Velhasıl şu Karaman…Yazıla yazıla bitmez!Anadolu’nun kadim topraklarında, geçmişten geleceğe uzanan köklü tarihi, güçlü kültürel mirası, bereketli toprakları ve gönlü zengin insanlarıyla Karaman; anlatıldıkça yeni bir hikâyesi ortaya çıkan şehirlerden biridir.Karaman’ı yalnızca bir şehir olarak tanımlamak eksik kalır. Çünkü Karaman; tarihtir, kültürdür, Türkçedir, emektir, üretimdir, vefadır ve gönül zenginliğidir.
Bu topraklar; Karamanoğlu Mehmet Bey’den Yunus Emre’ye, Tabduk Emre’den Mümine Hatun’a, Kazım Karabekir Paşa’dan günümüzün emekçi Karamanlılarına kadar uzanan geniş bir tarih ve kültür birikimini bünyesinde taşımaktadır.TÜRKÇENİN ŞEHRİ: KARAMANOĞLU MEHMET BEYKaraman denildiğinde akla gelen en önemli tarihî şahsiyetlerden biri hiç şüphesiz Karamanoğlu Mehmet Bey’dir.Türkçenin devlet ve toplum hayatındaki kullanımına verdiği önemle hafızalarda yer edinen Karamanoğlu Mehmet Bey, bugün Karaman’ın Türk diliyle özdeşleşen kimliğinin en önemli sembollerinden biridir.Karaman’da Türkçeye verilen değer yalnızca geçmişten kalan bir hatıra değil, bugün de şehrin kültürel kimliğinin önemli bir parçasıdır.
Bu nedenle Karaman, aynı zamanda Türkçenin ve Türk diline verilen değerin şehri olarak anılmaktadır.YUNUS EMRE’NİN GÖNÜL İKLİMİ
Karaman’ın manevi dünyasından söz edildiğinde yunus emre ve Tabduk Emre’yi anmamak mümkün değildir.Yunus Emre’nin insan sevgisi, kardeşlik, hoşgörü ve gönül dünyasını merkeze alan anlayışı, Anadolu kültüründe derin izler bırakmıştır.Bu anlayışın Karaman’ın insan yapısında da karşılığını görmek mümkündür.
karaman insanı; misafirperverliği, komşuluğu, dostluğu ve vefayı önemser.
Bir düğünde sevinç paylaşılır, bir cenazede acı omuzlanır. Zor günlerde kapılar açılır, sofralar paylaşılır.Belki de Karaman’ın en büyük zenginliği, tam da burada saklıdır:
Gönlü zengin insanlarında…MÜMİNE HATUN’DAN KAZIM KARABEKİR PAŞA’YAKaraman’ın tarihî kimliği yalnızca bir dönemle sınırlı değildir.
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin annesi Mümine Hatun’un Karaman’daki türbesi, şehrin manevi ve tarihî hafızasının önemli sembollerinden biri olarak öne çıkmaktadır.
Yakın tarihe gelindiğinde ise Kazım Karabekir Paşa’nın adı Karaman’la ayrı bir anlam kazanır.Bugün Kazımkarabekir ilçesi, Paşa’nın adını yaşatan önemli bir tarihî miras olarak varlığını sürdürmektedir.Karaman’ın sokaklarında ve ilçelerinde geçmişin izleriyle karşılaşmak mümkündür.
Bu şehirde tarih yalnızca kitaplarda değil, taşında, toprağında, camisinde, çeşmesinde, mahallesinde ve insanının hafızasında yaşamaktadır.TAŞKALE: TAŞLARA İŞLENEN TARİHKaraman’ın eşsiz değerlerinden biri de Taşkale’dir.
Kayalara oyulmuş tahıl ambarları, tarihî dokusu ve kendine özgü coğrafyasıyla Taşkale, Anadolu’nun geçmişten günümüze ulaşan önemli kültürel miraslarından biridir.Kayaların içerisine oyulan ambarlar, geçmişte insanların emeğini ve ürününü nasıl koruduğunu gösteren eşsiz bir mirastır.
Taşkale’ye baktığınızda yalnızca taşları görmezsiniz.
