadınlarda 90 santimin, erkeklerde ise 100 santimin üzeri obezite olarak değerlendirilir. Ayrıca bel çevresinin boya oranının 0,5'in üzerinde olması da risk göstergesidir. Bel-kalça oranı ise erkeklerde 0,9'un, kadınlarda 0,8'in üzerinde olduğunda fazla kiloya işaret eder. Tüm bu ölçümler bireyler tarafından kolaylıkla yapılabilir" şeklinde konuştu.
Mynet.com
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/uzman-uyardi-turkler-amerikalilar-gibi-yasiyor-obezite-artiyor-115.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/uzman-uyardi-turkler-amerikalilar-gibi-yasiyor-obezite-artiyor-115.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/uzman-uyardi-turkler-amerikalilar-gibi-yasiyor-obezite-artiyor-115_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/uzman-uyardi-turkler-amerikalilar-gibi-yasiyor-obezite-artiyor-115.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.karamanpostasi.com/uzman-uyardi-turkler-amerikalilar-gibi-yasiyor-obezite-artiyor/227779/</link>
			<pubDate>Sun, 12 Apr 2026 23:18:19 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[AİLE HEKİMLİĞİNDE YENİ DÖNEM BAŞLADI!]]></title>
			<description><![CDATA[Aile hekimliği sisteminde önemli değişiklikler içeren yeni yönetmelik Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Düzenleme ile hem hizmet sunumu hem de aile hekimlerinin görev, yetki ve sorumluluklarında kapsamlı güncellemeler yapıldı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Aile hekimliği sisteminde önemli değişiklikler içeren yeni yönetmelik Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Düzenleme ile hem hizmet sunumu hem de aile hekimlerinin görev, yetki ve sorumluluklarında kapsamlı güncellemeler yapıldı.

İşte o yönetmelik;

AİLE HEKİMLİĞİ UYGULAMA YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK

YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK

MADDE 1- 25/1/2013 tarihli ve 28539 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğinin 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) ve (e) bentleri yürürlükten kaldırılmıştır.

MADDE 2- Aynı Yönetmeliğin 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan “sağlık kuruluşunu” ibaresi “kamu sağlık kuruluşunu” şeklinde değiştirilmiş, (d), (g), (ğ), (h), (ı) ve (o) bentleri yürürlükten kaldırılmış, (j) ve (k) bentlerinde yer alan “izni” ibareleri “izni, eğitim” şeklinde değiştirilmiş, (m) bendinde yer alan “ve Bağlı Kuruluşları” ibaresi yürürlükten kaldırılmış, (ö) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve (p) bendine “sağlık kuruluşunu” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya toplum sağlığı merkezinin kurulmadığı ilçelerde ilçe sağlık müdürlüğünü” ibaresi eklenmiştir.

“ö) Müdürlük: İl sağlık müdürlüğünü,”

MADDE 3- Aynı Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “ve Kurumca” ibaresi yürürlükten kaldırılmış, üçüncü fıkrasının (g) bendinde yer alan “evde” ibaresi “evde, uzaktan” şeklinde değiştirilmiş ve aynı fıkraya aşağıdaki bentler eklenmiştir.

“o) Vekalet veya görevlendirme halinde bakmakla yükümlüğü olduğu birimin tüm işlemlerini yapmak.

 

ö) Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslara göre uzaktan sağlık hizmeti sunmak.”

MADDE 4- Aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının (f) bendine “evde” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve uzaktan” ibaresi eklenmiş ve aynı fıkraya aşağıdaki bent eklenmiştir.

“ı) Vekalet veya görevlendirme halinde bakmakla yükümlüğü olduğu birimin tüm işlemlerini yapmak.”

MADDE 5- Aynı Yönetmeliğin 7 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “ve Kurum” ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.

MADDE 6- Aynı Yönetmeliğin 8 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(2) Sağlık hizmeti sunumu sırasında meydana gelen şiddet olayının adli veya mülki idare makamlarınca verilen belgeyle belgelendirilmesi durumunda, aile hekimi veya aile sağlığı çalışanına şiddet uygulayan kişinin müdürlükçe mevcut aile hekiminden kaydı, ikamet ettiği bölge göz önünde bulundurulmak suretiyle öncelikle farklı aile sağlığı merkezine, ikametine yakın farklı aile sağlığı merkezi bulunmuyor ise aynı aile sağlığı merkezinde bulunan kayıtlı nüfusu en düşük aile hekimine yapılır.”

 

MADDE 7- Aynı Yönetmeliğin 11 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “24/12/2010 tarihli ve 2010/1237 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Aile Hekimliği Uygulaması Kapsamında Sağlık Bakanlığınca Çalıştırılan Personele Yapılacak Ödemeler ile Sözleşme Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikte” ibaresi “29/6/2021 tarihli ve 4198 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe konulan Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliğinde” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 8- Aynı Yönetmeliğin 13 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Aile Hekimliği Uygulaması Kapsamında Sağlık Bakanlığınca Çalıştırılan Personele Yapılacak Ödemeler ile Sözleşme Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikte” ibaresi “Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliğinde” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 9- Aynı Yönetmeliğin 15 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “içinde, sözleşme” ibaresi “içinde aile hekimliği yerleştirme işlemi yapılır ve sözleşme” şeklinde ve (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, aynı maddenin beşinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiş, altıncı fıkrasının (a) bendinde yer alan “aile hekimliği yapan aile hekimliği uzmanları” ibaresi “görev yapanlardan, önce aile hekimliği yapan aile hekimliği uzmanları, daha sonra diğer aile hekimliği uzmanları” şeklinde ve yedinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“a) Fiilen en az altı ay aile hekimliği yaparak akabinde askerlik (bedelli hariç) veya doğum nedeniyle ücretsiz izne ayrılması şartıyla sözleşmesini fesheden aile hekimlerine, askerlik veya doğum sonrası kamu görevine başlama tarihine göre, kamu görevlisi olmayan hekimler için ise müdürlüğe başvuru tarihine göre bir defaya mahsus öncelik verilir. Bu öncelik hakkı; terhis tarihinden itibaren bir ay, doğum nedeni ile ücretli izin süresinin bitimi tarihinden itibaren iki yıl on beş gün içerisinde müracaatları üzerine aile hekimliği hizmet sözleşmesini fesih ettiği ilde kullanılır.”

“25/6/2019 tarihli ve 7179 sayılı Askeralma Kanununa istinaden bedelli askerlik yapmak üzere pozisyonlarının korunması talebinde bulunarak askerlik görevini ifa edip ayrılmadan önce çalıştığı aile hekimliği biriminde sözleşme imzalayarak göreve başlatılanlar için bedelli askerlik öncesinde feshedilen sözleşmesi kapsamında görev yaptığı süreler bu fıkra kapsamında dikkate alınır.”

“(7) Münhal aile hekimliği pozisyonlarından, birinci fıkra çerçevesinde yerleştirme yapılamamış pozisyonlar için Devlet hizmeti yükümlülüğü kurasında ilan edilmek suretiyle atama yapılabilir. Bu şekilde ilan edilecek pozisyonlar için yerleştirilen hekimler, aile hekimliği biriminin bulunduğu yerdeki toplum sağlığı merkezine atanarak başlayış yapmalarına müteakiben en geç ertesi günün mesai bitimine kadar aile hekimliği sözleşmesi imzalayarak sözleşme talepleri olmaması halinde ise görevlendirme ile aile hekimliği biriminde göreve başlar.”

