Karaman’ın gözbebeği Karadağ’da özgürce dolaşan ve kentin kültür-turizm kimliğinin simgesi haline gelen Yılkı Atları, susuzlukla mücadele ediyor. Son günlerde bölgeden gelen görüntüler, hem vicdanları sızlattı hem de toplumsal sorumluluk duygusunu yeniden gündeme taşıdı.Yaz sıcaklarının bastırmasıyla birlikte su kaynakları kuruyan Karadağ’da, Yılkı Atları içecek su bulmakta büyük zorluk yaşıyor. Doğal yaşamın bir parçası olan bu atların hayatta kalma mücadelesi, karaman halkını derinden yaraladı. Sosyal medyada konuyla ilgili binlerce paylaşım yapılırken, vatandaşlar “Doğada hayvanı susuz bırakmak hem vicdani hem de dini bir vebaldir” diyerek yetkililere çağrıda bulundu.
Sessiz Kalınması Tepki Çekiyor
Vatandaşlar özellikle Karaman Orman İşletme Müdürlüğü ile Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğü’ne büyük tepki gösterdi. Kurumlardan herhangi bir resmi açıklama yapılmaması, kamuoyunda ciddi bir rahatsızlık oluşturdu. Tepkilerini dile getiren bir vatandaş şu sözlerle durumu özetledi:“Sorumluları da Yılkı Atları gibi susuz bırakacaksın ki, halden anlasınlar! Tok olan, açın halinden anlamaz.”
Geçici Değil, Kalıcı Çözüm Şart
Bazı duyarlı vatandaşların ve iş insanlarının bireysel çabalarla bölgeye tankerle su taşımaya çalışması takdir toplasa da, halk kalıcı çözümler istiyor. Sosyal medyada dile getirilen görüşlerde, “Bu iş kuyuya kova ile su taşımaya benzemez” ifadeleri dikkat çekiyor.Birçok vatandaş da “Kenar-ı Dicle’de bir kurt kapsa koyunu, gelir de Adl-i İlahi sorar Ömer’den onu” diyerek Hz. Ömer’in adalet anlayışını hatırlatarak yetkililere tarihi bir sorumluluğu yükledi.Doğa Kültürü Yok Olmasın
Yılkı Atları sadece bir hayvan sürüsü değil; Karaman’ın turizmine, tanıtımına ve kültürel kimliğine katkı sağlayan önemli bir değer. Her yıl binlerce turistin ilgisini çeken bu doğa harikasının yok oluşa sürüklenmesi, aynı zamanda kentin itibarına da zarar verecek.Halkın beklentisi net: Vatandaşların bulunduğu çağrıda, tüm yetkili kurumlar bir an önce harekete geçmeli, Karadağ’daki susuzluk problemi kalıcı şekilde çözülmelidir. Aksi halde bu sessizlik, tarih önünde büyük bir vebale dönüşecektir.








