Bütün canlılar gibi insanoğlu muhtaç olarak dünyaya gelir. Yaşaması için bu ihtiyaçlarının giderilmesi elzemdir. Modern hayatla birlikte insanoğlu daha çok şeye ihtiyacı olduğunu hissetti ya da ona hissettirildi. Kişiye hizmeti olmayan ya da çok az olan eşya ve ürünler en az diğerleri kadar hayatımızda yer işgal ediyor. İşte böyle zamanlarda “minimalist yaşam” adı verilen hayata, eşyaya bakışı sadelik ve basitlik yönünden temsil ettiği iddia edilen yeni bir davranış ve tutum özelliğinden bahsedilir oldu. Bu yeni tavır ve tutum, kısaca her şeyi basit tutmak ve hayatınızda size hizmet etmeyen şeyleri ortadan kaldırmakla ilgili. İddia o ki, gereksiz her şeyi ortadan kaldırmaya odaklanan kasıtlı bir hayatla, dağınık, materyalist veya aşırı meşgul bir yaşamdan daha fazla özgürlük ve tatmin bulursunuz. Bu durum kıtlıkla yaşamakla ilgili değil. Aksine, size neşe, huzur, büyüme ve üretkenlik getiren en önemli şeyleri basitlikle bulmaktır. Faaliyetleriniz, zihniyetiniz, sahip olduğunuz şeyler ve zamanınızı kullanma söz konusu olduğunda neyin önemli olduğuna odaklanmakla ilgilidir.Yüce Rabbimiz kitabında, muhtelif ayetlerde; mallarla ve canlarla imtihan edileceğimizi, malları (eşyaları) bir yığma tutkusu ve hırsıyla sevdiğimizi, geride kalanların kendilerini malları ve ailelerinin meşgul ettiğini söylediğini beyan etmektedir. Hadid Suresi’nin 20. ayeti aslında hayatın nimetlerini sadelikten yana kullanmayanların durumunu özetler nitelikte. “Bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyun, (eğlence türünden) tutkulu bir oyalama, bir süs, kendi aranızda bir övünme, mal ve çocuklarda bir çoğalma tutkusudur.”Şah Veliyyullah Dihlevî, Hüccetullah’il-Baliğa adlı eserinde, “İhtiyaçların Karşılanması Yollarının Öğrenilmesi” başlığı altında, Allah Teâlâ’nın insana ihtiyaçlarını nasıl karşılayacağını ilham ettiğini kaydeder. İnsan; yeme, içme, cinsî ilişki, güneş ve yağmurdan korunma, kışın soğuğa karşı ısınma ve benzeri konularda hemcinsleriyle hep aynı ihtiyacı duyar. İlkin bu ihtiyaçların karşılanması için insanın bir şeye yönelmesi re’y-i küllîden kaynaklanır. İnsanoğlu hayvandan farklı olarak tabii bir saik olmaksızın faydalı olacağını düşündüğü bir davranışta bulunabilir. İkinci olarak insan, ihtiyaçlarının tatmini yanında zarafet ve güzellik de arar, gözünün aydın olmasını, nefsinin bir haz almasını da ister. Bunun sonucu olarak da eşin güzelini, yemeğin lezzetlisini, elbisenin kalitelisini, evin lüksünü arzular. Üçüncü olarak da insanlar ihtiyaçları giderme yollarını kendileri bulur ya da taklit yoluyla öğrenirler. Bu üç özellik bütün insanlarda eşit olarak bulunmaz. Çünkü insanlar farklı tabiatlara sahiptirler. Akıllar da farklı akıllardır. Bundan dolayı ihtiyaçları eşitlemek doğru değildir; ancak ihtiyacın fazlasını aramak, biriktirmek, bunu bir süs ve statü aracı yapmak herkes için de aynı ve eşit değildir.
Gündem
Yayınlanma: 01 Nisan 2021 - 07:42
Sade Hayatı Neden Terk Ettik?
Dünyada işlenen meta ve eşyanın artması yanında, elbette reklam ve pazarlama yoluyla bize dayatılan hayatları yaşamaya zorlandık. Peki insanı huzurlu kılan, gücünün üstündeki sınırları kazanıp harcama yoluyla zorlamayan sade hayatı neden terk ettik?
Gündem
01 Nisan 2021 - 07:42
İlginizi Çekebilir