MADDE 10- Aynı Yönetmeliğin 16 ncı maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“(3) Sözleşmeli aile sağlığı çalışanı bulunmayan pozisyonlara Bakanlıkça ilan edilmek suretiyle 11/10/2011 tarihli ve 663 sayılı Sağlık Alanında Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 45/A maddesi hükümleri çerçevesinde aile sağlığı çalışanı istihdam edilebilir. Bu şekilde ilan edilecek pozisyonlar için yerleştirilenler, aile hekimliği biriminin bulunduğu yerdeki toplum sağlığı merkezine atanarak başlayış yapmalarına müteakiben atandığı aile hekimliği biriminde aile sağlığı çalışanı hizmet sözleşmesi imzalayarak, sözleşme talepleri olmaması halinde ise görevlendirme ile göreve başlar. Mezkûr kanun hükmünde kararname kapsamında sözleşmeli olduğu müddetçe bu görevlendirme devam eder ve bu birimlerde başka bir aile sağlığı çalışanı ile aile sağlığı çalışanı hizmet sözleşmesi imzalanamaz.”

 

MADDE 11- Aynı Yönetmeliğin 18 inci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı fıkranın üçüncü ve dördüncü cümleleri yürürlükten kaldırılmıştır.

“Bu durumda, 26/3/2013 tarihli ve 28599 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sağlık Bakanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinin 16 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi hükümlerine göre işlem tesis edilir.”

MADDE 12- Aynı Yönetmeliğin 19 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşları Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği” ibaresi “Sağlık Bakanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 13- Aynı Yönetmeliğin 21 inci maddesinin birinci fıkrasına üçüncü cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Birinci aşama uyum eğitimi aile hekiminin yerleştiği tarihten itibaren en geç 3 ay içinde tamamlanır.”

MADDE 14- Aynı Yönetmeliğin 24 üncü maddesinin birinci fıkrasının (ö) ve (dd) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı fıkraya aşağıdaki bent eklenmiş, aynı maddenin üçüncü fıkrasında yer alan “ve Kurumca” ibaresi yürürlükten kaldırılmış, dördüncü ve beşinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“ö) Enjektör, intraket, gazlı bez, atel, sargı bezi, sütur materyali gibi Bakanlıkça belirlenen gerekli sarf malzemeleri.”

“dd) Glikometri ve stripleri.”

“ll) Pulse oksimetre.”

“(4) Aile hekimlerinin ve aile sağlığı çalışanlarının kullanmak zorunda oldukları teknik, tıbbi cihaz, bilgisayar, donanım, yazılım, bilgi, bilişim ve iletişim teknolojileri ile gezici sağlık hizmetlerinin sunumu için gerekli olan motorlu araçlar, esas olarak aile hekimleri tarafından temin edilir.

(5) Aile hekimleri, aile sağlığı merkezinde yangına karşı alınması gereken tedbirleri alır, tıbbi atıklar ve çöpler için 25/1/2017 tarihli ve 29959 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliği hükümlerine uygun olarak gerekli tedbirleri alır.”

 

“(8) Aile sağlığı merkezlerinde yer alan ortak kullanım alanları ile bu alanlarda bulunan ve ortak kullanıma tahsis edilen her türlü demirbaş, tıbbi cihaz, ekipman ve sair malzeme müşterek kullanım kapsamındadır. Bunlar aile sağlığı merkezi yönetim karar defterine kaydedilir. Aile hekimleri tarafından, Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliğinin 18 inci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi hükümlerine istinaden aile sağlığı merkezinin gider ödemesiyle temin edilmesinden dolayı müşterek kullanım kapsamında bulunan alan ve malzemeler üzerinde ayni veya şahsi herhangi bir hak iddiasında bulunulamaz; bedel, katkı payı veya sair ad altında talepte bulunulamaz; bunların devri istenilemez ve kullanımı engellenemez. Bu alan ve malzemeler, aile sağlığı merkezinde kullanılmaya devam edilir.”

MADDE 15- Aynı Yönetmeliğin 25 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Bakanlık, Kurum veya” ibaresi “Bakanlık ve” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 16- Aynı Yönetmeliğin 31 inci maddesinin dördüncü ve altıncı fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı maddenin beşinci ve yedinci fıkraları yürürlükten kaldırılmıştır.

“(4) Aile hekimi ve aile sağlığı çalışanı hizmet sunumunda Bakanlığa ait olan sağlık bilgi yönetim sistemini kullanmak zorundadır. Bakanlığa ait bilgi sistemine geçişe ilişkin usul ve esaslar ile takvim planı Bakanlıkça belirlenir.”

“(6) Aile hekimliği biriminden, sağlık hizmeti alan kişilere ait tüm veriler, Bakanlıkça belirlenen sistemler haricindeki herhangi bir ortama kaydedilemez.”

MADDE 17- Aynı Yönetmeliğin 33 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Aile Hekimliği Uygulaması Kapsamında Sağlık Bakanlığınca Çalıştırılan Personele Yapılacak Ödemeler ile Sözleşme Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikte” ibaresi “Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliğinde” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 18- Aynı Yönetmeliğe aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“Düzenlemelere uyum

GEÇİCİ MADDE 5- (1) Bu maddeyi ihdas eden Yönetmelik ile 24 üncü maddede ve EK-1’de yapılan değişiklikleri, aile hekimliği birimleri 1/9/2026 tarihine kadar yerine getirir.”

MADDE 19- Aynı Yönetmeliğin EK-1’inin dördüncü ve beşinci satırlarında yer alan “dört” ibareleri “beş” şeklinde değiştirilmiş, on birinci satırı yürürlükten kaldırılmış ve aynı ekin on beşinci satırı aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“


	
		
			
			15
			
			
			Aile sağlığı merkezi girişinin, bekleme alanlarının ve oda girişlerinin görüntülendiği güvenlik kamera sistemi mevcuttur.
			
			
			+
			
			
			+
			
			
			+
			
			
			+
			
		
	


”

MADDE 20- Aynı Yönetmelikte yer alan “Kurumun” ibareleri “Bakanlığın” şeklinde, “Türkiye Halk Sağlığı Kurumu” ibaresi “Bakanlıkça” şeklinde, “Türkiye Halk Sağlığı Kurumunca” ibaresi “Bakanlıkça” şeklinde, “Kurumca” ibareleri “Bakanlıkça” şeklinde, “Kurum” ibareleri “Bakanlık” şeklinde, “Kurumdan” ibaresi “Bakanlıktan” şeklinde ve “Kuruma” ibaresi “Bakanlığa” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 21- Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

 

MADDE 22- Bu Yönetmelik hükümlerini Sağlık Bakanı yürütür.