Orada geçmişin emeğini, üretimini ve yaşam biçimini görürsünüz.ELMASIYLA, BUĞDAYIYLA, KOYUNUYLA…Karaman’ın hikâyesi yalnızca tarihi eserlerden ibaret değildir.
Bu şehir aynı zamanda üreten insanların şehridir.
Bereketli topraklarında yetişen elmasıyla, buğdayıyla ve diğer tarımsal ürünleriyle Karaman, tarımın önemli merkezlerinden biri olarak öne çıkmaktadır.
Hasat zamanı bahçelerde çalışan çiftçiler, tarlalarda alın teri döken üreticiler ve sabahın erken saatlerinde işinin başına geçen emekçiler, Karaman’ın görünmeyen kahramanlarıdır.
Karaman denildiğinde koyun da akla gelir.
Geniş meralar ve yaylalar, hayvancılık kültürünün yüzyıllardır devam etmesine imkân sağlamıştır.Karaman koyunu, bu kültürün en bilinen sembollerinden biridir.
Kısacası Karaman’ın bereketi; toprağında, üreticisinde ve emeğinde saklıdır.KARAMAN’IN ASIL ZENGİNLİĞİ: İNSANIBir şehri şehir yapan yalnızca binaları, yolları, meydanları veya tarihi eserleri değildir.
Bir şehrin gerçek kimliğini, o şehirde yaşayan insanlar oluşturur.
Karaman’ın en büyük zenginliklerinden biri de insanıdır.
Karamanlı; misafirine ikram etmeyi, komşusunun derdine ortak olmayı, büyüğüne saygı göstermeyi, küçüğüne sahip çıkmayı bilir.Aile bağları güçlüdür.Dostluklara önem verilir.Eski bir arkadaşlık, yıllar geçse bile unutulmaz.Yapılan iyilik hatırlanır, verilen söz önemsenir.Bu nedenle Karaman’ı tanıyanların hafızasında şehrin tarihî yapıları kadar insanlarının samimiyeti de yer eder.HUZURUN VE GÜVENİN ŞEHRİKaraman aynı zamanda sakin yaşamı ve şehir kültürüyle dikkat çeken Anadolu kentlerinden biridir.Mahalle kültürünün hâlâ hissedildiği şehirde komşuluk ilişkileri ve sosyal dayanışma önemli bir yere sahiptir.Karaman’ın sakinliği, şehir hayatının yoğunluğundan uzaklaşmak isteyenler için de farklı bir yaşam atmosferi sunmaktadır.
Burada hayatın ritmi bazen daha yavaş akar.Ancak bu yavaşlık, şehrin ruhunu kaybetmesi değil; aksine kendi değerlerini korumasının bir göstergesidir.GEÇMİŞTEN GELECEĞE KARAMANBugünün Karaman’ı geçmişiyle bağını koparmadan geleceğe yürüyen bir şehirdir.
Tarihi camileri, medreseleri, türbeleri, kaleleri, Taşkale’si ve doğal güzellikleriyle geçmişin izlerini taşıyan Karaman; tarımı, sanayisi, ticareti, üniversitesi ve gelişen şehir yapısıyla geleceğe de hazırlanmaktadır.Bir tarafta Karamanoğlu Mehmet Bey’in Türkçe mirası…
Diğer tarafta Yunus Emre’nin gönül dünyası…
Taşkale’nin taşlara işlenmiş tarihi…
elma bahçelerinin bereketi…Buğday tarlalarında çalışan çiftçinin emeği…
Yaylalarda sürüsünün peşinden giden besicinin alın teri…
Ve ailesi, şehri, memleketi için çalışan Karamanlılar…
İşte Karaman’ın gerçek hikâyesi budur.“VELHASIL ŞU KARAMAN, YAZILA YAZILA BİTMEZ…”
Karaman’ın güzelliğini anlatmaya çalışırken, bu şehre gönül vermiş Karamanlı şair Bekir Sıtkı Erdoğan’ı anmamak olmaz.