 

 

 

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/aile-hekimliginde-yeni-donem-basladi-1316.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/aile-hekimliginde-yeni-donem-basladi-1316.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/aile-hekimliginde-yeni-donem-basladi-1316-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/aile-hekimliginde-yeni-donem-basladi-1316.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.karamanpostasi.com/aile-hekimliginde-yeni-donem-basladi/227761/</link>
			<pubDate>Thu, 09 Apr 2026 08:28:23 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kırlangıç otu felaketi: Gözlükten kurtulmak istedi, gözlerini açamaz hale geldi!]]></title>
			<description><![CDATA[Kocaeli’de 52 yaşındaki bir kadın, gözlükten kurtulmak amacıyla kullandığı kırlangıç otu suyunu gözüne damlatınca bir anda göremez hale geldi. Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ömer Faruk Yılmaz, "2 gözün korneası tamamen tahrip olmuştu, tedavi edilmeseydi sonuç körlük olabilirdi" diyerek bitkisel ürünlerin hekim önerisi olmadan kullanılmaması gerektiğine dikkat çekti.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kocaeli'nde yaşayan 52 yaşında kadın, iddiaya göre uzağı görememesi sebebiyle kullandığı gözlükten kurtulmak için yaklaşık 7 ay önce kırlangıç otunun suyunu gözlerine damlattı ve bir anda göremez hale geldi.

Önce gözlerinde yanma, batma hisseden ve sonrasında açamaz hale gelen kadın hemen hastaneye koştu. O dönem Kocaeli'nde çalışan Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ömer Faruk Yılmaz ve ekibi hastaya müdahale ederken korneanın en dış katmanı olarak ifade edilen kornea epitelinin zarar gördüğü belirlendi.

Göze yabancı cisim, kimyasal madde kaçması ya da enfeksiyon durumlarında gözü temizlemek amacıyla uygulanan göz yıkama tedavisi gerçekleştirildi. Yaklaşık 2 haftalık tedavinin ardından hasta sağlığına kavuştu.

Doç. Dr. Yılmaz, hastasının yaşadığı süreç ve tedavisine ilişkin bilgi verdi. Yılmaz, hekim önerisi olmadan herhangi bir ürün kullanılmaması gerektiğine dikkat çekerek önemli uyarılarda bulundu. Öte yandan hastanın göz bebeğinin beyazlığı ve göz akının ise kızardığı hali fotoğraf karesine yansıdı.

"GÖZLERİNİ AÇAMIYORDU, ‘ACABA GÖREMEYECEK MİYİM?' DİYE GELDİ"

Hastasına ilişkin bilgi veren Doç. Dr. Ömer Faruk Yılmaz, "52 yaşında bir bayan hastamız, kızının önerisiyle gözlükten kurtulmak için 2 gözüne taze kırlangıç otu suyunu sıkarak damlatmıştı. Kırlangıç otunu sıktığımız zaman sarı bir sıvı akmaktadır. Hastamız o sıvıyı her 2 gözüne damlatmış. İlk aşamada gözünde yanma, batma oluyor, birkaç saat sonra her 2 gözünü açamıyor, tamamen göremez hale geliyor. Bize geldiğinde hastamız 2 gözünü açamaz haldeydi. Göz muayenesinde 2 gözün korneasının tamamen tahrip olduğunu gördük. Korneanın epiteli tamamen soyulduğu için hastamızın gözünde pü şeklinde akıntı mevcuttu. Hasta, ‘Acaba göremeyecek miyim, gözüme ne oldu, bu ilacı neden damlattım?' diye sorgulayarak gelmişti" dedi.

"SOSYAL MEDYADA SON ZAMANLARDA ÇOK YAYGINLAŞMAYA BAŞLADI"

Uyguladıkları tedaviye yönelik konuşan Doç. Dr. Yılmaz, "Göz uyuşturucu damla ile hastanın gözünü açtık, muayenemizi yaptık. Kornea epiteli tamamen deforme olmuştu. Her 2 gözünü 25 dakika yıkadık, gerekli tedavi ve damlalara başladık. Yaklaşık 6-7 ay önce oldu, toplam tedavimiz 10 gün- 2 hafta süresince devam etti. Tedavi sonunda 2 gözünde görmesine tamamen ulaştı. Hasta ilk başta çok korkmuştu, 2-3 gün boyunca bayağı sıkıntılar yaşadı. İlk 2 gün hatta ağrıdan, yanmadan, batmadan hasta uyuyamadı, iyileştikten sonra çok mutlu olmuştu. Sosyal medyada özellikle son zamanlarda kırlangıç otu çok yaygınlaşmaya başladı. Literatürü taradığım zaman kırlangıç otunun tarihte birçok hastalıklara; cilt, mide hastalıkları gibi hastalıklara geleneksel olarak kullanıldığını gördüm. Bitkisel ilacın içeriği faydalı olsa bile yüksek doz damlatılması gözümüze zarar verebilir" diye konuştu.

"HEKİM ÖNERİSİ OLMADAN HERHANGİ BİR İLAÇ ÖNERMİYORUZ"

Doktor tavsiyesi olmadan ürünlerin kullanılmaması gerektiğini ifade eden Doç. Dr. Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti: "Kırlangıç otu kullandı, hastamız göremez hale geldi eğer tedavi edilmeseydi sonucun ne olacağını bilemiyoruz fakat tedavi sonucunda hastamız iyileşti. Gözlerinin fotoğrafını çektirdim, kırlangıç otunun geçişini gösterdik. Tedavi edilmediği zaman göz içinde belki de körlüğe ulaşabilecek şekilde istenmeyen yan etkilere yol açabilir. Yüzlerce farklı ot olabilir, yanlışlıkla faydalı bir ot damlatacağız diye zararlı bir otu damlatabiliriz. Göze direkt damlatılması steril değildir, göze zarar verebilir, enfeksiyon oluşturabilir. Faydalı bile olsa Sağlık Bakanlığı ruhsat vermeden, ilaç formatına dönüştürmeden, uygun dozajlar ayarlanmadan ve göz hekiminin önerisi olmadan göze herhangi bir bitkisel ilaç damlatılmasını önermiyoruz."


Kaynak: mynet.com
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/kirlangic-otu-felaketi-gozlukten-kurtulmak-istedi-gozlerini-acamaz-hale-geldi-3470.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/kirlangic-otu-felaketi-gozlukten-kurtulmak-istedi-gozlerini-acamaz-hale-geldi-3470.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/kirlangic-otu-felaketi-gozlukten-kurtulmak-istedi-gozlerini-acamaz-hale-geldi-3470_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/kirlangic-otu-felaketi-gozlukten-kurtulmak-istedi-gozlerini-acamaz-hale-geldi-3470.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.karamanpostasi.com/kirlangic-otu-felaketi-gozlukten-kurtulmak-istedi-gozlerini-acamaz-hale-geldi/227750/</link>
			<pubDate>Tue, 07 Apr 2026 08:40:37 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Mevsim geçişlerine dikkat! Hastalıklara davetiye çıkarıyor]]></title>
			<description><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ferah Ece, ''Mevsimsel alerji genellikle üst solunum yollarında başlayarak alt solunum yollarına ilerleyebiliyor ve astım ataklarına neden olabiliyor. Mevsimsel alerjilerin yaklaşık yüzde 30’unun astıma dönüşebilmesi, erken tanı ve doğru önlemlerin önemini ortaya koyuyor'' dedi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Mevsim geçişlerinde yaşanan ani ısı değişimleri, bağışıklık sistemini zorlayarak hastalıklara davetiye çıkarıyor. Özellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında artan polen yoğunluğu, alerjik hastalıkların görülme sıklığını artırıyor. Prof. Dr. Ferah Ece, bu dönemde özellikle alerjik bünyeye sahip bireyler ve astım hastaları için düzenli tedavinin hayati önem taşıdığına dikkat çekiyor.