Erdoğan’ın Karaman sevgisini ve şehir özlemini anlattığı dizeler, adeta Karaman’ın geçmişine ve sokaklarına açılan bir pencere gibidir.Şairin;
“Karaman’a hasretliğim
Üzüle üzüle bitmez;
Yollar bir ip, dağlar düğüm
Çözüle çözüle bitmez…”
dizeleriyle başlayan şiiri, Karaman’ın tarihini, sokaklarını, insanını ve geçmişten gelen yaşam izlerini şiirin diliyle anlatır.Şair; Karaman Kalesi’nden Hatuniye’ye, İmaret’ten eski mahallelere kadar şehrin farklı güzelliklerini dizelerine taşırken, Karaman’ın yalnızca görülen değil, hissedilen bir şehir olduğunu da ortaya koyar.Ve şiirin sonunda söylediği o unutulmaz söz, belki de bütün Karaman’ı tek başına anlatmaya yeter:
“Velhasıl şu Karaman
Yazıla yazıla bitmez…”
Gerçekten de öyledir.Karaman’ın tarihi yazmakla bitmez.
Güzellikleri anlatmakla bitmez.İnsanının gönül zenginliği birkaç cümleye sığmaz.
Çünkü Karaman; yalnızca bir şehir değil, bir memleket sevdasıdır.KARAMAN: BİR ŞEHİRDEN DAHA FAZLASIKaraman; Karamanoğlu Mehmet Bey’in Türkçe mirasıdır.Yunus Emre’nin gönül dünyasıdır.Mümine Hatun’un manevi izidir.Kazım Karabekir Paşa’nın adını yaşatan topraklardır.Taşkale’nin kayalara işlenmiş tarihidir.Elma bahçelerinin bereketidir.Buğday tarlalarında dökülen alın teridir.Yaylalarda yürüyen koyun sürüleridir.Çarşıda kepenk açan esnafın emeğidir.Tarlasında çalışan çiftçinin umududur.Ve en önemlisi; zor günde birbirine sahip çıkan Karaman insanının vefasıdır.Karaman’ı birkaç cümleyle anlatmak mümkün değildir.
Çünkü bu şehirde tarih vardır.Kültür vardır.
Üretim vardır.
Emek vardır.
Vefa vardır.
Dostluk vardır.
Ve en önemlisi gönül vardır.
İşte bu yüzden…Tarihiyle asil, toprağıyla bereketli, insanıyla eşsizdir Karaman.
Ve Bekir Sıtkı Erdoğan’ın dediği gibi:**“Velhasıl şu Karaman,
Yazıla yazıla bitmez…”**
Bu topraklar; Karamanoğlu Mehmet Bey’den Yunus Emre’ye, Tabduk Emre’den Mümine Hatun’a, Kazım Karabekir Paşa’dan günümüzün emekçi Karamanlılarına kadar uzanan geniş bir tarih ve kültür birikimini bünyesinde taşımaktadır.TÜRKÇENİN ŞEHRİ: KARAMANOĞLU MEHMET BEYKaraman denildiğinde akla gelen en önemli tarihî şahsiyetlerden biri hiç şüphesiz Karamanoğlu Mehmet Bey’dir.Türkçenin devlet ve toplum hayatındaki kullanımına verdiği önemle hafızalarda yer edinen Karamanoğlu Mehmet Bey, bugün Karaman’ın Türk diliyle özdeşleşen kimliğinin en önemli sembollerinden biridir.Karaman’da Türkçeye verilen değer yalnızca geçmişten kalan bir hatıra değil, bugün de şehrin kültürel kimliğinin önemli bir parçasıdır.
Bu nedenle Karaman, aynı zamanda Türkçenin ve Türk diline verilen değerin şehri olarak anılmaktadır.YUNUS EMRE’NİN GÖNÜL İKLİMİ
Karaman’ın manevi dünyasından söz edildiğinde yunus emre ve Tabduk Emre’yi anmamak mümkün değildir.Yunus Emre’nin insan sevgisi, kardeşlik, hoşgörü ve gönül dünyasını merkeze alan anlayışı, Anadolu kültüründe derin izler bırakmıştır.Bu anlayışın Karaman’ın insan yapısında da karşılığını görmek mümkündür.
karaman insanı; misafirperverliği, komşuluğu, dostluğu ve vefayı önemser.