"İYİYİM DİYEREK İLAÇ BIRAKILMAMALI"

Prof. Dr. Ferah Ece, "Alerjik bünyelilerin ve astım hastalarının özellikle bu dönemde ilaçlarını düzenli kullanmaları çok önemli. ‘İyiyim’ diyerek ilaç kullanımını asla kesmemeliler" diyerek hastaların tedaviye devam etmesi gerektiğini vurguladı.

''ALERJENLER VÜCUDA FARKLI YOLLARLA GİRİYOR''

Prof. Dr. Ece sözlerine şöyle devam etti:

''Alerjenler; solunum yoluyla, besin ve ilaçlar aracılığıyla, deri teması ya da enjeksiyon yoluyla vücuda girebiliyor. Bu durum vücudun farklı bölgelerinde çeşitli reaksiyonlara yol açabiliyor. Alerjik reaksiyonlar; deride ürtiker, gözlerde kızarıklık, burunda kaşıntı ve akıntı, solunum zorluğu ve öksürük gibi belirtilerle kendini gösterebiliyor. Mevsimsel alerji genellikle üst solunum yollarında başlayarak alt solunum yollarına ilerleyebiliyor ve astım ataklarına neden olabiliyor. Mevsimsel alerjilerin yaklaşık yüzde 30’unun astıma dönüşebilmesi, erken tanı ve doğru önlemlerin önemini ortaya koyuyor.''

''ALERJENLERDEN KORUNMAK HASTALIĞIN SEYRİNİ BELİRLİYOR''

Alerjiyi tetikleyen başlıca etkenleri açıklayan Prof. Dr. Ece, ''Alerjiyi tetikleyen başlıca etkenler arasında; ağaç polenleri, ev tozu akarları, evcil hayvan tüyleri ve hamam böcekleri yer alıyor. Bu nedenle alerjen maruziyetini azaltmak, hastalığın kontrol altına alınmasında en temel yaklaşım olarak öne çıkıyor'' dedi.

EV TOZU VE POLENE KARŞI ALINABİLECEK ÖNLEMLER

Prof. Dr. Ece, ev tozu ve polene karşı alınabilecek önlemleri şöyle sıraladı:

''Yatak odasında toz tutan halı, peluş ve dekoratif eşyalar bulundurulmamalı

Çarşaf, nevresim ve yastık kılıfları haftada en az bir kez 60 derecede yıkanmalı

Ağır perdeler yerine yıkanabilir, hafif perdeler tercih edilmeli

Evcil hayvanlar yatak odasına alınmamalı

Ortam nemi kontrol altında tutulmalı

Klima ve hava filtreleri düzenli temizlenmeli

Polen yoğunluğunun yüksek olduğu sabah saatlerinde dışarı çıkılmamalı

Çimen polenine alerjisi olanlar çim biçiminden uzak durmalı

Giysiler polen mevsiminde açık havada kurutulmamalı

Polen filtreli araçlar tercih edilmeli ve filtre bakımları ihmal edilmemeli

Eve gelindiğinde kıyafetler değiştirilmeli ve duş alınmalı''

ERKEN ÖNLEM, SAĞLIKLI BİR YAŞAMIN ANAHTARI

Mevsim geçişlerinde alınacak basit önlemler ve düzenli tedavi, alerjik hastalıkların kontrol altına alınmasında büyük rol oynuyor. Uzmanlar, özellikle risk grubundaki bireylerin bu dönemde daha dikkatli olması gerektiğini vurguluyor.
Kaynak: mynet.com
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/mevsim-gecislerine-dikkat-hastaliklara-davetiye-cikariyor-3470.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/mevsim-gecislerine-dikkat-hastaliklara-davetiye-cikariyor-3470.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/mevsim-gecislerine-dikkat-hastaliklara-davetiye-cikariyor-3470_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/mevsim-gecislerine-dikkat-hastaliklara-davetiye-cikariyor-3470.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.karamanpostasi.com/mevsim-gecislerine-dikkat-hastaliklara-davetiye-cikariyor/227749/</link>
			<pubDate>Tue, 07 Apr 2026 08:40:37 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Hastalık haritası değişti: RSV düşüşte, grip tırmanışta!]]></title>
			<description><![CDATA[Mevsim geçişi ile beraber bazı hastalıklarda artış yaşanmaya başladı. Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ömer Evirgen, son dönemde üst solunum yolu enfeksiyonları ile ilgili bilgi verdi. Uzman isim, RSV (Respiratuvar Sinsityal Virüs) vakalarının düşüşte olduğunu, nezle ve özellikle grip vakalarında ise belirgin bir artışta olduğunu belirtti.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[RSV (Respiratuvar Sinsityal Virüs) vakalarında gerileme yaşanırken, nezle ve özellikle grip vakalarında belirgin bir artış gözlemlendiğini belirten Evirgen, mevsim kaymasının hastalıkların seyrini doğrudan etkilediğini vurguladı.

Doç. Dr. Ömer Evirgen, "Kış aylarında sık gördüğümüz RSV enfeksiyonları artık etkisini kaybetmeye başladı. Ancak bu durum, riskin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Aksine, grip ve diğer viral enfeksiyonlar daha baskın hale gelmiş durumda" dedi.

MEVSİM KAYMASI HASTALIK DAĞILIMINI DEĞİŞTİRİYOR

İklimsel değişiklikler ve mevsim geçişlerindeki düzensizliklerin enfeksiyon hastalıklarının görülme sıklığını etkilediğini belirten Evirgen, "Mevsimlerin kaymasıyla birlikte virüslerin dolaşım süresi uzuyor ve hangi hastalığın ne zaman görüleceği öngörülemez hale geliyor. Bu da hem tanı hem de tedavi süreçlerini zorlaştırıyor" ifadelerini kullandı.

YANLIŞ TEDAVİ UYARISI

Hastaların benzer belirtiler nedeniyle kendi kendine tedaviye yönelmesinin ciddi riskler taşıdığına dikkat çeken Evirgen, "Grip, nezle ve RSV enfeksiyonları benzer semptomlarla seyredebilir. Ancak her hastalığın tedavi yaklaşımı farklıdır. Özellikle antibiyotiklerin gereksiz kullanımı hem hastaya fayda sağlamaz hem de antibiyotik direncine yol açar. Bu nedenle belirtiler görüldüğünde mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır" ifadelerine yer verdi.

RİSK GRUPLARI DAHA DİKKATLİ OLMALI

Çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı bulunan bireylerin enfeksiyonlara karşı daha hassas olduğunu belirten Evirgen, bu grupların kalabalık ortamlardan mümkün olduğunca uzak durması ve hijyen kurallarına özen göstermesi gerektiğini ifade etti.