Bir düğünde sevinç paylaşılır, bir cenazede acı omuzlanır. Zor günlerde kapılar açılır, sofralar paylaşılır.Belki de Karaman’ın en büyük zenginliği, tam da burada saklıdır:
Gönlü zengin insanlarında…MÜMİNE HATUN’DAN KAZIM KARABEKİR PAŞA’YAKaraman’ın tarihî kimliği yalnızca bir dönemle sınırlı değildir.
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin annesi Mümine Hatun’un Karaman’daki türbesi, şehrin manevi ve tarihî hafızasının önemli sembollerinden biri olarak öne çıkmaktadır.
Yakın tarihe gelindiğinde ise Kazım Karabekir Paşa’nın adı Karaman’la ayrı bir anlam kazanır.Bugün Kazımkarabekir ilçesi, Paşa’nın adını yaşatan önemli bir tarihî miras olarak varlığını sürdürmektedir.Karaman’ın sokaklarında ve ilçelerinde geçmişin izleriyle karşılaşmak mümkündür.
Bu şehirde tarih yalnızca kitaplarda değil, taşında, toprağında, camisinde, çeşmesinde, mahallesinde ve insanının hafızasında yaşamaktadır.TAŞKALE: TAŞLARA İŞLENEN TARİHKaraman’ın eşsiz değerlerinden biri de Taşkale’dir.
Kayalara oyulmuş tahıl ambarları, tarihî dokusu ve kendine özgü coğrafyasıyla Taşkale, Anadolu’nun geçmişten günümüze ulaşan önemli kültürel miraslarından biridir.Kayaların içerisine oyulan ambarlar, geçmişte insanların emeğini ve ürününü nasıl koruduğunu gösteren eşsiz bir mirastır.
Taşkale’ye baktığınızda yalnızca taşları görmezsiniz.
Orada geçmişin emeğini, üretimini ve yaşam biçimini görürsünüz.ELMASIYLA, BUĞDAYIYLA, KOYUNUYLA…Karaman’ın hikâyesi yalnızca tarihi eserlerden ibaret değildir.
Bu şehir aynı zamanda üreten insanların şehridir.
Bereketli topraklarında yetişen elmasıyla, buğdayıyla ve diğer tarımsal ürünleriyle Karaman, tarımın önemli merkezlerinden biri olarak öne çıkmaktadır.
Hasat zamanı bahçelerde çalışan çiftçiler, tarlalarda alın teri döken üreticiler ve sabahın erken saatlerinde işinin başına geçen emekçiler, Karaman’ın görünmeyen kahramanlarıdır.
Karaman denildiğinde koyun da akla gelir.
Geniş meralar ve yaylalar, hayvancılık kültürünün yüzyıllardır devam etmesine imkân sağlamıştır.Karaman koyunu, bu kültürün en bilinen sembollerinden biridir.
Kısacası Karaman’ın bereketi; toprağında, üreticisinde ve emeğinde saklıdır.KARAMAN’IN ASIL ZENGİNLİĞİ: İNSANIBir şehri şehir yapan yalnızca binaları, yolları, meydanları veya tarihi eserleri değildir.
Bir şehrin gerçek kimliğini, o şehirde yaşayan insanlar oluşturur.
Karaman’ın en büyük zenginliklerinden biri de insanıdır.
Karamanlı; misafirine ikram etmeyi, komşusunun derdine ortak olmayı, büyüğüne saygı göstermeyi, küçüğüne sahip çıkmayı bilir.Aile bağları güçlüdür.Dostluklara önem verilir.Eski bir arkadaşlık, yıllar geçse bile unutulmaz.Yapılan iyilik hatırlanır, verilen söz önemsenir.Bu nedenle Karaman’ı tanıyanların hafızasında şehrin tarihî yapıları kadar insanlarının samimiyeti de yer eder.HUZURUN VE GÜVENİN ŞEHRİKaraman aynı zamanda sakin yaşamı ve şehir kültürüyle dikkat çeken Anadolu kentlerinden biridir.Mahalle kültürünün hâlâ hissedildiği şehirde komşuluk ilişkileri ve sosyal dayanışma önemli bir yere sahiptir.Karaman’ın sakinliği, şehir hayatının yoğunluğundan uzaklaşmak isteyenler için de farklı bir yaşam atmosferi sunmaktadır.