KORUNMA YÖNTEMLERİ ÖNEMİNİ KORUYOR

Doç. Dr. Ömer Evirgen, mevsimsel hastalıklardaki değişime karşı toplumun bilinçlendirilmesinin önemine dikkat çekerek, erken teşhis ve doğru tedavinin sağlık açısından kritik rol oynadığını vurguladı. Doç. Dr. Ömer Evirgen, "Ellerin sık sık yıkanması. Kapalı ve kalabalık alanların düzenli havalandırılması. Maske kullanımının ihmal edilmemesi. Bağışıklık sistemini güçlendirecek dengeli beslenme ve uyku düzeni" diye konuştu.
Kaynak: mynet.com
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/hastalik-haritasi-degisti-rsv-dususte-grip-tirmanista-3470.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/hastalik-haritasi-degisti-rsv-dususte-grip-tirmanista-3470.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/hastalik-haritasi-degisti-rsv-dususte-grip-tirmanista-3470_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/hastalik-haritasi-degisti-rsv-dususte-grip-tirmanista-3470.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.karamanpostasi.com/hastalik-haritasi-degisti-rsv-dususte-grip-tirmanista/227748/</link>
			<pubDate>Tue, 07 Apr 2026 08:40:37 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sağlık Bakanlığı uyardı: Raporunu yenilemeyenler dikkat]]></title>
			<description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, geçerlilik süresi dolan ilaç raporlarına ilişkin Merkezi Hekim Randevu Sistemi üzerinden ilgili branştan randevu alarak raporların yenilenmesi gerektiği konusunda vatandaşları uyardı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, COVID-19 salgını döneminde uzatılan ilaç raporlarının 31 Mart 2026 itibarıyla sona erdiğini hatırlatarak vatandaşlara önemli bir uyarıda bulundu. Bakanlık, süresi dolan raporların yenilenmesi için hastanelerden randevu alınması gerektiğini bildirdi

 

Rapor yenileme klinikleri oluşturuldu

Bakanlıktan edinilen bilgilere göre, pandemi sürecinde otomatik olarak uzatılan ilaç raporlarının geçerliliği sona erdi. Verilere göre, rapor yenilemesi gereken yaklaşık 6,6 milyon kişi henüz işlem yaptırmadı. Olası mağduriyetlerin önüne geçmek amacıyla ülke genelinde 854 sağlık kuruluşunda “Rapor Yenileme Klinikleri” oluşturulurken, 10 milyondan fazla kişiye hizmet verecek ek randevu kapasitesi sağlandı.



Raporlar MHRS üzerinden randevu alınarak yenilenebilecek

Bakanlık, vatandaşlara kısa mesaj ve e-posta yoluyla bilgilendirme yapıldığını, ayrıca Merkezi Hekim Randevu Sistemi üzerinden öncelikli randevu imkanı oluşturulduğunu belirtti. Yetkililer, ilaç kullanımında aksama yaşanmaması için vatandaşların en kısa sürede ilgili branştan randevu alarak raporlarını yenilemeleri gerektiğini vurguladı.

 

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/saglik-bakanligi-uyardi-raporunu-yenilemeyenler-dikkat-1905.png</image>
		    <media:content url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/saglik-bakanligi-uyardi-raporunu-yenilemeyenler-dikkat-1905.png" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/saglik-bakanligi-uyardi-raporunu-yenilemeyenler-dikkat-1905-t.png"/>
<enclosure url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/04/saglik-bakanligi-uyardi-raporunu-yenilemeyenler-dikkat-1905.png" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.karamanpostasi.com/saglik-bakanligi-uyardi-raporunu-yenilemeyenler-dikkat/227718/</link>
			<pubDate>Wed, 01 Apr 2026 13:28:44 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Karaman'da Ruh Sağlığı Merkezinde Dayanışma ve Umut Öne Çıktı]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Karaman Toplum Ruh Sağlığı Merkezi’nde görev yapan idareciler, sağlık çalışanları ve danışanlar, düzenlenen bayramlaşma programında bir araya gelerek birlik ve beraberlik mesajı verdi.
Bayram dolayısıyla gerçekleştirilen programda kurum yönetimi, sağlık personeli ve danışanlar samimi bir atmosferde buluştu. Programa Başhekim Dr. Öğr. Üyesi Şükrü Salih Toprak, başhekim yardımcıları Uz. Dr. Burak Demir ve Uz. Dr. Faruk Seyfettin Çetin, Dr. Öğr. Üyesi Dudu Demiröz, Uzm. Dr. Halim İbrahim Daylan ile Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü Mehmet Gürünlü ve Müdür Yardımcısı Meryem Başünlü katıldı.
Program boyunca bayramın manevi atmosferi hep birlikte paylaşılırken, dayanışma ve birlik duyguları ön plana çıktı. Kurum yöneticileri, toplum ruh sağlığı hizmetlerinin önemine dikkat çekerek danışanlarla kurulan güçlü iletişimin tedavi sürecine olumlu katkı sağladığını vurguladı.
Sıcak ve samimi görüntülere sahne olan etkinlik, karşılıklı iyi dileklerin iletilmesiyle sona erdi.
Toplum Ruh Sağlığı Merkezi’nde düzenlenen bu anlamlı buluşma, kurum içindeki güçlü bağları bir kez daha gözler önüne serdi. Alanında uzman kadrosu ve insan odaklı yaklaşımıyla hizmet veren merkez, danışanların yaşam kalitesini artırmaya yönelik çalışmalarını kararlılıkla sürdürmeye devam ediyor.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/03/karaman-da-ruh-sagligi-merkezinde-dayanisma-ve-umut-one-cikti-8581.png</image>
		    <media:content url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/03/karaman-da-ruh-sagligi-merkezinde-dayanisma-ve-umut-one-cikti-8581.png" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/03/karaman-da-ruh-sagligi-merkezinde-dayanisma-ve-umut-one-cikti-8581-t.png"/>
<enclosure url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/03/karaman-da-ruh-sagligi-merkezinde-dayanisma-ve-umut-one-cikti-8581.png" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.karamanpostasi.com/karaman-da-ruh-sagligi-merkezinde-dayanisma-ve-umut-one-cikti/227686/</link>
			<pubDate>Wed, 25 Mar 2026 23:00:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Bakan Işıkhan duyurdu: 36 ilaç daha SGK'nın geri ödeme listesinde]]></title>
			<description><![CDATA[Vedat Işıkhan, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun geri ödeme kapsamını genişleten önemli bir adımı duyurdu. 27’si yerli üretim olmak üzere toplam 36 ilacın geri ödeme listesine alındığını açıklayan Işıkhan, bu düzenlemeyle vatandaşların ilaca ve tedaviye erişiminin daha da güçlendirileceğini belirtti.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, 27'si yerli üretim olmak üzere 36 ilacı daha Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK) geri ödeme listesine dahil edildiğini duyurdu.

Bakan Işıkhan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, SGK aracılığıyla vatandaşların ilaca ve tedaviye erişimini kesintisiz şekilde güçlendirmeye devam ettiklerini belirtti.

"36 İLACI DAHA GERİ ÖDEME LİSTEMİZE DAHİL ETTİK"

Işıkhan, "Bu kapsamda; hemofili, kan ürünü ve alerji aşısı başta olmak üzere, diyabet, enfeksiyon, enzim eksikliği ve bağışıklık hastalıklarını kapsayan, farklı tedavi alanlarına yönelik 27 tanesi yerli üretim olmak üzere toplam 36 ilacı daha geri ödeme listemize dahil ettik. Hastalarımıza şifa olmasını diliyor, tüm vatandaşlarımıza sağlıklı bir ömür temenni ediyor, hayırlı bayramlar diliyorum" dedi.
Kaynak: mynet.com
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/03/bakan-isikhan-duyurdu-36-ilac-daha-sgk-nin-geri-odeme-listesinde-5854.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/03/bakan-isikhan-duyurdu-36-ilac-daha-sgk-nin-geri-odeme-listesinde-5854.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/03/bakan-isikhan-duyurdu-36-ilac-daha-sgk-nin-geri-odeme-listesinde-5854_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/03/bakan-isikhan-duyurdu-36-ilac-daha-sgk-nin-geri-odeme-listesinde-5854.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.karamanpostasi.com/bakan-isikhan-duyurdu-36-ilac-daha-sgk-nin-geri-odeme-listesinde/227679/</link>
			<pubDate>Mon, 23 Mar 2026 20:32:40 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Dünyada 60 vaka var, sonuncusu Diyarbakır'dan: Hastanın penisi alındı!]]></title>
			<description><![CDATA[Diyarbakır'da yaşayan 38 yaşındaki hasta, kolon kanseri tedavisi görürken, ileri evre sonucu penisinde oluşan kitle nedeni ile uzuv kaybı yaşadı. Literatürde dünyada şu ana kadar hastalığın bu aşamasında 60 kişide uzuv kaybıyla sonuçlanırken, bunun 10'u Türkiye'de yaşandı. Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Muhammet Fatih Kılınç, "Artık genç yaşlarda görülmeye başladı. Erken tanı bizim için önemli" dedi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Diyarbakır'da yaşayan 38 yaşındaki hastaya, 3 yıl önce kolon kanseri teşhisi konuldu. Hasta, ileri evre kanser olduğu için kemoterapi almaya başladı. Kolon ameliyatı olan hasta, daha sonra radyoterapi ve kemoterapi almaya devam etti. Tedavi sürecinde hastanın penisinde kitle tespit edilip tedaviler bu yönde devam etti. 10 ay kesintisiz 2 saat uyuyamayacak hale gelen hasta, doktorlarla yapılan istişare sonucu penisin alınması kararı alındı. Tıp literatüründe dünyada şu ana kadar 60 vaka kayıtlara geçerken, bunun 10'u Türkiye'de ve en sonuncusu Diyarbakır'da yaşandı.

Doç. Dr. Muhammet Fatih Kılınç, vakanın dünyada çok nadir olan, literatürde şu ana kadar bildirilmiş 60. vaka olduğunu açıkladı. Bunlardan birinin de hastanelerinde karşılarına çıktığını belirten Doç. Dr. Kılınç, 38 yaşında bir erkek hastasının peniste ağrı, peniste ele gelen kitle ile kendilerine başvurduğunu ifade etti.

"AĞRI KESİCİLER FAYDA ETMİYORDU"

Doç. Dr. Kılınç, hastaya baktıklarında yaklaşık 3 yıl önce kolon kanseri tespit edildiğini kaydederek, "Bu hastamızda biraz ileri evre olduğu için hastamız ilk önce kemoterapi alıyor. Daha sonra hastaya kolon ameliyatı yapılıyor. Ameliyattan sonra hasta radyoterapi ve kemoterapiye devam ediyor. Ama ilerleyen süreçlerde hastanın penisinde ele gelen bir kitle tespit ediliyor. Daha sonra hastanın aldığı kemoterapi rejimleri bu kitleyi yok etmek için yapılıyor. Buna rağmen kitle büyümeye devam ediyor" dedi.

"Hastada penisinde ağrı başlıyor ve hasta ilerleyen süreçte idrar yapamamaya kadar bir duruma geliyor" diyen Doç Dr. Kılınç, konuşmasına şöyle devam etti:

"Biz, bu hastanın tedavi değişikliğine gitmemizi ilk başta organ korumaya yönünde bir stratejimiz oldu. Daha sonra hastada kemoterapi değişikliği yapılsa da bir çare bulunamıyor. Hastanın yaklaşık 10 aydır şiddetli ağrıları devam ediyor ve idrar yapamamaya başlıyor. Belirli aralıklarla hastaya sonda takılsa da kitle büyümeye devam ediyor. Hasta bize geldiğinde psikolojisi bozulmuştu. 10 aydır yatarak uyuyamıyordu. Kesintisiz 2 saat uyku uyuyamadığını ifade ediyordu. Ne kadar ağrı kesici alsa da ağrıları devam ediyordu. Aile hayatı bozulmuştu, iş hayatı bozulmuştu, çocuklara ilgilenemiyordu."

"UZUV KAYBI YAŞAMIŞ OLMASINA RAĞMEN HAYAT KALİTESİ YÜKSELDİ"

Artık yaptıkları bütün tedavilerin fayda etmediğini tespit ettiklerini aktaran Doç. Dr. Kılınç, "Hastayla ortak bir karar verip hastanın penisini alma yoluna gittik. Yani şu an hastanın bir organ kaybı, uzuv kaybı yaşamış olmasına rağmen hayat kalitesi yükseldi. 'Hocam artık uyuyabiliyorum, uzanabiliyorum, psikolojim daha da iyi oldu' dedi. Uzuv kaybı yaşamasına rağmen hayat kalitesi yükseldi.

"ARTIK GENÇ YAŞLARDA GÖRÜLMEYE BAŞLADI"

Bizim burada değinmek istediğimiz şey kolan kanserinin farkındalığı. Kolon kanseri artık genç yaşlarda görülmeye başladı. Erken tanı bizim için önemli. Erken tanı olmazsa bu hastalığın nerelere gittiğini, ne gibi sonuçlar olduğunu ve organ kaybı, uzuv kaybına kadar gidebileceğini gördük. Bizim değinmek istediğimiz, kolan kanserinin farkındalığı, erken yaşta, erken tedavi, erken tanı bizim için önemli olduğunu, halkı bilinçlendirme yoluna gitmek istedik" diye konuştu.

"10'U TÜRKİYE'DE TÜM DÜNYADA 60 HASTA VAR"

Vakaların 10 tanesinin Türkiye'de olduğuna değinen Doç. Dr. Kılınç, "Diğer kesimi tüm dünyada. Yaklaşık 50 tanesi dünya literatüründe bildirilmiş. Yeme alışkanlığımız özellikle bizim ülkemizde fazla. Çünkü bizde daha çok et tüketimi, yanmış ve kızartılmış et tüketimi olduğu için, yani işlenmiş et tüketimi fazla olduğu için özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesinde kolan kanseri çok fazla görünmeye başladı. Yeme alışkanlığımız ve sağlıklı beslenme alışkanlığımızla dikkat etmemiz gerektiğini gösteren bir durum. Korkulması gereken bir durum. Uzuv kaybına kadar gidebiliyor.