Burada hayatın ritmi bazen daha yavaş akar.Ancak bu yavaşlık, şehrin ruhunu kaybetmesi değil; aksine kendi değerlerini korumasının bir göstergesidir.GEÇMİŞTEN GELECEĞE KARAMANBugünün Karaman’ı geçmişiyle bağını koparmadan geleceğe yürüyen bir şehirdir.
Tarihi camileri, medreseleri, türbeleri, kaleleri, Taşkale’si ve doğal güzellikleriyle geçmişin izlerini taşıyan Karaman; tarımı, sanayisi, ticareti, üniversitesi ve gelişen şehir yapısıyla geleceğe de hazırlanmaktadır.Bir tarafta Karamanoğlu Mehmet Bey’in Türkçe mirası…
Diğer tarafta Yunus Emre’nin gönül dünyası…
Taşkale’nin taşlara işlenmiş tarihi…
elma bahçelerinin bereketi…Buğday tarlalarında çalışan çiftçinin emeği…
Yaylalarda sürüsünün peşinden giden besicinin alın teri…
Ve ailesi, şehri, memleketi için çalışan Karamanlılar…
İşte Karaman’ın gerçek hikâyesi budur.“VELHASIL ŞU KARAMAN, YAZILA YAZILA BİTMEZ…”
Karaman’ın güzelliğini anlatmaya çalışırken, bu şehre gönül vermiş Karamanlı şair Bekir Sıtkı Erdoğan’ı anmamak olmaz.
Erdoğan’ın Karaman sevgisini ve şehir özlemini anlattığı dizeler, adeta Karaman’ın geçmişine ve sokaklarına açılan bir pencere gibidir.Şairin;
“Karaman’a hasretliğim
Üzüle üzüle bitmez;
Yollar bir ip, dağlar düğüm
Çözüle çözüle bitmez…”
dizeleriyle başlayan şiiri, Karaman’ın tarihini, sokaklarını, insanını ve geçmişten gelen yaşam izlerini şiirin diliyle anlatır.Şair; Karaman Kalesi’nden Hatuniye’ye, İmaret’ten eski mahallelere kadar şehrin farklı güzelliklerini dizelerine taşırken, Karaman’ın yalnızca görülen değil, hissedilen bir şehir olduğunu da ortaya koyar.Ve şiirin sonunda söylediği o unutulmaz söz, belki de bütün Karaman’ı tek başına anlatmaya yeter:
“Velhasıl şu Karaman
Yazıla yazıla bitmez…”
Gerçekten de öyledir.Karaman’ın tarihi yazmakla bitmez.
Güzellikleri anlatmakla bitmez.İnsanının gönül zenginliği birkaç cümleye sığmaz.
Çünkü Karaman; yalnızca bir şehir değil, bir memleket sevdasıdır.KARAMAN: BİR ŞEHİRDEN DAHA FAZLASIKaraman; Karamanoğlu Mehmet Bey’in Türkçe mirasıdır.Yunus Emre’nin gönül dünyasıdır.Mümine Hatun’un manevi izidir.Kazım Karabekir Paşa’nın adını yaşatan topraklardır.Taşkale’nin kayalara işlenmiş tarihidir.Elma bahçelerinin bereketidir.Buğday tarlalarında dökülen alın teridir.Yaylalarda yürüyen koyun sürüleridir.Çarşıda kepenk açan esnafın emeğidir.Tarlasında çalışan çiftçinin umududur.Ve en önemlisi; zor günde birbirine sahip çıkan Karaman insanının vefasıdır.Karaman’ı birkaç cümleyle anlatmak mümkün değildir.
Çünkü bu şehirde tarih vardır.Kültür vardır.
Üretim vardır.
Emek vardır.
Vefa vardır.
Dostluk vardır.
Ve en önemlisi gönül vardır.
İşte bu yüzden…Tarihiyle asil, toprağıyla bereketli, insanıyla eşsizdir Karaman.
Ve Bekir Sıtkı Erdoğan’ın dediği gibi:**“Velhasıl şu Karaman,
Yazıla yazıla bitmez…”**