Halkın bilinçlenmesi için önemli olduğunu düşünüyoruz. Özellikle yaşadığımız coğrafyada çok sık görüldüğünü ifade ettik. Bu coğrafyada insanlar için eğer aile öykümüz var ve 40 yaşını geçmişse mutlaka yılda bir sefer kolan kanseri tarama testine girmemiz gerekiyor. İlk önce bu dahiliye bölümleri ve gastroenteroloji bölümlerimize başvurmamız gerekiyor. Tarama yapılması çok önemli, özellikle aile öykümüz varsa" ifadelerini kullandı.
Kaynak: mynet.com
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/03/dunyada-60-vaka-var-sonuncusu-diyarbakir-dan-hastanin-penisi-alindi-5854.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/03/dunyada-60-vaka-var-sonuncusu-diyarbakir-dan-hastanin-penisi-alindi-5854.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/03/dunyada-60-vaka-var-sonuncusu-diyarbakir-dan-hastanin-penisi-alindi-5854_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/03/dunyada-60-vaka-var-sonuncusu-diyarbakir-dan-hastanin-penisi-alindi-5854.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.karamanpostasi.com/dunyada-60-vaka-var-sonuncusu-diyarbakir-dan-hastanin-penisi-alindi/227678/</link>
			<pubDate>Mon, 23 Mar 2026 20:32:40 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Mısır'da hasar gören kalp Türkiye'de şifa buldu!]]></title>
			<description><![CDATA[Yurt dışında geçirdiği operasyon sırasında kalp kapağı ağır hasar alan 44 yaşındaki Aydın Çalışkan, ölümle burun buruna geldi. Türkiye’ye getirilen Çalışkan, Medipol Sağlık Grubu’ndan Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bilal Boztosun ve ekibi tarafından gerçekleştirilen yüksek riskli operasyonla sağlığına kavuştu. Çalışkan, “Bana nakil demişlerdi, Bilal Hocam beni yeniden hayata döndürdü” dedi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Genç yaşta ağır bir kalp krizi geçiren ve yıllarca sağlıkla yaşayan Aydın Çalışkan’ın hayatı, iş gereği gittiği Mısır’da kabusa döndü. Şiddetli göğüs ağrısıyla başvurduğu hastanede 3,5 saat süren müdahale sırasında stentleri açıldı ancak bu esnada kalp kapakçığı ciddi şekilde zarar gördü. Türkiye’ye döndüğünde genç hasta için Medipol Mega Üniversite Hastanesi’nde adeta zamanla yarış başladı. Prof. Dr. Bilal Boztosun’un yüksek riskli operasyonunun ardından Çalışkan’ın kalp kapağı değiştirildi. Çalışkan başarılı geçen operasyonun ardından sağlığına kavuştu.

“GENÇ YAŞTA AĞIR BİR KALP KRİZİ GEÇİRDİ”

Hastanın oldukça genç yaşta ciddi bir kalp krizi geçirdiğini belirten Prof. Dr. Boztosun, “Hastamız önemli bir kalp krizi sonrası kalbin kasılma gücünde ciddi bir azalma yaşamıştı. Damarını açtıktan sonra tedaviye uyumu sayesinde belirgin şekilde toparladı ve bir süre sağlıklı bir yaşam sürdü. İş nedeniyle Mısır’a yerleşen hastamız yıllar sonra şiddetli göğüs ağrısıyla orada hastaneye başvurmuş. Yaklaşık 3 saat süren bir müdahale yapılmış. Damar açılmaya çalışılırken bu kez kalp kapağında ciddi bir hasar oluşmuş. Ne yazık ki süreç bu noktada daha karmaşık hale gelmiş” diye konuştu.

“RİSKLİ BİR KARARI AİLEYLE BİRLİKTE ALDIK”

Hastanın Türkiye’ye döndüğünde şikayetlerinin devam ettiğini belirten Prof. Boztosun, “Hastamızı kardiyoloji ve kalp damar cerrahisi konseyinde değerlendirdik. 40 yaşında genç bir hastadan bahsediyoruz. Cerrahi açıdan oldukça riskli bir tablo vardı. Ancak başka seçeneğimiz kalmamıştı. Tüm riskleri aileyle detaylı şekilde paylaştık ve ortak bir kararla müdahaleye karar verdik. Hasta, ailesi ve hekimler olarak birlikte karar verdiğimiz bu süreci başarıyla tamamladık. Kalp kapağı şu an normal fonksiyonlarına döndü. Zaman içinde kalbin kasılma gücünün de kademeli olarak artmasını umut ediyoruz” ifadelerini kullandı.

KALP KAPAKÇIĞINDA KAÇAK OLDU

2019 yılında ilk kalp rahatsızlığını yaşadığını belirten 44 yaşındaki Aydın Çalışkan, o dönemde farklı hastanelere başvurduğunu ifade ederek, “Bypass öneren de oldu, kalp pili hatta kalp nakli önerenler de oldu. Daha sonra Bilal hocamla tanıştım. Damarımı açabileceğini söyledi ve o sürece başladık. Gerçekten damarımı açtı ve yıllarca sağlıklı bir şekilde hayatıma devam ettim. İşim gereği Mısır’da çalışıyorum. Orada bulunduğum dönemde rahatsızlandım. Daha önce taktırdığım stentlerin tıkandığını öğrendim ve acil olarak operasyona alındım. Türkiye’ye döndüğümde yeniden muayene oldum ve Bilal hocamla görüştük. Stentlerimin açık olduğunu ancak kalp kapakçığımda ciddi bir kaçak bulunduğunu söyledi” diye konuştu.

BİLAL HOCAM BENİ YENİDEN HAYATA DÖNDÜRDÜ

Geçtiğimiz yıl yeniden rahatsızlandığını belirten Çalışkan, “Haziran ayında tekrar göğüs ağrısı yaşadım. Mısır’da yapılan yaklaşık 3,5 saatlik müdahale sırasında stentlerim açıldı ancak o esnada kalp kapakçığım zarar görmüş. Türkiye’ye geldiğimde yapılan kontrollerde durum netleşti. Kalp kapakçığım değiştirildi. Şu an kendimi gayet iyi hissediyorum. Bilal hocam ve ekibi sayesinde yeniden hayata döndüm diyebilirim. Umarım uzun yıllar sağlıklı bir yaşam sürerim” ifadelerini kullandı.

 

Mynet.com
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/03/misir-da-hasar-goren-kalp-turkiye-de-sifa-buldu-5854.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/03/misir-da-hasar-goren-kalp-turkiye-de-sifa-buldu-5854.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/03/misir-da-hasar-goren-kalp-turkiye-de-sifa-buldu-5854_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/03/misir-da-hasar-goren-kalp-turkiye-de-sifa-buldu-5854.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.karamanpostasi.com/misir-da-hasar-goren-kalp-turkiye-de-sifa-buldu/227677/</link>
			<pubDate>Mon, 23 Mar 2026 20:32:40 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Karaman'ın Gururu: Dr. Bayram Gündüz'e Yılın Hekimi Ödülü]]></title>
			<description><![CDATA[Karamanlı hekim Bayram Gündüz, sağlık alanındaki başarılı çalışmalarıyla yılın hekimi seçilerek ödül aldı]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Karamanlı hekim Bayram Gündüz, sağlık alanındaki başarılı çalışmalarıyla yılın hekimi seçilerek ödül aldı

Yılın Hekimi Bayram Gündüz

Karamanlı hekim Dr. Bayram Gündüz, sağlık alanındaki özverili çalışmalarıyla önemli bir başarıya imza attı. Aile Hekimi Uzmanı olarak görev yapan Gündüz, yılın hekimi seçilerek Ankara’da düzenlenen programda ödül aldı.

“Sağlıklı Türkiye Yüzyılı” vizyonuyla gerçekleştirilen törende, 81 ilden sağlık yöneticileri ve sağlık çalışanları bir araya geldi. Karaman’ı temsilen programa katılan Dr. Bayram Gündüz, mesleki başarıları ve vatandaşlara sunduğu nitelikli sağlık hizmetleriyle takdir topladı.

Programda, Dr. Bayram Gündüz’e Sağlık Bakanı tarafından teşekkür belgesi takdim edilirken, Karaman’ın sağlık alanındaki güçlü temsilinin altı çizildi. Aynı törende Karaman İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mehmet Serkan Yurdakul ile Acil Tıp Teknisyeni Yasin Ergen de ödül alan isimler arasında yer aldı.

Karaman’da uzun süredir aile hekimi olarak görev yapan Dr. Bayram Gündüz’ün bu başarısı, hem meslektaşları hem de vatandaşlar tarafından gururla karşılandı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/03/karaman-a-onlarca-fabrika-kurulaca-binlerce-kisiye-istihdam-saglanacak-2830.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/03/karaman-a-onlarca-fabrika-kurulaca-binlerce-kisiye-istihdam-saglanacak-2830.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/03/karaman-a-onlarca-fabrika-kurulaca-binlerce-kisiye-istihdam-saglanacak-2830-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/03/karaman-a-onlarca-fabrika-kurulaca-binlerce-kisiye-istihdam-saglanacak-2830.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.karamanpostasi.com/karaman-a-onlarca-fabrika-kurulaca-binlerce-kisiye-istihdam-saglanacak/227674/</link>
			<pubDate>Mon, 23 Mar 2026 11:31:55 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Vali Çiçek'ten Dr. Gökhan Reşitoğlu'na Onur Belgesi]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Ramazan ayının manevi iklimi ile 14 Mart Tıp Bayramı’nın birleştiği anlamlı gecede, il protokolü ve sağlık çalışanları aynı sofrada buluştu. Vali Çiçek’in ev sahipliğinde düzenlenen iftar programında doktorlar, meslektaşlarıyla bir arada olmanın mutluluğunu yaşadı.
Programda konuşan Vali Çiçek, gece gündüz demeden görev yapan sağlık çalışanlarının fedakârlıklarına dikkat çekerek, “Özellikle zorlu şartlarda gösterdiğiniz üstün gayret ve başarılarınızdan dolayı her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Sizler bu milletin baş tacısınız” ifadelerini kullandı.
İftar programının ardından düzenlenen törende, mesleklerinde üstün başarı gösteren doktorlara başarı belgeleri takdim edildi. Beyin Cerrahisi Uzmanı Öğretim Görevlisi Dr. Gökhan Reşitoğlu, başarı belgesini Vali Çiçek’in elinden aldı.
Dr. Gökhan Reşitoğlu ise bu anlamlı ödüle layık görülmekten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, tüm sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladı.
Sağlık çalışanlarının özverili çalışmalarının gurur verici olduğunu belirten Vali Çiçek, devletin her zaman sağlık çalışanlarının yanında olduğunu da vurguladı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/03/dr-gokhan-resitoglu-na-tip-bayrami-nda-onur-belgesi-505.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/03/dr-gokhan-resitoglu-na-tip-bayrami-nda-onur-belgesi-505.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/03/dr-gokhan-resitoglu-na-tip-bayrami-nda-onur-belgesi-505-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/03/dr-gokhan-resitoglu-na-tip-bayrami-nda-onur-belgesi-505.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.karamanpostasi.com/dr-gokhan-resitoglu-na-tip-bayrami-nda-onur-belgesi/227661/</link>
			<pubDate>Thu, 19 Mar 2026 01:18:09 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sağlık Bakanlığından önemli çağrı: "Erken teşhis hayat kurtarır"]]></title>
			<description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, kolorektal kanser taramasının önemine dikkati çekmek amacıyla bir paylaşım yaptı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Bakanlığın NSosyal hesabından yapılan paylaşımda, sanatçı Hülya Koçyiğit'in mesajına yer verildi.

"SAĞLIĞINIZI İHMAL ETMEYİN"

Koçyiğit, "50-70 yaş arasındaysanız kolorektal kanser taraması yaptırmak için Sağlıklı Hayat Merkezlerine gidin. Sağlığınızı ihmal etmeyin. Erken teşhis hayat kurtarır." ifadelerini kullandı.
Kaynak: mynet.com
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/03/saglik-bakanligindan-onemli-cagri-erken-teshis-hayat-kurtarir-2103.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/03/saglik-bakanligindan-onemli-cagri-erken-teshis-hayat-kurtarir-2103.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/03/saglik-bakanligindan-onemli-cagri-erken-teshis-hayat-kurtarir-2103_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/03/saglik-bakanligindan-onemli-cagri-erken-teshis-hayat-kurtarir-2103.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.karamanpostasi.com/saglik-bakanligindan-onemli-cagri-erken-teshis-hayat-kurtarir/227627/</link>
			<pubDate>Tue, 10 Mar 2026 15:15:21 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sağlık Bakanlığından kolorektal kanser taraması için çağrı]]></title>
			<description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, kolorektal kanser taramasının önemine dikkati çekmek amacıyla bir paylaşım yaptı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Bakanlığın NSosyal hesabından yapılan paylaşımda, sanatçı Hülya Koçyiğit'in mesajına yer verildi.

Koçyiğit, "50-70 yaş arasındaysanız kolorektal kanser taraması yaptırmak için Sağlıklı Hayat Merkezlerine gidin. Sağlığınızı ihmal etmeyin. Erken teşhis hayat kurtarır." ifadelerini kullandı.
Kaynak: mynet.com
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/03/saglik-bakanligindan-kolorektal-kanser-taramasi-icin-cagri-2103.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/03/saglik-bakanligindan-kolorektal-kanser-taramasi-icin-cagri-2103.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/03/saglik-bakanligindan-kolorektal-kanser-taramasi-icin-cagri-2103_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.karamanpostasi.com/images/haberler/2026/03/saglik-bakanligindan-kolorektal-kanser-taramasi-icin-cagri-2103.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.karamanpostasi.com/saglik-bakanligindan-kolorektal-kanser-taramasi-icin-cagri/227626/</link>
			<pubDate>Tue, 10 Mar 2026 15:15:21 +0300</pubDate>
			</item></channel>
</rss>